• 25.09.2018 00:00
  • (2142)

 Bir kongreden neler umulur?

Bir kongre umularla mı sunularla mı izlenir?

Tabi ki her olayda olduğu gibi kongrelerde de olgular atanmaz, oluşur, doğru olan misafirlikteki gibi umduğun değil bulduğundur.

Ayrıca bulduğunla yetinmezsen bulunan beklentiye dönüşmez, beklenti hep yerinde saysa da bu böyledir.

'Can çıkmayınca huy çıkmaz' denmez, çünkü partiler heterojen de olsa aynı zaviyeden, tabakadan bir örgütlenmedir.

Aynı zaviyeden görünenler ve sınıfsal ruhu aynı olur.

Her sınıfın ayinesi kendine.

Solun dünkü/geçmişteki antiemperyalist duruşunun içeriğiyle aynı yerde olan bugünkü de aynıdır.

Mesela sol yıllar önce "6. filo defol!" diye protesto eylemleri yaptı.

Birkaç Müslüman genç, solun eylemlerine karşı çıktı, namaz vakti de namaz kıldı.

Dünkü emperyalizmin işgal hissi veren görüntüsüne karşı bir eylemdi, oysa emperyalizm Türkiye kapitalizminin ta içindeydi, çünkü Türkiye'de egemen sistem kapitalizmdi.

Eylem işgale karşı duruş muhtevasında kaldı, eylemin içeriği, antikapitalizmle dolmadı.

O günkü eylemin, işgalin kapitalizmin yayılmacılığının doğal bir sonucu olduğuna varanlar, emperyalizme karşı çıkmanın kapitalizme karşı çıkmak olduğunu dile getirdiler,

solculuğu devam ettirdiler.

İşgalin içeriğini teoriyle dolduramayanlar anti işgalcilikte kaldı, başkasının işgaline karşı çıktı, kendi işgalini işgal saymadı.

Sadece anti işgalcilikte kalsalar iyi, namaz kılan gariban gençleri de karşı safa itti, itmeye devam etti; masum namazı, "6. filoyu neden kıble yaptınız?" diyerek doğru inanç merkezi edasıyla da aşağıladı.

Halk o namaz kılan çocukları 6. filoyu kıble yapanlar olarak görmedi.

Aksine ibadet edenlerin küçümsenmesi olarak gördü.

Halk o namaz kılanların işgale karşı protestoya karşı duruşu hiç ciddiye almadı, ama karşı çıkış antikapitalist muhtevaya varmadığı için milliyetçi muhtevada kaldı, halkta işgal karşıtı bir bilinç oluşturdu.

Bugün o günkü işgalde sayanların dindarları küçümsemesinden Ak parti memnun.

Çünkü Ak Parti, "ey ABD, ey Almanya vb!" dedikçe solun o mirasından karışılık bulmakta, politik sahnede çıtır çıtır yemekte.

Solun yarı kendi olması veya tam kendi olamaması sürdüğü sürece de bu memnuniyet devam eder.

Zira gizli gizli CHP'ye, İnce'ye oy vermeler, Kürdistan dışında HDP aday çıkarmasa diyen devlet kuyrukçusu söylemler sürmekte.

O gece yok olmasaydı, devam ettirseydi, tabansız vb sonuçları analiz sanıp CHP'nin devlet aygıtı olduğu, İnce'nin o aygıtın adayı olduğu kavranmadan da sürer.

Hala kendi aday değil, darbecilik don değişikliğinde, hala maşayla, başkalarıyla demokrasi kurtarılır.

İttifaklar politikası olmadan, ittifak kurulmadan destek olmaz.

Sol olmazsa sosyal demokrat olur mu?

Dün yetmez ama evet ya da yeter yetmez ama hayır deyip devletin ekseninden çıkmayanlar yine aynı politik hatta, yine devletin bir kanadından sivrimtıraktembel  teslimiyetçi beklentiler içinde.

Ama 'yiğidi öldür hakkını yeme' misali burjuvazi yitirdiği için her iki kesimde o boşluğu dolduracak tam bir burjuva demokratik hat.

Her ne kadar genel geçer altına imza atılacak metinler çıksa da aynı zaviyeden görülenler aynı.

O da bir ihtiyaç.

Sonuçta her sınıf ve tabakanın aynası kendine.