• 11.09.2019 00:00
  • (1291)

  Politikanın üstüne bir kadın eli değse de insanlık dışı virüsleri şöyle bir temizlese.

Çünkü "Kadın eli değerse, dünya değişir."

O el, epeydir Türkiye'de, esasında dünyanın dört bir tarafında, canının canına kastedeni bulmaya, yakalatmaya çalışan, yavrusunun meçhulüyle yanan yüreğini feryadını dindirmek için çözüme adanan kadın yüreği.

Türkiye'de kadınların bir asırdır cezaevleri kapısında çektiği çilelerin tecrübesi, İnsan Hakları Derneği'nin 1992 yılında başlattığı "Kayıplar Bulunsun!" çağrısında buluştu.

Kampanya 1995 yılında Gazi olaylarında gözaltına alınan Hasan Ocak'ın ölüsünün ormanda bulunmasıyla kadın yürekleri düzenli bir sivil arayışa geçti.

Kadınlar, tüm mağdur yakınları her cumartesi Taksim, Galatasaray Postanesi önünde buluştu, devlete canlarının akıbetini sordu:

"Ey devlet, bul evladımızı, gömdüğün yeri, dua edilecek mezarlığı söyle bize; canımızın kemiğini, külünü, kalıntısını göster; karakoldaydı, gözaltındaydı, elindeydi; ver evladımızı!"

Acının adı ve adresine Cumartesi Anneleri dendi.

Feryat devam ediyor.

Devlet taş.

Devlet duvar.

 Kendi suçu, hep taş ve duvar gibi sustu, susuyor.

Devlet, sadece susmuyor, demokrasi mücadelesi halkı sarıp halk haklarına sadık kalınca, devlet görüşüyor, 2011'de Başbakan Erdoğan'ın Cumartesi Annelerine, "çözüm" sözü verdiği gibi ama sözler hep "miş gibi" kalıyor.

Tek adım atılmıyor, aksine daha kötüye maruz kalınıyor.

Çünkü Türkiye'de devlete yanlışını düzelttirecek kadar güçlü bir halk muhalefeti ve burjuva demokrat bir ana muhalefet yok.

Ayar merkezi sermayenin çıkarı.

Mesela, sermayenin Ortadoğu'daki hesapları aleyhine ihlallere karşı çıkışlar eziliyor, halk muhalefetinin cılız sesi Batı'da da kısılıyor; Cumartesi Anneleri 2019'da, 700. oturumda, Galatasaray Postanesi önünden toma, cop, yerlerde sürükleme ve tutuklamalarla, yani şiddetle kovuluyor.

Bu işler merkezi, bizzat İçişleri Bakanı emriyle oluyor.

Cumartesi Annelerini meydandan kovan devlet Diyarbakır'da anneler eylemi oluşturuyor.

Devlet kopya çekiyor, Cumartesi Anneleri'ne özeniyor, taklit ediyor..

Devlet Diyarbakır HDP il binası önüne evlatları kayıp Kürd annelerini oturtuyor.

Ya da anneler çözümü öyle sanarak oturuyor.

Hani eylemin kişilere sataşmalara rağmen devlet güvenlik güçlerinin koruması altında ve kimi kurumların yiyecek içecek desteği, böylesi bir eylem için Cumartesi Anneleri'nden yardım istenmemesi, çıplak gözle devlet örgütlenmesi gibi görünüyor.

Şimdi Kürd anneler orada "HDP dağa gidenlere aracılık yapıyor" bahanesiyle evlatlarının bulunmasını HDP'den istiyor.

Halk adresin HDP olmadığını, nedenleri ortadan kaldırmak olduğunu bilmiyor.

Kerpiçli evin insanları, nihai çözümün Kürdün üstünden siyasi ve fiziki şiddet kaldırılması, ana sütü gibi hak olan demokratik haklar teslim edilmesi ve bunları da devletin yapabileceğini sanki bilmiyor.

HDP dağda kimse kalmasın herkes demokratik siyasete katılsın istiyor; kuruluş amacı da zaten bu.

Amaç Ak Parti'nin gelecek seçimde HDP oylarını hanesine yazdırmak için kapatılabilmesinin yolunu açarak gözden ve gönüllerden silme girişimi gibi görünüyor.

HDP'ye böyle kör gözüm parmağına çengel ve sahte gerekçe HDP'yi büyütüyor, Kürdler, barış isteyen tüm emekçiler HDP'ye daha sıkı sarılıyor.

HDP'nin bu dayatmayı, bir sorununun çözümünün HDP'den istenmesine çevirmesi gerekiyor.

Bu arada doğru çözümü HDP üretiyor.

HDP mecliste partilere çağrı yapıyor:

“Kayıp çocukların bulunması ve sorunun çözümü için ortak komisyon kuralım.”

Amaç üzüm yemekse, partilerin, özellikle devlet yöneten partinin bu çağrıya olumlu yanıt vermeli.

Aksi halde devlet partileri ellerinin kiriyle halkın sorunun çözümüne karışmamalı, önce ellerini, sonra dillerini temize çıkarmalı.

Gel de bu aşamada 'dağa neden çıktılar, etkisiz hal ne hal, her etkisiz halin bir ağlayanı, ciğeri yananı var, gitmeyi, gitmemeyi, gelmeyi barış çözer' de.

Anlatılanı devlet duymuyor, bilime ve manaya yabancılaşma, kasaların "boş"luğu adına ağız açtırılmıyor.

Devlet politikasına doğrudan katkı yapan ana muhalefet burjuva demokratik hak ve özgürlüklerden uzak biçimsel yanlışlarda halkı oyalıyor.

Anneler ağlıyor.

Ama anneler çözümsüz değil.

Bakarsın, Cumartesi Anneleri şıp diye Diyarbakır'da, Diyarbakır Anneleriyle canlarının canları için kucaklaşıp birleşmiş, devlet politikasını tersine çeviriyor:

MEMET DE MEMO DA bizim canımız!

Zira her şeye karışan devlet bir tek ana yüreğine söz geçiremiyor.

Diyarbakır, Van, Mardin, Edirne, Kastamonu, Ankara, Trabzon, Mersin, Burdur ve Ortadoğu'nun her tarafından ana yüreklerini barışta birleştirmek, kerpiç evlerin gözyaşlarını dindirmek gerekiyor.

Çünkü hep kerpiç evler ağlıyor