• 8.01.2020 00:00
  • (1096)

 Halkın Oya ablası, " Aşağıdaki metne itirazınız var mı?" diyor.

İtirazlara, istemlere, umuda ve cesarete kocaman evet, ama metinde vurgulanan mülkiyete hayır!

Cümle, "Bu toprakların ortak sahibi olan bizler; Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Laz, Arap, Çerkez, Roman, Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Süryani, Ezidî, Sünni, Alevi, inançlı, inançsız bütün yurttaşlar rengârenk çeşitliliğimizle bu vatanın çocuklarıyız." diyor ya, cümledeki ortak sahipliğe hayır!

Zulmün sirenleri çalarken yine ayrıntı işkilliği denecek tembel tembel!

Ama konunun aslı bu ayrıntı.

Aksi kısır döngü.

Yıllar önceki, şimdiki ve es geçilirse sonraki nakarat.

Bu ayrıntı bir asırdır egemenlere akıl vermede mas edildi.

Yine bir ajitatif mas günlerindeyiz.

"Libya'da, Akdeniz'de yalnızlaşıyoruz.", "Trump o lafı edemez!", "Ermeni sorunu iç işimiz." vb kralcı, coğrafyacı akıldaneler.

Gezegenle uyum olmazsa, halklar dayanışma içinde olmazsa, doğadaki canlıların tamamı, doğal denge korunmazsa, bir parça coğrafya ne anlam ifade eder?

Hayır, ses almasa da geçmişteki gibi, yine o ayrıntı bu ayrıntı.

Nakarat bitti.

Renklere ve zenginliklere evet.

Ama sahip de ortak da değiliz.

Onurunu ve dik duruşun belini kıran mülkiyete ret!.

Renklerin; dilin, kültürün, kimliğin, iletişimin, hakların sahipliği yeter.

Ama coğrafya, doğa ve gezegendeki tüm yaşam, insan, hayvan, bitki, börtü böcek, hepsine geleceğin emaneti.

Sahip/vatan/mülk değil, doğa/gezegen ve yaşam.