• 24.01.2014 00:00
  • (2777)

 “Burjuvasını söyle solunu söyleyeyim” dense, doğru sayılır. 

Türkiye’de sermaye, devlet çiftliğinde el bebek gül bebek büyür, biriktikten sonra devletin, sermayenin sahibi ve burjuva olur. Ama bu kamburu sürekli taşır Türkiye burjuvası. Bu kambur kurucu gücün hep elde biri, her daim, hep kolaylaştırıcı olur. Sistem ve rejimin çıkarları tehlikeye girdiğinde darbelerle içeri girer, tadilatını yapıp vitrini terk eder. Askerin bir ‘öhö’sü seçilmiş başbakanı fotörüyle terk ettirmeye yeter.

Askerî vesayete gıkını çıkaracak bir burjuva bulunamaz Türkiye’de. İşte bu ahvalde, birikmiş problemleri, isyan hâlindeki Kürt mağduriyetini ve demokratik açlığı yanına alan AK Parti, yılların habis uru askerî vesayeti geriletti. Yok etmedi, sadece geriletti. Çünkü AK Parti’nin vesayet karşıtı bir düşüncesi, perspektifi yoktu. 

Demokratik açlığa atılan demokratik adımlar, ki AB ile uyum için ve devletin kendini zorunlu düzeltmeleriydi , bazı sol kesimi kendinden geçirdi. Onlar AK Parti’de olmayan nitelikleri AK Parti’ye vehmetti. Gezi isyanı ve Başbakan’ın ceberut devlet yüzü açığa çıkmasa, neredeyse “vesayet bitti, sıra Mess’te” diyeceklerdi. Gezi, ama fakat gibi bağlaçlarla ve kem kümle atlatıldı, ama 17 Aralık operasyonları, bu eski ‘hızlı solcu’ların hayallerini hızla yerle bir etti. Olacak gibi değil, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, görüntü kirliliği gökdelenler boyu, en hırsızın bile karşı çıkamayacağı bu ahlaksızlık iddiaları ‘güvenilen dağı karla doldurdu’.  Oysa daha AK Parti’ye teori üstüne teori, güzelleme üstüne güzelleme düzeceklerdi! Olmadı! Alışıklardı, karşılandı, hiçbiri hamisiz kalmadı. Bir tarafın Tayyip’i diğer tarafın Gülen’i oldu. Sol tarih ve zihin kaşarlıydı böylesi duruma; bu ayrıma bölünme der mi; tarihî sürecin sonucuydu; zaten epeydir belliydi; ayrı safa düşenler, olsa olsa, çürüklerin ayıklanmasıydı. E, o zaman, durmak yok, övgüler üretmeye devam.  Sivrilsin kalemler/ klavyeler, yeni duruşu allayıp pullamaya.

AK Parti mi daha demokrat, Gülen hareketi mi? Başka alternatif de ne ki! Neden 17 Aralık’ta başladı operasyon! Baskı grubu da neymiş, en bi paralel devlet, yıkılacak elbet!. Tam demokrasi paketleri çıkacak, Kürt sorununda adımlar atılacakken.. Dış güçlerle birleşen derin güçler.. Ham yapar bu Haşhaşîler! Demek ki, cendereye dönüşmüş 12 Eylül rejimi, uzantıları, Terörle Mücadele Kanunu, KCK, takipsizlik kararı verilen Roboski’de bombalanan 34 canlı, börtü böcek, doğa, kanıta kadar masumiyetler, hâlâ aynı Hrant’ı vuran nedenler, her yol mubahlar vb. Ya yılların güle oynaya paylaşılan iktidarı/ koalisyon, tüm icraata ortaklık! Hangisi, hangi programda, hangi demokrasi ve özgürlük anlayışı evrensel anlamda demokratik küresel seçenek! Sermaye anlamındaysa küresellik, eyvallah, ona yok bir diyecek. Ama bunlara ne gerek!

AK Parti egemen güçlerin siyasi hareketi, sistemleri kapitalizm, rejim 12 Eylül; İslamiyet üst yapıya sos. En fazla baskıyla burjuva demokrasisine evet diyecek bir siyasal hareketin, insanlığın birikimini Türkiye’nin anayasasına koymasını beklemek bırak solculuğu, azıcık muhakemesi olanın umacağı bir şey mi!

Ya Gülen hareketi! AK Parti’den çok farklı bir dünya görüşü mü var! Hizmet Hareketi, devlet yanlısı ve mutlak itaat hiyerarşisi olduğu için bir sivil toplum örgütü değil, ama iradi ve doğal bir baskı grubudur. Baskı gruplarının karar alıp denetime katılma hakkı tabii ki vardır. 

Her iki hareket de, halkın doğrudan çıkarlarını temsil etmemekte, ancak kavgaları halka doğrudan zarar vermektedir. Her iki hareket de, doğaları gereği demokrat olmadıkları için birbirlerine aldıkları tutumlarla belgeler vermektedir.

Durum bu ahvaldeyken Kürt lider Öcalan tam tartışmanın bu en hararetli yerinde, tam anti AK Parti cephe mutlak hâkim olacak beklentileri içinde, “yangına benzinle gitmeyiz” diyerek gündemdeki tartışmaya girmekte. Kürt örgütleri Türk partilerine oy yok diye bir kampanya hazırlığında. Kimileri hayal kırıklığına uğradı, ama onların onurları acı içinde. Kürtler devrimden sonra değil, hemen hak derdinde. Ve ilk basamakları sosyal değil bir burjuva değişim. Doğru, yanlış, kendi kararları. 

Ulu ve ‘sol’cular, devletçi, eski, tembel, yorgun, ama hepsi hamici. Aslında birikimleri olduğu hâlde geçmişte boşa harcadığı zamandan dolayı belki, yeni için yok mecali. Eskisi zaten doğru ve sol da değildi, herkesi kapsayacak yeni sol da yok, o hâlde bunlar artık akıl verdikleri çevrede fiili danışmanlar. Burjuvaları ne kadar burjuvaysa, bunlar da o kadar solcular.

 

[email protected]