• 10.04.2018 00:00
  • (2432)

 Devletin sanatçıları geçen hafta Afrin işgalini kutlamaya Hatay'a gitti.

Birkaç hafta önce de Boğaziçi Üniversitesi'nde de bazı öğrenciler kutlama lokumu dağıtımına bazı öğrenciler işgalin lokumu olmaz, yası olur deyince gözaltına alındı.

Oysa Türkiye halkı 50 yılı aşkın gururla kurtuluş savaşı filmleri izledi, işgale karşı bilendi. Halk filmlerde, düşman işgalinin haksızlığını öğrendi, hiçbir ülke işgal olmasın diye dualar etti, her filmin sonunda işgalcilerin kovuluşunu coşkuyla alkışladı.  

İşgale lokum dağıtan öğrenciler de, Hatay'a giden sanatçılar da, karşı çıkanlar da bu toplumdan çıktı.

İfade hakkı var da, yaşasın savaş, kahrolsun barış denemezdi, suçtu, ama Türkiye burası, bazen normlar egemenlerin çıkarına doğru amuda kalkardı.

Evet evet, maalasef suç serbestti.

Hukuki değil, devlet hali, HDP dışında parlamentodaki tüm partiler bu hali destekledi. 

Mesela ana "muhalif" devlet sosyal otokratı CHP, hem destekledi, hem gaz verdi, değerleri hep geriletti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında, "sanatçı savaşı savunmaz; zalimden yana olmaz; bir ülkenin değerlerine ve inançlarına saygı gösterir" dedi ve aynı anda dediklerine tam tezat devam etti: "Şehidimizin daha kanı kurumadı. Toplanmışlar bir grup güruh, efendim, davul zurna klarnet şarkılar türküler. Bulunduğunuz apartmanda bir kişi hayatını kaybetmişse televizyonu bile açmazsınız.."

Sanatçı zalimden yana olmaz dedi, oysa kendisi Yenikapı, dokunulmazlık, tezkere ve işgal kararında hep devletti. 

Evet hala, 17 yıl sonra da aynı teraneye devam etti, ama Ak Parti'yi bir türlü devlet yönetmeye layık görmedi. 

Esasında CHP, ne savaşa ne kutlayanlara karşı çıktı, kendisi desteklensin istedi, sermayeye "Ak Parti'yi alma beni al" dedi.

Hele Kılıçdaroğlu'nun şu, "Bu rezil adamlar ve onları oraya götüren adam, yüreğin yetiyorsa bir Afrin şehidinin evinin bulunduğu sokaktan geç, bir de yaylalar türküsünü söyle. Gücün yetiyorsa ve ahlak kalmışsa." diyen kibirli, kendini has, onları hakir gören cümlesiyle, acıya mı karşı çıktı, acıdan nemalanmaya mı, kendi nemalanamayışına mı, belli değildi. 

Ama daha "akıllı" temsil ederim nakaratını söylediği kesindi.

Hadi CHP merkezi sosyal otokrat da, içindeki sosyal demokratlar nerede, bu tutarsızlığa, bu halka karşı olan devlete hayır diyenlere omuz verme zamanı gelmedi mi?

Sosyal demokratlar, CHP merkeziyle birlikte devletin simge ve hassasiyetleri üzerinden yürüye yürüye son hak ve özgürlükler de uçurumun kenarına geldi. 

Sosyal demokratlar, bir hareket için CHP derin merkezinin, Ak Parti'ye ilan günü 19 mayıs 2019, rejimin adı "Kemalist İslam Cumhuriyeti" olsun önermesini mi beklemekteler?

Ama bu gidişatla Kemalizmi görünce öneriyi alkışlayacaklar gibi.

Çünkü çok bariz bir işgale bile hayır denilemedi.

Hak hukuk adalet kriterli yürüyüşlere ne oldu? 

Söylemlerin altı boşaldı, içerik törpülendi.

Mesela CHP, Hatay'a giden, Ak Parti'yi destekleyen sanatçı olamaz dedi.

Sanki devlet, sanki  Ak Parti, işe gelen görüş hak, gelmeyen halt oldu. 

Bütün kavramlar halk karşıtı, hep grup çıkarıyla açıklandı. 

Bilimsel tanımlar buharlaştı.

Oysa sanatçı olmak için sanatın bir dalında bilgi birikim ve üretimli olmak yeterliydi.

Üretimi yoksa icracı; şarkıcı, yorumcu; yazar, yazıcı vb olunur. 

Feodal, burjuva, proleter sosyalizmi olur da burjuva, devlet sanatçısı, icracısı neden olmasın behey lejitimist devletçiler?  

Ama kendi türküsünü söyleyenle, başkasının çalgısını çalan bir olmaz.

Mesela “Edlê Yeman” adlı Kürdçe şarkı, İran'ın Doğu Kürdistan şehri Bukanlı Hesen Abdullah Zirek'in ve Türkiye'de "Yaylalar Yaylalar” adıyla söylenir.

Keyifle dinlenen Türkçe türkülerden kaçı Kürtdçeden intihaldir?

İntihal yapan elbetteki zalimi destekler.

Halk kendi rotasını bulmazsa, işte böyle yalpalar. 

Hatay'da devlet sanatçıları işgali kutlar, halktan yana olanlar hapsi boylar.

“Edlê Yeman”, "Yaylalar, Yaylalar!".