• 6.04.2020 00:00
  • (1019)

 Ortada açlık grevi yokken yazılsa daha iyi ama gündemin acısı ve hıncı sıcak, sözü olan söylemeli.

Tabii önce mücadelede yitenleri özlem, sevgi, saygı ve dostlukla yadederek.

Sonra soru: Açlık grevi nedir, niçin yapılır?

Açlık grevi rahmetli E. İnönü'nün dediği gibi bir şiddet eylemi değil aksine pasif bir eylemdir.

Genel mutabakata göre açlık grevi, süreli veya süresiz aç kalarak bir haksızlığın giderilmesi bir mesajla herkesi elinden gelen çabayı yapmaya çağıran pasif bir eylemdir.

Açlık grevinin bunun dışında bir işlevi yoktur, beklenmez.

Keza ölüm orucundan beklentiler de benzer kapsamdadır.

Çağrı sonrasında talep edilenin alınamamasına rağmen greve devam ediliyorsa, yapılan fiilen insaf beklemek ya da negatif cezadır.

Bu, hariçten okunan, görünen durumdur.

Görünen durum böyledir, ama bu söylemi hariçten gazele dönüştürmeden yapmak gerekir.

Çünkü açlık grevi ve ölüm orucundakilerin eylemle hemhali ve eyleme yükledikleri ayrı bir merhalededir ve tavsiylerde bu mutlaka hesap edilmelidir.

Unutulmamalı ki o eylemci de ihanet ve kahramanlığın revaçta olduğu bir kültürle yoğruludur.

Ve dönüşü yaşamsal riskli alana giren eylemcinin o güne kadarki birikiminin ve beklentilerinin, eskiden destanlaştırılan grevlerin bir milim altına düşmek istemeyeceğini anlamak gerekir.

Fiziken yaşamasalar da fiilen yaşayanlar az çok bu durumun bilincindedir.

Ama gençliğinde bir gün bile hapis yatmayıp sonradan telafileri oynayan vitrinci, en "devrimci" bir kesim vardır, en keskin hapis, direniş şiirleri yazan, hapistekilere iyi yatma öğütleri veren, en beğenilenleri okuyan, işte onlar açlık grevini de aynı bilmişlikle, en bir bilimsel gözle "analiz"ini yaparlar, onları haketmemeye tahammülle okumak gerekir.

Eylemi ve eylemcinin içinde bulunduğu durumu iyi bilmeden yapılacak septimist bırak ve destansı devam yönlü "önder"lik, kimsenin harcı değildir.

Sadece eylemcinin haklı, olabilir talepleri desteklenir.

Hemen belirtmeli ki, analizin ana kriteri, esası, o eyleme karar veren nedeni, iradeyi ve süreci eleştirmekten uzaklaştıran, sistemin özellikle 80'den sonra adeta kriterleşen tüccar zihniyetin öğrettiği, bir şey elde etme, edememe faydacılığına asla düşülmemelidir.

Zira talebine canını koyan bir insana bu tür niteliksiz faydalarla eylemi bıraktırmaya çalışmak talebe de mücadeye de zaaf ve gölge düşürebilir.

Eylem değersizleştirmeden irdelenmelidir.

Eylemi dışarıdan izleyenler, hele hariçten gazel okuyanlar en başta şuna dikkat etmelidir: Eyleme ve eylemciye bir karar dayatılamaz!

Çünkü ortaya can konan eylemler gönüllüdür, can sahibi karar verir, oylaması olmaz.

Lideri de örgütü de hak örgütü de doktoru da devleti de eylemi bırak ya da bırakma diye bir karar veremez, hakları yoktur.

Bu olmazsa olmaz bir kabuldür.

Ama bir kampanyaya dönüştürmeden, talepler desteklenerek tavsiyelerde bulunulabilir.

Türkiye'de egemen sol, sağa zıddından benzer, katı merkezi örgütlenir, her konuyu herolog önder/lider ya da merkez bilir, her şeye kadir karar vericidir.

Bu İşleyişi ve ağını irdelemeyen açlık grevi ve benzeri eylem analizleri eksiktir.

Bu konuda da doğrudan demokrasi pusulası doğruyu gösterir.