• 29.05.2019 00:00
  • (2135)

  Türkiye'de İfade hakkı keyfi engellere maruz kaldığı koşullarda yaşıyor.

Dersim'de yerel yönetim oy birliğiyle şehrin adının Dersim olması kararı alıyor.

Ülkenin komünist adlı partisi, TKP, tarihte, 1937/38, bir katliamın değiştirdiği isim olmasını ve Dersim tabelasını kayyımın kaldırmasını es geçiyor, yetmiyor, halkın kararını "yer"siz buluyor.

TKP'nin açıklaması egemen güçlerin çektirdiği tarihi ve güncel zulmüne resmen cila oluyor. 

TKP, "yer"siz freniyle doğrudan/organik olmasa da tarihi atası İ. Bilen'le paralele düşüyor.

Çünkü TKP’nin efsane yöneticisi İsmail Bilen, 1937'de, “.. Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor.

Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen burjuva reformlarına rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır.

Bu bölgeye geçtiğimiz yıl Tunceli adı verilmişti. ” diyor.

Sol neden bugün bu halde geçmişten anlaşılıyor, maalesef tarihi TKP, halka gerici, devletin Tunç-eli'ne burjuva reformu diyor.

Tarihi TKP devletin kuyruğundan çıkmıyor, genç ulusal devletten çıkarsamalar umuyor ama bir asır sonraki gençler hala devletin kuyruğunu bırakmıyor.

Demek ki akıl yaşta değil başta, ne hazin, güncel TKP hala aynı kafayı taşıyor, aynı yerde sayıyor.

Tek adama rejimi Dersim için özür diliyor ama artık kananları da kalmadı, miş gibi olduğunu herkes biliyor.

2019'da tüm egemen devlet güçleri Dersim'in simgeleştirdiği öze karşı tek yumruk oluyor.

1937/38'de Dersim Katliamı'nda bölge, çoluk çocuk, yaşlı, ağaç, ekin, fidan, çiçek, böcek demeden taranıyor, Munzur kan akıyor, yaklaşık 50 yıl sonra hafıza ayağa kalkıyor, 2019'da Dersim adıyla

direniş devam ediyor .

Dersim adı sivil bir dik duruş.

Pasif ve barışçı bir direniş.

O hakkın koşulları yok, sakın kimse isyan etti demesin!

Çünkü devlet zaten diyecektir de kendisine komünist, sosyal demokrat diyen de 1937/8'e mantar tabancası  patlatmamasına rağmen isyan diyor.

Hayır, hayır, Dersim halkı, hakkına hakkım diyor.

Karanlığın nedenleriyle yüzleşmeden geleceğin aydınlanmayacağını, şiddetin halkın yöntemi olmadığını biliyor.

Halk geleceğini istiyor.