• 28.11.2019 00:00
  • (1221)

 24 Kasım'da en önemli neden Atatürk sevgisi mi?

Kimse kimsenin kimi seveceğine, nasıl ve neden seveceğine karışamaz, ama 12 Eylül diktasının 24 Kasım seçimine güçlü bir veri.

Veri tek başına değil tabi, otoriteyi sağlamak için sevgiyi, sevginin dayanağını kullanmak ve sırtını bir otoritere yaslamak da var.

Cuntanın yaslandığı tarihi adım neydi?

Cumhuriyet'in ilanından sonra 1 Kasım 1928'de "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun" ile harf değişikliğine alınan ileri karar.

Türkler kendi dilini Latin harfleriyle okuyup yazmak istemiştir.

Bir halkın kendi anadilini, eğitimini nasıl, hangi harflerle olacağına karar vermesi ana sütü gibi hakkıdır.

Dil uzmanları Türkçe konuşmayı yazıda Arap harfleri tam ifade edemediğini söylemektedir.

Atatürk ve arkadaşlarının dilde harf değişimi dilciler tarafından devrim olarak nitelendirilmektedir.

O güne değin geçerli olandan bıçak gibi geçiş telafisi mümkün bazı arızalarla olmuştur ancak dildeki değişim, gelişim ve eğitim gibi temel haklar sadece Türk halkıyla sınırlı kalmış, bütün halklara teslim edilmemiştir.

Bu ayrı bir analiz konusu.

Bu harf değişiminde Atatürk'ün rolü kuşkusuz çok etkilidir; harfin kabulü ve yaygınlaşması için kara tahta başında yeni harflerle yazılar yazmış yazdırmıştır.

Ve onun bu çabalarına atfen, taltif için dönemin bakanlar kurulu, 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği ünvanını vermiş, Atatürk bunu 24 Kasım'da kabul etmiştir."

Bir başöğretmenlik verilecekse o dönemin dil uzmanları, emektar öğretmenler, eğitimciler var değil mi?

Öğretmen formasyonu olmayan Atatürk'e neden bu ünvan verilmiştir?

Atatürk kendisine verilmesini mi istemiştir, Atatürk'e yağ yakmak mı, Atatürk sevgisiyle harf yaygınlaşsın mı istenmiştir?

O ya da bu, ya da başka bir neden, o gün o yapılmıştır.

Çünkü o gün içinde yaşanan düzen tek adam önderliğinde otoriter bir rejimdir.

Önemli olan o günü eleştirirken eleştirilenleri bugüne taşımamaktır.

O günü eleştiremeyenlerin bugüne tek adam rejimi diye karşı çıkması tutarsızlıktır.

Keza 24 Kasım'la Atatürk'ün adını katan dikta başkanı Kenan Evren, 1981'de öğretmenler günü ilan edip kendi diktasını öğretmenlere desteklettirmek ya da en azından Atatürk sevenlerin muhalifliğini nötrlemek, öğretmenleri dünya öğretmenler birliğinden ayırmak ve otoritesini olağanlaştırmaya katkı olsun diye ilan etmiştir, ama buna demokratım diyenin yıllardır alkış tutması at gözlüklü bir sevgiden ve demokrasi körü olmaktan öte değildir.

Tam bir tutarsızlık.

Söze gelince yurttaş rejimi, katılımcı, doğrudan demokrasi ama pratikte lider kültü.

Sağ ezelden beri damardan böyle ama solda da egemen bu halk karşıtı anlayış.

Rap rap.

Bu at gözlüklülük, bu tür pratiklerle tek adam rejiminin yollarını döşediğinin farkında değil.

Niyetiniz değilse, ki beyanınız öyle, öyleyse, kavramların altını iyi ve doğru doldurun lütfen.

Ya da demokratik tutum, onurlu insan olmayı bu kadar yormayın ha!