• 17.10.2013 00:00
  • (2693)

 Partifırka, farklı görüşte bir gurup ve amaçları gerçekleştirmek için iktidarı hedefleyen örgütlenmelerdir.

Ama burası Türkiye, acaba burada böyle midir? Burada haklar, tanımına uygun kullanılmaz, mutlaka şartlara bağlıdır; devlet, bunu verirsek devamı gelir diyerek hakları kullandırtmamaya çalışır. Parti kurma ve olma hakkı da böyledir; partilerin, çerçeve dışına çıkamasın, sistem içi bir alt organ statüsünde kalsın diye zırh gibi kurallarla örülü 12 Eylül Siyasi Partiler Yasası vardır.

33 yıl geçmesine rağmen hâlâ adlandırma 12 Eylül Siyasi Partiler Yasası ise, 33 yılda gelen hükümetlere 12 Eylülist demek doğru hitaptır.

Neden böyledir incelenmelidir, ama bu yasayı sinirlenme katsayısı yüksek, adalete, demokratik hak ve özgürlüklere bağlılıkla analiz etmek zordur. Zira incelerken her an isyan duyguları kabarabilir. O yüzden genel başkanlara tanınan padişah yetkileri ve yasa ayrıntılarını Yargıtay başsavcılarına bırakarak, demokrasiye ve insan haklarına hemen batan maddelere bakılmalıdır.


Madde 4: 
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışırlar.

İnsanlığın aldığı bu kadar yol ve evrensel demokrasi kriterlerine imza atıp mutabakata vardığı bir gezegende böyle bir madde!

Sakinlik yorumda kalsın, o ilkelere (milliyetçilik, devletçilik, laiklik..) bağlılık esas alınırsa, CHP dâhil bütün partiler Atatürk ilkelerinden sınıfta kalır. “Devletin malı deniz, yiyen semiz” demeyen, devletçi parti var mıdır! Var mı sermayenin bir dediğini iki dedirten! Diyanet’le nasıl laik olunur! Küresel kapitalizmde bağımsızlık mümkün mü! Doğru mu! Evrensel kriterler varken, otoriterlik kriterleri/ Atatürk ilkelerine uyma zorunluluğunun nesi demokrasi!


4/ f
: “Partiler, Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.

Yani partiler eleştiri, yorum yapamaz, yaparsa, devlet ensesinde.


80
Siyasi partiler, T.C’nin dayandığı devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.

Partilere düşünce özgürlüğü yok! Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ayrı devlet isteyen partiler, hukuksuz!


81/ 
a: “T.C. ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.

Açıkça partiler Kürt, Çerkes, Alevi vardır diyemez. Partiler Alevi, Kürt ve diğerlerinin varlığını kabul ettiğine göre, buyurun parti cenazesine.


81/
b: “Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.

Yani Kürtçe vb. dilleri ve kültürleri konu edinen partiye kapatma davası açılabilir.


84: 
Siyasi partiler, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini korumak amacını güden:


a)
 Tevhidi Tedrisat, b) Şapka İktisası Hakkında, c) Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasıd) Türk Kanunu Medenisi.. 110 uncu maddesi, e) Beynelmilel Erkamın Kabulü, g) Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair, h) Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun hükümlerine aykırı amaç güdemezler ve faaliyette bulunamazlar.

Sayın Sabih Kanadoğlu başta olmak üzere tüm Eylülist Yargıtay Başsavcılar menüsü. Açıklaması da, devlet bir partiyi kapatmak isterse, madde bulur.


89
: “Siyasi partiler, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirmek durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136. maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.

Yani, partiler programlarında “Diyanet’e hayır” diyemez; devletin dini, dinî bir kurumu, böyle laiklik olur mu diye soramaz.

Neden kimse Diyanet’e yıllardır dokunamaz?

Belki de Murat Belge’nin yazdığı gibi askerî vesayetin yerini alacak olan Müslüman vesayetinin kurumsal biçimi Diyanet olacaktır, kim bilir!

Asıl soru AK Parti yeterli çoğunluğu olduğu hâlde neden bu partiler yasasına bir bütün olarak dokunmaz?

Dokunmak için sol, liberal, sosyal demokrat olmak gerekmez, burjuva olmak yeterlidir.

Öyleyse, AK Parti burjuva demokrat bile değildir.

O hâlde, piyasacı danışmanlar, AK Parti’yi zaten fiilen kanunlara takiyenin sürdüğü, hukukun kriterleşmediği, 12 Eylül’ün yasa ve ruh olarak yaşadığı şu koşullarda Partiler Yasası’nı bir anti-demokratik kriz ânında, “Partilere hürriyet çıkacak, demokrasi uçacak paketi!” için sırada bekletmektedir.

Bekletir bekletir, her köşe alkışçı, tünel ışıkçısı dolu nasılsa.


[email protected]