• 20.04.2018 00:00
  • (1753)

 Devlet 24 Haziran 2018'e seçim kararı aldı.

Karar, Büyükada'nın 15 Şubat civarında çiçek açan "deli erik" gibi erken, ama rejimin hasarının görünür boyuta gelmemesi için geç bile.

İşte bu büyüyen hasar yüzünden devlet, CHP'nin Ak Parti ve MHP ittifakının anayasaya aykırı diye Anayasa Mahkemesi'ne itirazının sonucunu beklemedi.

Seçimle ilgili uyum yasaları, eşit propaganda koşulları, "Ohal"le seçim, devletin inayetine emanet Kürdlerin seçim ve bölgede oy güvenliği için uluslararası gözlem vb hiçbir şey teminat altına alınmadan karar verildi, muhalefet de "seçime, seçimden beri hazırız" gibi kuru sıkı delikanlılıkla onay verdi.

Seçime belki en çok canı yanan halktan destek geldi, gündemine rejim değişikliği konulu mücadele girdi.

Mücadele edilmeli ki, baharda açan kardelen, çiğdem ve söğüt çiçekleri güneşine kavuşup fotosentez oluşsun, küsmesinler yaşama.

Bu bir seçim, savaş değil bir mücadele. 

Haklar doğru dile gelir, şiddet ve hileye maruz kalmazsa, halk çoğunluk, haklar ve özgürlükler doğal olarak kazanır.

Örgütlülükte kayıp olmaz zira aldığı oy, kendi yönetimi, iktidarı, yaptırım gücüdür.  

Bu sebepten dolayı oyları ve örgütlülüğü korumak esastır, egemenlerin şiddet, hapis ve ekmek tehditinin halkı sindirmesine halkla birlikte karşı çıkılmalıdır. 

Egemenler halkın Müslüman, Alevi, Hıristiyan, Ermeni, Türk, Kürd vb doğal ayrılığını kötülük gibi gösterir, tanımladığı tek tipine uymayan her yurttaşı ötekileştirir, kınar, suçlu gibi davranır ve davrandırır.

Oysa ayrılıklar kültürel, yaşamsal ve doğal zenginliktir, temel haktır, vazgeçilmezdir. 

O yüzden halkın kutuplaştırılmasına izin verilmemelidir.

Her halk ve inanç, aidiyetiyle, özgürce hak ve özgürlüklerin sağlanacağı demokratik cumhuriyet bayrağı altında olabilmelidir.

Bu seçim bunun dönemeci olmalıdır.

Devletin şimdiye kadar izlediği müzmin politik hattın temeli, beka, baş çelişkisi Kürdlerdir; o yüzden devlet, HDP'yi ilkesiz, kendi kanunlarına rağmen bile suçlulaştırmaya çalışır, devlet partilerini bu karara itaat ettirir.  

Ama yeter! Müzmini kendine, bu baş çelişki değişmelidir.

Her devlet gibi TC de bekasını düşünebilir ama bu baş çelişkinin, bekaya attırdığı imdat çığlıkları duyulmalıdır.

İktidar çeperinde halka doğru azalan paylaşım ve devlet gücü ve rantı da toplumun her kesiminden yükselen feryadı durduramamaktadır.

Suriye'de izlenen savaşçı politikanın ekonomik ve nüfuz için denklemde yer alma beklentisi, ABD, İngiltere ve Fransa'nın rakiplere tepki saldırısıyla rafta, iflas yoldadır; ayrıca halkın fidanlarını öldüren küçük emperyalist saldırgan olmaya kızgınlığı vardır.

Duble yollar, köprüler vb övünülen projeler, halkın cebine uzanan hortumlardır.

Eğitim, ekonomi, içişleri, dışişleri, güvenlik, ulaşım, inşaat, turizm, çevre, neye el atılsa elde kalmaktadır.

Bunların nedeni elbette siyasal-ekonomik sistemdir ancak totaliter bir devletin varacağı yer, dışarda küresel tecrit, içte zulümdür.

TC'nin bu seçimle düzlüğe çıkışı tercihine bağlıdır. 

Bu seçim halkın bir sosyal kurtuluşu değil, TC'nin demokrasiye veya otokrasiye karar günüdür ve şimdi demokrasi için baş çelişkisine muhtaçtır.