• 20.08.2017 00:00
  • (2067)

 "Bir de “tarih” çıktı karşımıza: 17 Aralık! Fethullah Gülen’in devlet içinde, temelinde siyasi İslâm yatan bir örgütlenmeye girmiş olduğunu 17 Aralık’ta öğrenmiş oluyoruz. O zamana kadar bundan haberimiz olmamış. Böyle bir örgütlenme olduğunu bilmeden iktidar olmuşuz, başbakan olmuşuz. Sonra birden 17 Aralık tarihine gelmişiz ve gerçeklik ortaya çıkmış. Meğer “bitsin bu hasret” falan dediğimiz adam devlet içinde örgütleniyormuş, meğer “Ben onlara kefilim” dediğimiz savcılar da onun adamı olarak bu örgütlenmenin içindeymiş, meğer…

Bu durum iktidarın “nesnel gerçeklik” denen şeyle ilişkisinin mahiyetini çok iyi anlatıyor: Gerçeklik benim olmasını istediğim şeydir; dolayısıyla herkes de benim anlattığım şeye inanmakla yükümlüdür. İnanmamak suçtur." demiş Murat Belge.

sakin, hukuki ve en önemlisi Türkiye'de hakim olan düşman kültürün tersi bir dille yazmış.

bu dili sağcısı da muhafazakar solcusu da hem beğenmez hem sevmez.

yazı dediğin kodumu oturtacak, bir koç yiğit narası gibi dalga dalga korku salacak!

yazı dediğin karşıtını mosmor edecek!

Belge'nin yazdığına yazı mı denir?

bir yalvarmadığı kalmış!

'bunun gibisi Kırıkkale'de çok!'

bunun gibi çok liboş var saymakla bitmez.

yok tutuklama nedenleri hukuki gerekçe olamazmış, dayanaklar çürükmüş filan.

o öyle mi denir?

sizin hukukunuza da, gugunuza da diye başlanmaz mı?

tutuklayan elleriniz kırılır, sürüm sürünürsünüz, yaptığınızı misliyle çekersiniz, ey bre zalimler filan demeden olur mu?

aynı kültür içerikli dille karşıyı kanırtmadan olmaz!

iktidarın tersinden aynısı olmalı.

bir farkın kalmasa da olur!

yeter ki kana kan intikam/kıssas yerine gelsin, okuyan bir oh desin.

iktidar nabzı bilmekte, boşuna şiddeti ısıtıp ısıtıp sunmamakta.

farkın farkında olsa bu dille "rahatlamak" ister mi, her dakika liboş cikleti çiğner mi, bu halk ve halkın dostları olması gerekenler?

bu, kızınca küfür zannedip liboş diyenlere sorsan, liberali de bilmez.

bunlar, liberal, liberty'den türeme, özgürlük, o uğurda uğraşana da libertarian/özgürlükçü dendiğini asla bilmez..

cahil, siyaset literatürü cahilidirler.

liberal birey özgürlüğünü öne çıkardığı için devletçiler karşıdır ama amaları toplumun değil devletin çıkarları içindir.

bir solcu liberalizme bu bağlamda karşı çıkmaz.

aksine liberallerden daha çok bireyi, bireyin özne olmasını savunduğu için liberalleri yanına alır, siyaseten toplumcu olmadıkları için liberalleri eleştirir.

üstelik devletin yanında durmak liberal olmaktan çok daha geri halk karşıtı bir yerdir.

sol otoriter düzeni savunmaz.

ama "bizim" muhafazakar "sol"cularımız egemen rüzgarın oturttuğu köşelerden boyun damarları dışarı fırlarcasına bir öfkeyle "liboşlar!" diye milli hisli parmak sallar, sanki liberaller kişisel çıkarları söz konusu olduğunda onlardan daha fazla ceddin deden olamazlar gibi.

ey önceki yüzyıllarda masum hislerin kurbanı gariban, hiç devletçilikle devrimcilik yan yana durur mu?

devletçi olan sivil bile olamaz, bilmez misin?

ne edilir, devlet halkı böylesi günler için yetiştirmeye gayret etti.

devlet böyle yetiştirdi, bugünlere hazırladı, halk kendi düzenini kuramasın istedi.

o yüzden bu devlet/çiler, başına sağ veya sol koyun fark etmez, devletin ana gidişatını eleştirenleri hemen tefe koydu.

ana gidişata karşı olanı tescilli düşman ilan etti.

çoğunluğun cahilane ama masum hassasiyetinden biri eleştiriye uğramaya görsün, hain paydalı cümleler bazen Altan kardeşler, bazen Ali Nesin, bazen Murat Belge, isim aklına gelmeyince Yetmez Evetçiler başlığıyla temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp ortaya sürüldü.

halkın cahilleri de, sol adına kılıç kalkan ekibi olup devletin yanında yer aldı, alkış tuttu.

ey solcu, ey halk evladı, düşmanlaştırmadan eleştiri, yerinin halkın yanı, demokrasi safları olduğunu unutmadan.

halkın diliyle yaz, halkın diliyle oku.

senin yerin emeğin yanı, sömürenin/egemenin değil.

dilin, halkın dili, hukuk, barış, doğa, can dili.

evrensel dil.

haydi canlar bir olalım!

yaşamı çoğaltalım.