• 6.02.2017 00:00
  • (1946)

 Cumhurbaşkanı bir konuşmasında;

"OHAL'i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Biz göreve geldiğimizde Türkiye’de OHAL vardı ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Ama şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır burada greve müsaade etmiyoruz çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız. Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i.”

demiş.

itiraf gibi.

açık ve duru ve de kıvırmadan, cepheden, sermaye sınıfının siyasetini uyguladığını ifade etmiş.

muhaliflere iş bırakmamış, kırk dereden su getirip işçi karşıtı oluşu, grev hakkını tanımadığı, kanıtlanmaya gerek kalmadan ortaya konmuş.

daha ne olsun?

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK, TMMOB ve TTB ile ortak yaptıkları "Emek ve Demokrasi Güçleri OHAL’i Sorguluyor” forumunda Cumhurbaşkanı'na sormuş:

"OHAL millete karşı değil dediniz, biz millet değilsek, millet kim?"

"işçilere nasıl millet demezsiniz, biz milletin kendisiyiz, gidecek başka ülkemiz yok!"

işçi sınıfının devrimci örgütünün soru ve sorunu bu.

liderin sorusuna bak, sınıfın siyasal düzeyini anla!

millet ne sayın başkan?

millet, sermaye sınıfından en yoksuluna, sınıf ve tabakalardan oluşan, aynı coğrafya, ekonomi ve ruhi şekillenme içinde olup aynı dili konuşan bir topluluktur.

kağıt üstünde işçiler milletin bir parçası.

ama izahı ayrı bir konu, ama parçası olduktan itibaren de, üretim ilişkilerindeki objektif konumu itibariyle kopanı.

işçiler, bu sınıflı toplumun çalışanı, işgücü sömürüleni, örgütlenmesine, tıpkı diğer emeğiyle geçinen halk/lar gibi ekonomide ve siyasette yönetime katılımına imkan tanınmayan bir sınıftır.

işçiler dünyanın her yerinde sömürülebilir, ürettiği değerlere el konulabilir; sömürülmenin memleketi, artı değerin milliyeti yoktur.

işçilerin ve sermayenin vatanı olmaz.

millet sınıflı toplum, kapitalizm, sömürü demek, işçiler ve tabi sol, milletten değil, halktan ve sınıfsız sömürüsüz toplumdan yanadır.

DİSK'in de bu minvalde hak ve özgürlüklerden yana olduğu biliniyor.

ama sayın başkan neden öyle bir soru sordu ve sorun saydı bilinmiyor.

bir dalgınlık mı oldu, siyasi danışmanı mı yok?

bu, bir işçinin, hele liderinin hiç olmayacağı bir yerde, bir devlet partisinde oluşundan kaynaklı bir durum mu?

hani o partinin öz felsefesine göre millet, sınıfsız kaynaşmış bir topluluktur; herkes Türktür, Müslümandır, her şey tek tektir ve devlet içindir vs.

sayın Kani!

lütfen dikkat edin, bilimsel evrensel yaklaşıma ihtiyaç var yani.