• 13.12.2013 00:00
  • (2630)

 Seçimler yaklaşırken seçmen kendi derdinde, ama siyasi partiler oy. Hele adaylar, makbuzuyla, yüksek ve derin ilişki peşinde.


E, maalesef öyle, seçim deyince, öncelikle demokratik bir işlev, seçmek, seçilmek değil de, kazanmak, ne pahasına olursa olsun kazanmak gelir akla.

Oysa, işlevine uygun seçim, umuda yolculuk, yeniyi arama ve keşifse, medeniyetsiz doğa kadar özgürlüktür.

Özgürlük mutluluk.

Hele o seçim, bir de duru ve adil olursa..

O insanlığın yıllarca kanı canı pahasına elde ettiği seçme seçilme hakkından tabii ki vazgeçilemez.

Esasında seçimde lekeler, sistemin kendi içinde, ama gel gör ki, ne seçmenler, ne de seçilenler bunun bilincinde.

Sistemin yasası bu; oy da, cepteki para gibi pazarlayanın direktifinde. Siyaset artık alınıp satılan bir mal yani meta.

Öyleyse temiz, adil bir seçim için oyların metalaşmasını önlemek için de seçimi kazanmak gerek.

Sonra, kim kime, niçin oy vermeli?

Halk kendi partisine ama hangi parti halkın partisi, onu irdelemek gerek.

Halk, egemen sınıflar dışında kalan, emeğiyle geçinen toplum kesimleriyse, egemen sınıfların partilerine oy vermemeli.

Peki iktidar, ana muhalefet ve yavru muhalefet partileri, halkın partileri mi?

Türkiye’de sendikasızlık ve denetimsizlikten ötürü vahşi bir şekilde süren sömürü sistemi ve onu yöneten iktidar ve onunla sistemsel olarak aynı düşünen ana ve yavru muhalefet de bu konuda iktidarla suç ortağı. Dolayısıyla işçi-emekçi hakları 12 Eylül 1980’den beri raflarda örümcekli dosya ve emekçi cinayetleri vaka-i adiye.

Başta Kürtler olmak üzere ulusal ve kültürel haklar, anadilde eğitim hakkı ivedilikli olmak üzere çözüm beklemekte; silahların susuşuyla süren barış sürecini kalıcı hâle getirmek için yasal adımlar atılmamakta; ana ve yavru muhalefet, iktidar kadar bile mış gibi yapmamaktadır.

‘Ateş düştüğü yeri yakar’; barış süreci, Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin tek yanlı sorumluluğuyla yürümektedir.

Başta Aleviler olmak üzere Müslümanlık dışındaki inanışlar da yasal teminat altına alınmamakta; laikliğin önündeki engel olan Diyanet’i kaldırmak akıldan dahi geçmemektedir.

AB ile görüşmeler askıda, demokratikleşme adımları atılmamakta; üstüne üstlük Başbakan, iktidar oluş nedenlerini unutarak otoriter devletlere (Şangay İşbirliği Örgütü) bizi içinize alın diyebilmektedir.

Dış politika, yoksul halk çocuklarının canını hiçe saymakta ve yine muhalefet, savaşa vize veren tezkerelere oy vererek iktidarla at başı gitmektedir.

Roboski, hasta tutuklular, seçilmiş tutuklular, terör yasası, seçim barajı, yaşam tarzına müdahale vb. daha çok sayılabilir.

O hâlde hayata dair bakıldığında görünen, iktidar da, ana ve yavru muhalefet de halkın partileri değildir.

Tüm emekçiler, ama özellikle Kürtler, Kürt burjuvaları, AK Partili, CHP’li ve MHP’li emekçiler dâhil, bu seçimde barışı yasalaştırmayan bu egemen devlet partilerine, AK Parti’ye ve AK Parti’den beter Kürt hakları karşıtı CHP ve MHP’ye oy vermemelidir.

İktidarlar kendine oy veren halka hak vermez.

Hak verilmez, alınır!

Halk kendi partisine oy verip haklarını alır.

Oy bölünür, bir işe yaramaz dedikodusu, yılların aldatmacasıdır; halkın partilerinde sayılan her oy bir hak istemidir.

“Oy vermezsen iktidara, hak vermez sana” demek, tamamen kişiliksiz bir politikadır; halkı tehdittir.

Seçimlerde doğru politika doğru ilkeler etrafında birleşip doğru yöntemlerle yürütülmelidir.

Kirli araçlarla gelen iktidar, kirli yürür.

Halkı, emekçileri temsil ettiğini iddia eden sol ve demokratik güçler, egemen partilerin eteğinden inmeli, artık kendi ayakları üzerinde yürümelidir. Sol, beş senden bir benden olsun takasına girip egemen güçlerin hiçbirini tercih etmemeli, halkın politikasını yedeğe vermemeli, ortak ilkeler üzerine ittifaklar kurarak ve bunu da kapalı kapılar ardında değil, açıkça ilan ederek yapmalıdır.

Umutsuz olmaya mahal yoktur, zira siyasal olaylar aritmetik değil geometrik gelişir. Türkiye’de bu gelişimin potansiyeli vardır; talep edilen haklar halk nezdinde maddi güç olmaya yönelmiştir, siyaset toplumsallaşmaktadır ve olgular, gelecek aydınlık günlerin müjdesini vermektedir.

Önümüzdeki seçimlerde oylar oya gibi işlenmeli, halk kendi partilerinde özgüven bulmalı, balkonlardan sahte nutuklar yerine kendi barış güvercinlerini gökyüzüne salmalıdır.


[email protected]

http://www.taraf.com.tr/ilker-demir/makale-oy-yoksa-hak-yok-halki-tehdittir.htm