• 6.06.2021 10:54
  • (464)

Muharrem İnce, Habertürk'te katıldığı 'Türkiye'nin Nabzı' programında dedi ki:

"Ana dilde eğitim talebi siyasetçilerin konuşacağı bir iş değil, herkes haddini bilsin. Anadille eğitim konusu önce eğitimcilerin konuşacağı bir iş. Onlara oy kazandırmak için Kürt çocuklarını ziyan ettirmeyeceğiz. Önce onu doğru tartışacağız, pedagojik tartışacağız."

Önce kendin sayın İnce, önce kendin.

İnsan geçmişini, bilgi fakirlğini bilmese, timsah göz yaşı ve alışılmış devlet sopası olan had bildirmesini görmez, söylediklerine ilk bakışta eh diyebilir.

Ama pedagojik tartışma ne ve nasıl oluyor vb soruların cevabını eğitimcilere bırakmak gerekiyor derken kendisi de  politikacılıgı elden bırakmıyor, yarım eğitimciliğinin ibretini sergiliyor.

Eğitimcilerin çok sorunu var,  biliniyor ama çözümün temel konularından biri anadilde eğitim ve bunun tek dil dışında pedagojik olup olmamasına bilimsel bir açıklama getirmeleri gerekiyor.

İnce orada durmuyor, incilerine devam ediyor, "Bir politikacı yapacağı işte önce bilime, hukuka, vicdana, sonra dünya görüşüne uygun mu" diye bakar diyor ve devam ediyor:

"Padagojiye uygunsa bilin ki üniter devlete de uygundur."

Kıyılamıyor, bu ülkenin modernist devletçisi ama bu sözü duyunca insanın içinden söylediği  "Heil Hitler!" sözünü yüzüne karşı söyleyesi geliyor.

Tam bir  "Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı!" durumu.

Bu ülkede pedagojiye uygunlukla üniter devlet ilgisini kurabilen bir mantık aransa bir tek İnce'de vardır bile denemiyor, zira bu ülke eğitimi yüz yıla  yakındır böyle düz mantıklı insanlar yetiştiriyor ve hala da yetiştirmeye devam ediyor.

Pedagoji, çocuk bilimi demek ve çocuk da doğumdan yetişkinliğe kadarki süre.

Amaç, bilimsel demokratik eğitimli bir donanım mı, merkez emrine uygun robot yetiştirmek mi oluyor?

İnce'nin istediği tam bir rap rap robot.

İnce onlar için sperm bankaları, kopyalama kiralama vb teknik yöntemlerle bebek fabrikası kurulmasını, sonra da canlı robot yetişmesini projelendirip insan sanayii önerebilir sistemin sermaye sahiplerine.

Thomas Robert Malthus insan nüfusuyla oynayın, fakirlerin çoğalmasını engelleyin, aç kalırlarsa ölsünler, yardım etmeyin dedi Maltusçuluk diye bir akımın adı  oldu, neden İnce de bir akım olmasın?

Herkes insanlık, halk ve kültürel zenginlik için çalışacak değil ya, Ince'nin egemenleri  mutlu olsun yeter!.

Ama duygu taşıyan insan topluluklarının bu tür insanlığa yabancılaşmış görüşlere karşı tarihi ve derin   hıncı güncelliğini koruyor.

Sayın İnce, madem "yüzme bilmiyordun neden çıktın kavağa"?

Bu halinle sermaye nasıl güvenecek sana?

Sayın İnce pedagojiye uymayacağını da şöyle bir hapis zihinle izah etmeye çalışıyor:

"..fiziği, matematiği Kürtçe anlatalım demek, çocuğa şu demektir, 'Ey Kürt kızı, delikanlısı, sen doktor ol ama İzmir'de görev yapama, sen Hakkari'de kal'. Bunu o çocuklara yapamayız."

Hem "Hakkari bu ülkede" de hem de görev yaparken İzmir'den ayır.

Foyası ortaya çıkıyor.

Ama bunu Kürdlerin ayrı bir halk olduğunu kabulünün bir itirafı mı saymalı acaba?

Bu ayrı bir konu ve mesleklerin evrenselliğine ters olduğu çok aşikar görünüyor.

Zira ülkeler anadili başka başka olan uzmanlarla dolu ve mesleklerini yaparken de anadilleri başarılarına katkı sağlıyor.

Bir futbolcuya futbol oynaman için anadilinde eğitim görmemelisin demek kadar absürd bir şey olamaz, zira İngiltere'de top oynayan bir Türk futbolcu kaval kemiğine tekmeyi yediğinde "oo my god" değil Türkçe  "oy anam" diyor!

Sonra birileri sana ırkçı derlerse kızma be sayın İnce!

Hele pedagojik olarak Kürdçe olmaz demek düpedüz o yaştaki çocuklar eğitilmesin ya da İnce koyu bir asimilasyonu savunuyor.

E ülkenin meclisinin yüzde 90'ı devlet partisi ve halkın partilerine yasaklar, zulümler konuyorsa, bu icraatlara demokrasi denmiyor, dolayısıyla "İnce"ler olsa olsa, "Koyunun olmadığı yerde keçiye denen Abdurrahman Çelebi" oluyor.