• 16.07.2019 00:00
  • (1294)

 Tek kişiye bile vaaz verir gibi konuşan adam, Mehmet Şevket Eygi öldü.

Tabi ki güneşe gömülmedi.

Çünkü yaşamı boyunca hep devletle iç içe, halkın karşısında görüldü.

Mesela Mehmet Şevket Eygi, Bugün gazetesindeki bir yazısında şöyle yazıyordu: “Artık Müslümanlara düşen vazife, uyanık ve hazırlıklı olmaktır. Önümüzde taze ve ümit verici bir örnek vardır. Endonezya’daki komünist kıyımı. Yüz binlerce komünist öldürüldü. Karada vahşi hayvanlar, denizde balıklar insan etine doydu."

Bir insan neden komünistlerin etinin hayvanlarca yenmesine bu denli sevinir?

Hiç ölüme bu denli sevinilebilir mi?

Bir dindar insan bu denli aritmetik, ruhsuz davranabilir mi?

Komünistler sömürüsüz dünya için mücadele dışında ne dedi, ne yaptı?

Teşvik için bir nedeni olmalı.

Vardı çünkü o tescilli bir görevliydi(Fethullah Gülen, Mehmet Şevket Eygi gibi isimler 1959'da Özel Harp Dairesi içerisinde görevlendirildi.)*

O bir dindar değil dinci bir görevliydi.

69'da 6. Filoya karşı mücadele eden devrimci gençlere karşı, 2 kişinin ölümü ve onlarca yaralının olduğu gün(kanlı pazar) için cihata çağıran Eygi idi.

İşte o düşünce ve pratikteki Eygi öldü.

O artık ne dinci, ne görevli, o artık sadece bir ölü.

İnancına/vasiyetine veya hiçbiri yoksa ailesinin inancına göre defnedilecek, taziyesi ve diğer ritüelleri yapılacak.

Ona artık hep ölü muamelesi yapılacak.

Ne var bunda?

Bizim solun sağdan ne farkı var, onlar da siyasi düşüncesini ölüye, duygusunu siyasetine karıştırırlar.

Türkiye'de bilime en yakın olan soldur ancak sol da kaba materyalisttir, sağın pisliklerine kültürel olarak batıktır.

Boğazdan öte metafizik.

Boşuna ajitasyon,Eygilerden, egemenlerden, kültüründen fark yoksa sol olmanın ne anlamı var?

Hani Kürd diye meydana atılan çıplak kadın bedeni, jip arkasında ölüsü gezdirilen Kürd genci, bombalanan mezarlıklar, defnine izin verilmeyen Kürdler vardı, tarih olmadı, hala taze hafızalarda.

Yetti artık, bıktırdı ölüye leş, kelle gibi ilkel, lümpen, insanlık dışı hitabınız!

Eygi ölüme sevindi diye onun gibi mi olunmalı?

Hayır, hakkı teslim etmemezlik edilemez!.

Haklar bağlarından azadedir.

Siyasal hesabın zamanı yoktur, her an, her siyasal platformda sorulur, ama hangi görüşten olursa olsun, her yakın özgürce taziyeyi yaşar, yakınları ve ölü siyasete alet ve "kurban" olmaz.

Benden olmayan kafirdir diyen imani ve devletci itaat kültürü ve yönlendirmesiyle hak, taziye tanımı yapılamaz.

Aidiyet göre yapılan tanımlar eksiktir, bilim dışıdır.

Hiç akıldan çıkarılmamalı ki, bir taziyeye kahraman saydığı için de kutsal gördüğü için de gidenler olur.

Sizce kahraman ya da kutsal değil diye kutsal ve kahraman sayanların taziye hakkı elinden alınamaz.

O bir haktır, izne, niyete, aidiyete tabi değildir.

Aslolan, taziyeyi bir araç olmaktan çıkarıp kendi bağlamında yaşanmasını sağlamak, yaşanmasının önündeki engelleri kaldırmaktır.

Taziye haktır, ölüye saygı yaşama teminattır.

 

*Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin kendisiyle yapılan söyleşide ifade etmişti.

Pekin, 10 Aralık 2018’de yayımlanan söyleşide “Fethullah Gülen, Mehmet Şevket Eygi gibi isimler 1959'da Özel Harp Dairesi içerisinde görevlendirildi.

Görevleri, 'Yeşil Kuşak' projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi” demişti.