• 26.01.2018 00:00
  • (1669)

 Devlet nedir? 

İlkel komünal toplumdan sonra egemenlerin mülkü koruyup kollamayı, sosyal hayatı düzenlemeyi yönettiklerine/halka kabul ettirdiği egemenlik mekanizması/aracı, örgütü, örgütler toplamı.  

Günümüzün egemen  sınıfı sermaye ve icra kurumları.  

Geçtiğimiz günlerde sermayenin tüm ekonomik ve siyasi örgütleri Suriye şehri Afrin'e çıkartma kararı aldı.

Alınan karar eski kanun devletini bile arattı.

Çünkü bu bir işgal demekti ve işgal hukukta suçtu.

Azıcık hukuki ve insani duyarlılığı olan herkes içinden veya dışından slogan attı:

"İmdaat! Türkiye'ye acilen bir hak hukuk devleti lazım!" 

Hak hukuk adalet diye şişinen CHP işgal kararına tam onay verdi, demokrat kalamadı. 

Bir ülkenin rızasını almadan o ülkeye girmek işgal; işgal bir şiddet; CHP'li "sol"cular mahçup, çünkü şimdi şiddet peşindeler. 

Sermaye veya devlet, partisinin sadakatinden memnun.

Devletin öncü müfrezesinin militanları, ezberlerini tekrarladı: 

"Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır!"

Erdal İnönü ve Aydın Güven Gürkan'ın kemikleri sızladı, nutuk kelamlarının boynu bükük, sosyal demokrat ilkeler, proğram utanç, demokrasi kayıp içinde kaldı. 

O iri vaadlerine rağmen, vatan demek devlet demek değil; her canlının haklarıyla yaşamaya hakkı var, farklı düşünme ve davranma her koşulda geçerli bir haktır bile diyemediler.

PKK veya YPG bahane, Afrin'deki sorunu orada yaşayanlar çözer, kendileri karar verir, terörüne, yönetimine de diyemediler.

Kasaların geleceği adına bölgede nüfuza ne lazımsa tam onay veren sözde sosyal demokratlar diye tarihe geçtiler.

Demokratik ana muhalefet lazım ama önce demokratik muhalefeti hapisten çıkarmak, bunun için demokratik bir devlet lazım.  

Aslan "sosyal demokrat"lar hınkçılığa devam eder de kaplan muhafazakar/liberal demokratlar durur mu? 

Öyle değil mi sayın Etyen Mahçupyan?

Her ne kadar danışılacak kadar yakındıysa da devlete, o bölgede en azından bir vaha kadar burjuva demokratlık beklenen Mahçupyan, hak ve özgürlük çoraklığında serap oldu. 

"..Türkiye Suriye'deki doğal partneri Sünni Arap muhalefeti etkili bir güce dönüştüremeyince 'göbeğini kendi kesmek' zorunda kaldı." (*) diye yazdı.

Yerli mi paramiliter mi olduğu tartışmalı güçlere öznelik yükleyecek kadar abes bir sadakatle hükümet icraatını siyaseten haklı buldu. Hukuk analizinde yoktu. Siyaset hukuka karar verirse diktatörlük olmaz mıydı sayın Mahçupyan?

Kendi dese de eskiden de "usefull idiot" değildi de sayın Yıldıray Oğur, aynı yerde yazmakta diye mi benzer yanlış içindeydi bilinmez, ama bu kez  yazı duruşu sanki daha çok "pure handy". Çünkü  her daim çalışkan yazıları, bildiği kadar yorumu, alçak gönüllü bir "cin"lik içinde. Saf, yivsiz, setsiz bir zeka ürünü bile denebilir onlara, çünkü çok yönlü bilgi eksikliği içinde.  

"Savaşa hayır" demek her zaman ahlaklı pozisyonu da temsil etmez. Örneğin ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'na girmemesi için "Savaşa Hayır" pankartlarıyla gösteriler düzenleyen Amerikalı pasifistler, katkıları olan o zaman kaybında ölen, yakılan insanların akıbetlerinden de sorumlu olmuştu.' (**)

Söylem mealen, "her türlü savaşa hayır denmez". Bu argüman kimi bitkin solcuların yüreğinin yağını eritti belki, " vaay solu nasıl ne zeki buluşlarla yıpratmakta, cin gibi muhakeme!" diye, ama Oğur'un bu yorumu "haklı savaş"ları hicvi eşliğinde iki yakasından yakaladı. İlk bilinmeyen, işgal ile direnme hakkı farkı. Çünkü Hitler'inki saldırganlık. Her sakallı dede değil. Saldırıya karşı duruş bir direnme hakkı fiili. Esasında farkında olmadan verdiği örnekle Afrin'de direnenlere yardımda gecikmemek lazım dedi. 

Ey tüm sayınlar!

Türkiye'ye acilen devlet lazım!

Savaş propagandası suçtur, barışı savunanlar gözetimde. 

Devlete fener olsun diye hukuki alıntı lazım.  

BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (1966) Madde 20- Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır. 

Türkiye Sözleşme'ye taraftır (2003). 

Devlete Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi lazım. 

Beyannameyi meydan meydan haykırmak lazım.  

İşte Türkiye'nin  yüz akı aydınların işgale karşı Ak Partili milletvekillerine mektupla hukuksuz tutuma tepki: "Ülkemizde ve bölgemizde savaş değil sulh ve sükûn istiyoruz." 

Avrupa'da da 55 kurumdan tepki: Savaşa karşı barış için mücadele!

Yetmez! 

Daha fazla barış sesi lazım.

Türkiye'ye burjuva hukuku ve barış içinde yaşam lazım. 

Acilen yerli ve hukuki bir devlet lazım!  

(*) Karar gazetesindeki makaleden.

(**) Karar gazetesindeki makaleden.