Ak Partiden Sol Beklenti

  • 3.05.2013 00:00

 Türkiye 1 Mayıs Emekçi Bayramında klasik bir Ak Parti icraatı daha yaşadı.

Yıl 2013, Ak Parti aynı parti. 
Ne kuruluş felsefesi değişti ne beyin takımı.
O halde nedir bu partiden bu kadar yüksek beklenti!
Önceden bu kutlamanın bir hak olduğunu biliyor muydu ki, bugün bilsin. 
Kaç 8 martta, kaç kamu emekçileri eyleminde, kadınlara sanki bir anadan doğmamış, hiç öğretmeni olmamış gibi 
polislere coplayın talimatı veren Ak Parti değil miydi!
Üniversite öğrencileri akademik gelecekleri için mücadele ederken karşılaştıkları neydi!
İlkokul çağındaki Kürt çocukları dövülüp tutuklanır, Roboski'de bombayla paramparça edilirken farklı mıydı!
Ak Parti aynı parti.
Ak Parti muhalifmiş gibi yaptığı devlete, küresel sermayeye güncellenerek yerleşti ve artık devlet oldu.
Miş gibi ve güncellenme, kimi demokratlarda maalesef beklenti üretti.
Devlet ne demekti? 
Otorite; egemenlerin otoritesi.
Otorite der ki, "Bu hakkı verirsen, öbür hak sıraya girer."
Devlet, haktır, hakkı vermemek gasptır filan demez; isteyeni çok, mücadelesi sıkıysa ve sisteme zarar vermeyecekse, lütfeder.
1 mayıs da işte öyleydi.
İsteyeni çoktu, Ak Parti, özgürlüğü kendine, yasakları yerleşeceği devletten indireceklereydi; o yüzden 1 mayısı bayram ilan etti, 
Taksim'i serbest.
Yoksa Ak Parti'nin muradı, bu bir haktır, işçi günüdür, dünyada yüzlerce, bu meydanda 30'un üstünde insan bu hak için can vermiştir, 
tarihi vardır, 8 saatlik iş gününün kazanıldığı gündür, nerede yapılacağına işçiler adına demokratik teamülde sendikalar 
karar verir vb değildir.
Lazımsa, ona benzer laflar da eder, ne olacak ağzına mı yapışır, ama o laflar bile kimi politik kimliği gelişmemiş solculara derinlemesine 
nüfuz eder,onları devletten demokrasi beklemeye iter.
Taksim kutsal bir alan değildi, ama bu beklentiden, elektrikli cop, tazyikli su ve bol bol bibergazı çıktı.
Doğaldı çünkü Ak Parti sermaye dostu, işçi emekçiye karşıttı. 
Özne doğru konmazsa, eylem doğru tahmin edilmez.
Tüccar bir öznenin haklara bakışı ticarette parası olmayanın alım gücü gibi, gücü olmayanın karşılaşacağı 1 mayısta yaşananlardı.
O öznenin, başbakanının bir ayağı İstanbul'da, sanki anakent belediye başkanı ve bu şehri sermayeye süslemekte hala.
Topçu Kışlası mı, AVM mi, rezidans mı, ne olacaksa, Gezi Parkı, 1 mayıs meydanı, onun derdinde. 
Taksim meydanını 1 mayıstan nasıl alacağının hesapları içinde.
Serbestliği de, yasağı da, tasarlanmış birer proje.
Hani salonda yemek yiyemezsin, kocaman mutfak varken.
Ya balkonda yıkanabilir misin!
Eylem de bunun gibi bir şey Ak Parti için.
Şurası çelenk koyma, burası slogan atma, orası nutuk çekme yeri.
Nerede eşofmansız yürüyemez, jimnastık yapamazsın, tanımı, kuralı var!
A'dan Z'ye ayrıntılı, adeta topluma düşünme ve davranma navigasyonu Ak Parti'de.
İnsan hakları evrensel beyannamesi filan ne ki!
Ve de Taksim'de projesi.
Taksim'i, meydanı bırakın, şehri, İstanbul'u dönüştürmekte.
Yok sendikalar, bari Taksim'den yürüyüş yapıp geçelim demiş de, Başbakan izin vermemiş.
Ne mozayiği ulan misali, Ak Parti'nin demokrasi anlayışı, uzlaşması!
Uzlaşma bir güçle olur.
Hak hukuk hikaye, ne gücün var, Ak Parti ona bakar! 
Misal, İstanbul'da ulaşım durdu. 
Kim durdurdu!
Ak Parti.
İşçi bayramında işçiler kendi günlerine neden kendilerini götüremedi?
Can alıcı soru budur.
İşçi bayramında şalterleri işçiler indirir, hayat durur, işçiler meydanları doldururdu.
Şimdi Başbakan indirdi şalteri.
Meydan zaptı rapt altında, birkaç km yakınına yaklaşanlar, 3 kişilik bir gurup bile gaza copa garkoldu.
Bu kararda Ak Parti'nin tümünün onayı mı vardı!
Başbakan, İçişleri Bakanı, Vali, Emniyet Müdürü, 1 mayıs günü uygulanan şiddetin failleri.
Var mı bu fiili ve failleri yargılayacak hukuk, bir insan hakları mahkemesi?
Yoksa, adalet beklentisinin içi boştur.
Adaletin boşluğu kim bilir nasıl dolar, ama dolar.
Hala cunta yasalarıyla yönetilmeye evet demeye devam eder, isyan edilmezse, olacağı budur.
Şikayetler boştur.
Sonra 'hak verilmez alınır' sadece bir slogan değil, bir kılavuzdur.
Önce çalışmadan koltuk işgaliyle alınan maaş kapıları, küçük dükkanlar kapanmalı, işçiler tek sendikada birleşmelidir.
Sonra işçi ve emekçiler evrensel hakların proğramı olan bir emek partisinde buluşmalıdır.
Bakın o zaman Ak Parti ya da başka bir parti 1 mayısın nasıl yapılacağına karışabilir mi!
Kabahat kimde?
Hasan Hüseyin'in dediği gibi kör olmayın da, görün emi!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar