• 21.10.2017 00:00
  • (1823)

 bir Türk veya Türkiye kökenli biri bir konuda Türkiye dışında bir başarı kazandığında, haber olur.

falan şehirli filan, şu kadar yarışmacının arasından dereceye girdi veya bir Türk kökenli Avrupa'nın bir yerinde milletvekili veya bir kuruma başkan oldu, bir ödül aldı, medyada hemen yer bulur.

hatta manşet olur.

bunun için şampiyonluk, mansiyon şart değildir, dereceye girmesi yeter.

hele yarışmada bir de Yunanlı varsa ve geçmişse medyanın da, izleyenin de keyfi zirvedir.

haber allanır pullanır, görmediğin oğlu olmuşcasına verilir.

verilen haberdeki çürük bilgilerden kime ne, tüm aidiyet bayram eder ama en çok da Türkiye dışındakiler.

gurbetçilerin yürekleri kavruktur.

hasret yanıp tutuşturur onları.

köylerindeki şarıl şarıl akan koca pınarı, mis kokulu elmalığı, dağlarında tüten buram buram dumanı, gelirken üstünden geçtiği galata köprüsünü, boğazı, Eminönü'nde yediği balık ekmeği mi özlemez!

onlar topraklarının evlatlarıdır.

her galibiyet kavuşulmaz bir özlemin haberidir.

her aidiyet galibiyeti özlemi üreten yüzeysel nedene duyulan bir hınç, öçtür.

"ey Avrupa/Amerika duy Türk'ün sesini" içeriğinde sloganlar atılır.

neslin deden veya yaşa Mustafa Kemal Paşa vb söylenir.

hatta "ele" belli etmeden için için ağlanır.

Türkiyeli insan, diğer ülkelerin yoksul halkları gibi işte!

gurbetçiler ekmeğinin peşinde koşan birer candır, ama özne insan, özne can değil, Türkiyelidir, Türk'tür.

hele Türkiye dışındaysa biraz daha fazla Türk'tür.

devlet onları öyle yetiştirmiş ve oralara yollamıştır.

bu bir suç, günah değildir.

bu durum, oranı değişik, dünyada sermayenin kapitalizm aşamasına uygun ulus/devlet olma anlayışının zorunlu bir gereğidir.

peki ama konu, galibiyet nedir, sonuçtan ötesi gurbetçilerin veya halkın ipinde midir?

başarı, bir yarışmada alınan daha iyi derece.

diğer yarışmacıyı geçtiği için alınan bir galibiyet değil.

bilimsel ve azimli çalışmaların sonucu/ürünü.

o sonuç bazen bir Türk, bazen bir İngiliz ve Yunan'ın ama ille de bilimsel yol ve yöntemlerle çalışanın.

başarının sebebi etnik veya dini değil doğrudan doğruya çok çalışmayla, bilimle ilgilidir.

ama bilimi kılavuz kabül etmeyen zayıf ekonomi ve demokrasili ülkeler zayıflıklarını örtmek ve komleksini açığa çıkarmamak için galibiyeti abartır nedeni halka doğru açıklamaz.

bu devlet kültürü, halkta her galibiyette motivasyon ve gerçek nedenden uzaklaştırmak için etnik ve inançsal değerlerle sıvalı bir öç alma duygusu üretir, üretmek ister.

oysa tüm dallardaki sonuçlar insanlığın kazanımıdır.

kazancın öznesini insan hatta canlı görmeyen her bakış benzer yanlışlarla doludur.

yaşamı doğmak büyümek ve insanlğa yararlı birey olmak, bunun için hak ve özgürlüklerden yana olmak ve geliştirmek gerekir.

Mendel, insanlık için genlerle oynamış, genleri açıklamış bir bilim adamı.

ama insan genleri değil insanı, canlıyı sevmeli.

insanlığın her başarısına sevinmeli, sevinci ve yaşamı çoğaltmalı!

[email protected]