• 4.06.2020 00:00
  • (819)

 14/10/2015'deki o TV proğramında, "Terörle mesafe" saldırısının hedefinde Kürd halkının adil vicdanı Tahin Elçi vardı.

Amaç çözüm sürecinde devletin istediği şekile evet demeyen Kürd hak mücadelesini ezmeye hizmetti.

Rahmetli Elçi, orada "PKK terör de yapan, ama terör örgütü değil" dedi.

Proğram buz kesti; mühendisler tüm siyasal iklime buz kestirdi.

Terörü devlet gibi tanımlamamıştı; hukukiydi ama devletin istediği değildi.

Manşetler atıldı: "Şok şok! Elçi PKK terör örgütü değildir dedi!".

Kimse çıkıp da görüşü oysa ne desin, hukuk ne diyorsa o, talimatla görüş mü enjekte edeceksin demedi.

Suskunluk bugünü üretti..

O günlerde Avrupa ve Aihm ile ilişkiler henüz sıkı, şiddete karşı, barışçı bir avukata bu davadan bir ceza çıkmazdı.

Elçi'nin, 28 Kasım 2015'te Diyarbakır, Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklamasından sonra "ceza"sı çıktı; öldürüldü.

Ama Kürd haklarına psikolojik baskı, değişik biçimlerde artarak devam etti:

"HDP, PKK uzantısıdır.", "HDP, PKK'ye mesafe!", "HDP uzantıysa kapatılmalı!"..

Burjuva demokratlar tırstı, hukuku doğrudan siyasileştirmeyin demedi, kulağının üstüne yattı, Kürd halkı tınmadı.

Çünkü onun adaleti yaşamdan, bir evladı TSK'da askerse diğer evladı PKK'de gerilla.

Şiddetin ve ölümün her türlüsüne karşı, çünkü her ölümde ciğerinin bir parçası yanıyor.

Zaten HDP'yi de o yüzden kayıtsız şartsız destekliyor.

Bu gerçek böyle net ortada dururken özellikle Kürd olmayan kimi vekillerin "mesafe" sorularına direk veya tevil yollu cevapları şık karşılanmadı.

İçlerinden biri çıkıp da mesafecilerle aynı perdeden "Ne haddinize bir örgüte duruş, tutum talimatı vermek!" demedi.

Ama kastı kendine, dışarıdan "içeride bir şey var ki alı var allanıyor" diye yorumlandı, devletinki hiçbir şey, HDP asıl o zaman sorgulandı..

Mesela bir HDP vekili, "Bu tehditkar yaklaşım bir AKP ve devlet projesidir" dedi.

"Aferiin!"; dokunulmazlık kaldırılması, savaş tezkeresine onay neydi; ama ondan öte, tehditkar demek, tevil yollu bir kabul ifadesiydi.

Eş Genel Başkandan da benzer şeyler:

"İktidarın HDP’yı dışlayan, kriminalize eden, kutuplaştıran, düşmanca yaklaşımları ve “Terörle mesafe yok” saplantılı suçlamaları.." dedi dışardan bir analist üslubuyla..

İnsanın "Heval başkan, dışlasalar, içleseler ne, homojen mi bu ülke, bu kadar yoğun bir şiddet iktidarına bu savunma hali niye?" diye sorası geldi.

Bu şiddet, toprak, tarih sular altında, yurdundan göçürülmüş, etik ve hukuken haklı mazlum Kürd halkı, HDP nezdinde bir savunma halinde kaldı.

En vahimi, bu savunma halleri ayrı bir duruşun tezahürü gibi, bu, dik duruşun gururuna dokundu.

Cevabın, o ilkel "en iyi savunma saldırıdır" mantıksızlığı ile değil, doğru bilgi her daim halkta adil karşılık buldu.

Açığa çıkan o ki, ruhi şekillenmeye, eşit olma mücadelesine köstek bu bileşen örgütlenmesini ittifaka dönüştürmek sanki şart oldu.