• 27.03.2013 00:00

 21 Mart 2013 Nevruz(newroz) ile Kürt barışı sürecine girildi. 

Ama hala fiili bir durum yaşanmakta. 
Hala barışın yolları yasal olarak döşenmemekte, taslak yol haritasına dair bir açıklama yapılmamakta. 
Herkes iyi demekte, ama hükümet hala halka Kürtlerin ve diğer halkların, azınlıkların dilleri, dinleri ve kültürel hak ve özgürlükleri hakkında bilgi vermemekte.
İyi gidiyorsa, mesele yok. 
İyilik ve varlık her zaman kolay paylaşılır. Herkes 'tok' olduğu için kimse yemeğin etine tiridine bakmaz, kime fazla gitti aramaz.
Ama işler aksamaya başlayınca 'düştüm mapus damlarına öğüt veren çok olur' olur. 
"Zafer işareti yapmasaydı böyle olmazdı!"
"Gerilla elbisesiyle gelinir mi hiç!"
"Ta sınıra mahkeme gider mi canım!"
Minik bir mahalle maçında atılan golden sonra bile zafer, el, kol işaretleri ile "erkek"lik sergileyen kültürle yetişmiş insanların 90 yıllık acısının bitme olasılığına, son derece doğal, evrensel sevinç, Kürtlere çok görülür.
O sevinci kazanmasına, maalesef önemli nedenlerden biri o elbise hor görülür.
Meydanlarda otomobil farı ışığında, küçüğün yaşını büyütüp yaşlının yaşını küçülterek idama uygun hale getirilen masum insanların 
katliamları unutulur, yaşama giden mahkeme görülür.
Aramak istedikten sonra bahane bol.
Öcalan'ın mektubu Milliyet'ten neden sızdı, Nevruz meydanında niçin bayrak yoktu, bu sabotajdır, provokasyondur!
Ama sabotaj ve provokasyona rağmen puan almaya dönük barışa devam nutukları her tümsekte atılır. 
Barışı bozmaya, ama puan almaya her an bahaneler, kim bilir hazırda daha neler var neler! 
Bu tarzla barışın elini zayıflatmaya hakkınız var mı beyler?
Mektubun sızması gazeteciliktir, bayrağın olmaması basit bir protokol eksikliği bile değil. 
Milli bir bayram günü mü Nevruz, resmi protokol uygulansın? Bahara giriş bayramında bayrağın işi ne? 
Bayramda kim ne isterse onu taşır.
Bayra
k dikili kurumlarda işkence gören insanlardan beklenene bak hele!
Hele barışa yakışan fiziki ve zihni affın emareleri görülsün bir; hala binlerce seçilmiş Kürt yönetici içerde.
Ama ne ki, ikisinin de barışa doğrudan etkisi yok.
Ama amaç bağcıyı dövmekse..
Değilse, kamuoyuna iki de bir bu tür bahaneler üreterek istersek her an iyi gidişi bozarız ko/r/kusu salmayın lütfen. 
Ve bu tür çıkışlarla puan almak için lütfen milliyetçi çevrenin duygularını kaşımayın!
Milliyetçilik haksa, tüm milletler için haktır, diğerlerine haksızlık yapmadan.
Tüm millet, din ve kültürler eşit ve adil yaşamalıdır haklarını.
Ve barışa, yani yaşama hakkına hiçbir şart konulmamalıdır.
Söz gelimi, barışın amaçlarından biri Türkiye, Ortadoğu'daki yeni şekillenmede, enerjiden pay alabilmek için Kürt kartına ihtiyacı var ya, 
"aman barış olmasın, Kürtler kullanılacak" değil konu. 
Nedir konu?
Konu barış. 
"Kürtlerin Ortadoğu'daki gücü ve Kürt gençlerini bekleyen tehlike başka bir konu. 
Her yüklemin öznesi var.
Evet barış ihtiyaç, ama egemen güçlerin ihalesine kurban taşımadan ve o tehlikeyi belirterek.
Bu yüklemin de öznesi var.
Sol, sosyalist, vicdani red örgütlerinin işi ne? 
Anlatsınlar tüm halklara, yavrularınızı egemenlik savaşına sokmayın, bu halkın savaşı değildir diye. 
Anlatsınlar, bu barışa imza verin, ama gerçek barış kapitalizmin yıkılmasıyla mümkündür diye.
Öyle ya, savaş, cüzdanı şişirmenin silahlarla sağlanma biçimiyse..
Emperyalizm öyle hayali bir ahtapot değil, kapitalizmin üst aşamasıysa.. 
Kapitalizme karşı olmadan emperyalizme karşı olunamazsa..
Emperyalizm denilen küresel sermayeyse..
Önce barış.
Sonra yaşamı ve barışı kalıcı kılmak için kapitalizme karşı omuz omuza!