• 28.05.2013 00:00

 Şu soruya sık rastlanır:

Dua edilirken içki(alkol) içilir mi?

Cevap, 'hiç yakışık alır mı' anlamında numaralı bir bakış olabilir.

Ve devamında sorunun başka bir varyantı:

İçki içilirken dua edilir mi?

Tabi ki, evet.

Dua kimeyse kabülü de ona ait, ama duanın fazlası ve zararı olmaz.

Kabülün sunumudur soru farkı.

Peki icra makamının alkol düzenleme ifası kabülün hangi varyantı?

Türkiye'de hükümet de muhalefet de aynı kültür, aynı zihniyet; onlardan iyisini bilen yok, tam devlet; tam bildik, tanıdık TC gibiler.

Mübarek yürütme, moda türküler gibi torba kanun çıkarmakta, adeta 'koy çuvala, salla salla' vur topluma demekte.

Kanunu çıkarmadan önce topluma, sivil toplum örgütlerine soru sormak, meslek örgütlerinden bilgi almak hükümetin demokrasi kitabında yazmamakta.

Nasılsa, ne çıkarırsa, toplum onu kabüllenir, mırın kırın eden olursa, ana ve yavru muhalefet de yanlış bir yerlerden tutar ve o tutarsızlık eleştirilirken 'Üsküdar'ı geçerler'.

"Kel başa şimşir tarak."

Hükümet düzenlemeyi yapsın da, acil bekleyen onca insanlık ve demokrasi karası yasaları da değiştirsin, barışın yollarını hak ve özgürlükleri yasalaştırarak temizlesin ya da, neden alkol 'düzenleme'si öncelikli sorusuna makul bir cevap versin.

Al birini vur ötekine.

Özellikle anamuhalefetin ana kesimi bodoslama 'şeriatın ayak sesleri' ve 'yaşamıma dokunma' sloganları atmakta.

Haliyle böyle muhalefete böyle bir hükümet layık olmakta.

Çünkü dersine hiç çalışmayan muhalif çevreler, ilk gün, tam da süper marketlerin kapandığı saatten sonra, 22 ile 06 arasında satış yasağını, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde görülmeyen sınırlama diye süper marketlere karşı bakkalların kırmızı bayrağını sallarken ikinci gün hemen tüm Avrupa'da benzer sınırlamalar yayınlandıkça kriter/sizlik açıkta, notlarda sıfır, aynı sınıfta kartlaşmakta.

Sağlık sorunu dünyanın her yerinde benzer çözülür.

Sağlık sorunu oylanmaz; hastaya oy çokluğuyla serum, ilaç verilmez.

Sağlık sorununa önlem, imkanın varsa, istatistik rakamlarla alınmaz.

Sağlık konusunda önlem, sorun başladıktan sonra değil, 'kına yakma'dan alınır.

Bu bağlamlarda alkol düzenlemesi yapmak mümkündür, doğrudur.

Ak Parti'nin düzenlemesi de, adı üstünde Ak Parti'nin düzenlemesidir.

Yani çağdaş, halkçı ve bireyi esas alan bir düzenlemeye göre eksikleri olacağı açıktır.

Tabi ki, halkın sağlığı parasız karşılanmalıdır demeyecektir.

Çünkü Ak Parti halkın değil, hastane ve ilaç fabrikası sahiplerinin partisidir, demokrat ve sol bir parti değildir.

Dolayısıyla Ak Parti'nin yasayı sunuşu da, çıkarışı da doğasına uygundur, anti demokratiktir.

Ak Parti diğer sorunlarda olduğu gibi bu sorunda da toplumu bir işletme olarak görmekte, istediği yere, istediği şeyi yapacak, her konuyu kendi düşünecek, karar verecek, atayacak; en doğru bilen onlar ve ilelebet onlar olacak, ama ille de Başbakan.

Normal çünkü Ak Parti de, Başbakan da, 90 yıllık cumhuriyet ve 12 eylül rejiminin ürünü.

Söz gelimi, "1 mayıs kutlaması Kazlıçeşme'de yapılacaaak, yap!" dedikleri gibi yakında 'alkol mahallesi kuruyoruz, orada içileceeek, iç!' diyebilirler.

Emir kipi olduktan sonra elbisenin haki renkte olmasının önemi yoktur.

Oysa hükümetler, kimin neyi nerede kutlayacağına, kimin nerede meyhane açacağına, nerede içeceğine, içmeyeceğine, kaç çocuk doğuracağına, doğurup doğurmayacağına vb evrensel normlar dışında karışamaz!

İnsan hakları örgütleri ve hukukçuların yasanın bireysel haklarla ilgili sakıncalı ifadelere dikkat çekip hükümeti uyararak bazı doğru önlemler içinde bireysel hakların gaspına izin vermemesi gerekmektedir.

Hükümet alkolle dua etmemelidir; toplumu koruyacağım derken bireysel hakları çiğnememelidir.

 

[email protected]