• 1.02.2021 00:00
  • (457)

  Hükümet, Boğaziçi Üniversitesi’nde içine düştüğü açmazdan kurtaracak yolu bulduğunu mu sandı, ne, aniden hamamdan sokaklara fırlayan antik Yunan matematikçi Archimedes gibi bağırmaya başladı:

“Evreka, Evreka, ÇİĞNENDİ KABE-İ MUAZZAMA!”

Ve hükümet sözcüsü Ömer Çelik bir açıklamayla bu çığırtkanlığa teşhis koydu:

“Boğaziçi Üniversitesi’nde sapkın bir grubun kıblemiz Kâbe’ye yaptığı saygısızlığı kınıyoruz. Bilimin ve değerlere saygının hâkim olması gereken üniversitede gerçekleşen bu eylem bir provokasyondur.” dedi.

İçişleri Bakanı’nın açıklaması kendinde dursun; hukuka saygılı olmak lazım, bilim ve hukuk kurulu kararı olmaksızın sapkın, şerefsiz dedi diye sosyal medya şirketi hukuken sakıncalı buldu, yayınlamadı.

Muhalefet ne dedi?

Ne diyecek, teşbihte hata olmaz, “.. kenarına bak bezini al!” misali muhalefet her zamanki gibi beze kenar oldu, “gömüyü” hükümete bırakmama telaşıyla, şuncacık bile araştırmadan öğrencileri hükümetten daha fazla dövdü, geleceğini karartması için mahkemelere ve hükümete tam gaz destek verdi; CHP Sözcüsü Faik Öztrak: “İnsanlığın mukaddes değerlerine yönelik saldırıyı ve aşağılamayı kabul edemeyiz. Bu alçak provokasyonu şiddetle kınıyoruz. Görünen ve görünmeyen sorumlularının bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyoruz.” dedi.

Resimden kutsal çıkarıldı.

Yapılan neydi?

Üniversitede hep yapılan, bir açık hava sergisi.

Öğrencilerden biri soruşturmada, “ ..sanat sergisi olduğunu ve resmin de sergiyi düzenleyenlerin iletişim mail adresine, sergi düzenlenmeden önce rumuz ile gönderdiğini” söyledi.

Diğer öğrenci de aynı şeyi ifade etti ve “Biz bu eserlere herhangi bir ekleme ya da çıkarma yapmadan tamamını sergiye dahil ettik” dedi.

Bunlar öğrenciler hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve alenen aşağılama” suçundan soruşturma açılmasına ve iki öğrencinin tutuklanmasına yetti.

Bu, büyüklerinden adalet beklemesi gereken öğrencilerin başına örülen kirli bir çoraptı.

Yetiş ya hukuk, çekilenler yetti!

Hukukun başına Gezi’de de benzerleri gelmişti; hiçbiri bulunamasa da camide içki içen,  eldivenli göğsü çıplak erkekler tacizci senaryoları gibi suç atıldı, nasılsa istim peşinden gelirdi.

Ama yaşanılan demokrasi, işleyişi hukukiyse, konu böyle de savunulamazdı.

Bu çirkin hücumdan güzellik bulunmazdı, doz ayarından hukuk çıkmazdı.

İktidarca tepeden indirilen rektöre itiraz eden Boğaziçililer zaten sağlam pabuç olamazdı, “itiraz edenlerin haline bakın” dedirtmek, kamuoyunu yanına almak için, acaba bir “Harra hurra çiğnendi Kabe-i Muazzama!” hareketi mi düzenlendi?

Hadi dense ki, Müslüman halk incinebilir, resimden neden incinsin de amenna, ama devlet korosu top yekün devleti, partileri İslamın kurumu diliyle, iyelik ekiyle açıklama yaptı.

Kişisel açıklama da olsa yine olabilirdi, ama değildi..

Hey aslan sermaye demokratları şişip şişip kostaklandığınız laikliğiniz nerede kaldı?

Zaten sözdeydi de şimdi hepten tedavülden kalktı.

Hukuk da rafta kaldı.

Düzenleyen düzenler, halkın aklı da dahil, ama hak hukuk adalet diye ortalıkta gezip de hak çiğneme yarışına girmek ne demekti, bu devlet demokratlığında bile yazmazdı.

Esasında devlet tarafı hep böyleydi.

Gezi, önceki yıllarda da, ama daha dün devlet korosu, ekranlarda gerdanlar kırıldı, Esenyurt HDP’de Öcalan’ın fotoğrafı bulundu diye HDP’de cephanelik bulunmuş muamelesi yapıldı.

Bir kişi bile “Hukuk bu hukuk, fotoğraf, resim suç ve aleti olamaz!” diyemedi

Artık gına geldi, ideolojik terör estirip hukuki dili korkutmayın!

Batıda bayraktan don, bikini dikilip giyilir, fotoğraf asılır, Türkiye’de amaç düşmanlıksa, linçe nedendir.

Yetti, adalet, hukuk bıktı artık bu klan kanunu pratiğinden.