• 1.01.2014 00:00
  • (2764)

 “Yerli Aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Hint Avrupalı Hitit kralı Pithana’nın oğlu Anitta, Hattuşaş’ı fethederken 50 cm. çapındaki dinozor yumurtalarıyla karşılaşır.” 

İnternetten. Kopyala, yapıştır, alla pulla, dantelle, renkli bir kutuya koy, hemen yanına da hicveden bir karikatür ve tabii Tunç Devri uzmanı, olabildiğince bol titrli bir tarihçinin destekleyici açıklamasını da ekle; sayfa hazır. 

Sonra gelsin tiraj. 

Bilgi yanlış mı, doğru mu? Önemli mi! İyelik muhafaza edilsin yeter.

Burası Ortadoğu’nun kuzeybatısıdır, bütünde Trakya’nın oranı kadar bile Batılı/Avrupalı değildir. 

Türkiye’de her şey diğerini inkâr ya da görmeme üzerinedir. Muhakeme, mantık, emek, değer yoktur; en küçüğünden en büyüğüne “doğru”, geçerli olan aidiyettir. 

İlke- prensip, tutarlılıkla geminin dümeni döner mi!

Bugünün yanlışı yarın doğru. Ya da tersidir.

Gerekçe bazen ekmek, bazen yaşam korkusu, ama motivasyonun en yüksek çıtası aidiyete sadakattir.

Mesela 1987’de Filistin çocuklarının intifadası için sağ ve solun tüm renklerinin verdiği destek hafızalarda ve belgelerdedir. 

Tüm yazı ve eylemlerde indifaya övgü vardır.

O övgüler konu Kürt çocuklarının intifadası olunca bağlaca takılır. 

Şovenler belli de, solcuların ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını kayıtsız şartsız desteklemeleri nerededir? 

Siyonist “sol” olur da milliyetçi “sol” olmaz mı? Acaba İsrail’dekilere mi özenmişlerdir, analize değerdir. 

Filistinli çocuklara hak olan neden Kürt çocuklara olmaz? 

Hakların dini mi vardır? 

Dilin, kültürün dini mi vardır? 

Halayların, türkülerin, düğünlerin, ninnilerin dini mi vardır? 

Aidiyetin adaleti yoktur. 

Aidiyetin çıkarları vardır. 

İlke prensip değil, aidiyet ne derse, zihni ve izni onu der. 

Mesela yolsuzluk. Yolsuzluğu yazanlar, aynı aidiyetçi “sol” ve sağa sor; o anda aidiyetin çıkarları neredeyse, cevapları odur.

Kim suçlanmakta? Sonuç bellidir. 

Kavramsal değildir, basit ve sığdır algılar. 

Zihinlerinde arama yapılır, örgüt, hücre, suçlu bulunur, önce zihinlerde kodese atılır. 

Bu, egemen zihin. 

Türkiye’deki düzey, eşitlik, adalet, hak ve özgürlükler bağlamında, insanlığın aldığı yolun çok gerisindedir. 

Bu bağlamda yolsuzluğun açığa çıkması hukukun değil, egemenlerin iznine bağlıdır. Operasyon onların istedikleri noktada durur. Kapsam ve icraat onların çıkarlarının kaldıracağı kadardır. 

E, o zaman bunlar neden dürüstlükten bahseder? 

Kendi icraatlarının sonuçları değil mi bunlar.

Bu ihtiyarlara gençken ‘ekmediğin yerden biçeceksin’ diye öğütler verenler kim? O günün büyükleri, sistem öğretti onlara, daha çok kazanmayı, hasmını geçmeyi, yenmeyi. 

Neden payınıza düşen etkenlerde susmaktasınız?

Yetmedi mi tarih boyu iktidar için zehirlediğiniz beyin, hücrelerde çürüttüğünüz isyan, idam sehpalarında kıydığınız eşitlik ve adalet? 

Sisteminiz eşitlik, adalet ve barış üretemez ki! Çünkü mayasında sömürü ve şiddet var.

Peki, sizin teknoloji dışında Hitit kralı Anitta’dan ne farkınız var? 

Onun gibi hayal kırıklığınıza karşı gökyüzü laneti(*) dileyebilir misiniz?

Bu operasyon kapitalizmin aidiyetidir.


(*) 
fırtına


[email protected]