• 8.03.2020 00:00
  • (964)

  

Terkoğlu mahkemedeki savunmasında demiş ki,

" 9 sene önce bu salonda, ‘kurt kuzuyu yemeye karar verdiyse sizin yapacağınız hiçbir şey yoktur’ demiştim.

Bugün iktidarın içerisindeki çeteler bizi yargı eli ile yemeye karar verdiyse bugün yapacak hiçbir şeyimiz olmayabilir.

Ama emin olun buradaki çığlığımız, yarınki çığlığımız, vereceğimiz mücadele bu duvarları da yıkacaktır.

Gerekirse betona gömüleceğiz, ama bize bir haber bahanesi ile bu tezgahı kuran çeteye teslim olmayacağız.

Gerekirse bir daha güneş yüzü görmeyeceğiz.

Yargıyı kendi hesaplarına meze eden yapılanmalar ile mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

Bu dava, bu savunma bu mücadele beni yoksul bir halk çocuğu olarak alıp bu ülkenin yurttaşlarının arasına yerleştiren bu ülkeye bu Cumhuriyete benim borcumdur.

Bu tezgâhı kuranlar şunu bilsinler ki emin olun tarih göstermiştir ki hukuku kendi ikballerine aracı yapanlar er ya da geç o hukukun pençesinde can çekişir.

Söyleyeceklerim bundan ibarettir."

Oda tv muhabiri Hülya Kılınç haberi yapmış, Oda Tv haber müdürü ve Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu da yayınlamış.

Devletin yönetimdeki kanadı da "9 sene içinde 'aklın' başına gelmedi madem, gel bir hele!" demiş, almış içeri.

Burada işler bu kadar aleni.

Şeffaflık burada böyle, hukuk kapalı kapılar ardında değil ihlaller epeydir şeffaf, göz göre göre.

Konu bir MİT görevlisi ve ölüm haberi.

Devlet içi bir çelişme.

İç çelişki içtekilerin işi, ama tutuklamanın hukuksuzluğu herkesin.

Barış demiş ki 9 sene önce "kurt kuzuyu yemeye karar verdiyse yer".

Devlet içi çelişki böyle bir şey demek ki!

Devletin içi iş olduğundan mı, Barış'ın çok genç kuşak, yani sonuçcu, koşulcu, 'yapacak bir şey yok'cu, maddi kaderci kuşak oluşundan mı?

Daha da ileri gitmiş maddi kaderinde, "Gerekirse betona gömüleceğiz, ama bu tezgahı kuran çeteye teslim olmayacağız."

Üzülmemek elde değil, ama çözümün de şimdi zamanı değil.

Fakat çözümün ipucu sanki şu cümlede saklı:

"Bu dava, bu savunma bu mücadele beni yoksul bir halk çocuğu olarak alıp bu ülkenin yurttaşlarının arasına yerleştiren bu ülkeye bu Cumhuriyete benim borcumdur."

Borcu, "cumhuriyetin onu halk çocuğuyken yurttaş yapması".

Hak mücadelesi verenlerin mağduriyetine hiçbir borcu yok.

Demokratik cumhuriyet arayışında değil.

Hemen o bildik elitist afakanlar hafızada hortladı:

"Halk plaja akın etti vatandaş denize giremiyor!"

Fahrettin Kerim Gökay, Mümtaz Soysal, Mine G. Kırıkkanat ve benzerlerine ekledi kendini.

Olgu.

Düşünürün dediği gibi:

“Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim”