• 22.06.2013 00:00

 "Gezi'yi top top yapalım", kimlere bahşiş atalım da, sivil isyanın masumiyetine gölge düşmesin?

Gezi direnişi sivil bir itaatsizlik eylemi. Olan, aylar önce, yapılması belli projelere karşı yürütülen kampanyaların dikkatleri hassaslaştırdığı park üzerine giden iş makinalarına dur diyen ve adeta parka ve ağaçlara sarılıp uyuyan bir avuç gence, sabahın köründe, en savunmasız zamanlarında, profesyonel hırsızların icra saatinde,  eski azrail tutuklamalarla aynı saatte ve öfke kibir dolu Başbakan'ın salladığı parmak doğrultusunda postalar sonucu, biber gazı, tazyikli su, tekme, tokatlı polisin ölümüne saldırıları,  insanları Gezi'lere, imdatlara, çığlıklara,    dayanışmaya koşturan bir sivil patlama..

Kim hangi saik ile katılırsa katılsın, bu isyan haklı, meşru ve masum.

Masumiyet solun duruşudur. Solculuğa ilk yönelim acıma ve o içerikte vicdani kıyaslar: Avizeler/gaz lambaları, yaya/otomobil, traktör/saban, fabrikatör Hulusi/Hans ve şımarık kız-oğul, mert ve gururlu essah oğlan-kız; koşulsuz masumiyet, samimiyet, insaniyet, hümanizma; bir başkaldırı duruşu, adaletin bu mu dünya.

Marks/Engels'le buluşmadan önce edinimler ve halkın normları bile yeterliyken bir solcuya,  bir takım guruplar neden hak etmedikleri bir eylemin üstüne konmaya çalıştılar ve hala çalışırlar?  

Solculukları mı bitti, yeni durdukları yerin adaleti, bu mu yoksa? Milli/ulusal değerlerin bir yemek kültürü gibi kaldığı, ulusalın evvelden de egemenler, sermaye, kapitalizm demek olduğu şu  küresel dünyada, ulusalcılıkları ve sembolleri bayrak da ödünç mü, teslimiyet mi, takiye mi hiç belli değil ya, bir zamanlar Kürt lideri Öcalan'la görüşmeler, o doğruydu, pek ele alınmadı, ama  artık vaktidir, dahil edilebilir o da bu kavisli kapsama. Hiç mi okumadı, yazmadı dense olmaz, en çok yayın/kitap çıkaran bu ulusalcılar, ama  hiç değişmeyenleri, çarpıtma ve zigzaglar. Ayrıca gencecik delikanlıları militanlaştırmak/kemikleştirmek için çarpıştırma çizgileri hala revaçta. Zigzag beyinde, beyinden halka, kime ne. Keza, bunlar kadar uzak olmasa da muhafazakar solda farklı bir kulvarda. Safları sıklaştırma adına yarılmalar üretip kutuplaştırmaktansa, ilişkiyi ve ümidi korumak gerekir. Çünkü sistem ve devletin estirdiği rüzgar ve içinde büyüdükleri egemen kültür milliyetçi ve şiddet özlü. Egemen zor, zor cevap üretmeye zorlamakta. Zor, Başbakanın kültürü, dili; demişti ya, "anladıkları dilden konuşmasını biliriz", "boşaltırlar boşaltırlar, aksi halde boşaltmasını biliriz!".

Kanı güldür güldür akan delikanlılara, kısasa kısasla yaşlanmış insanlara posta atan Başbakan ve emrin olur diyenler asayişi sağlayamaz, ancak bastırır ki o da her an gebedir patlamaya.

Öte yandan sanki bunlar olmamış, sanki 4 insan ölmemiş, yüzlerce yaralı, tutuklu yokmuş, isyana neden olan suç teşebbüsünde bulunmamış ve utanmaz bir cadı avına çıkmamışcasına hükümet, pes dedirten kiriminal kıyaslar: Ya Ak Parti de üyelerini Taksim'e davet etseydi?

Etseydi!

Bu ne kadar halktan kopuk bir "aykırı" bir tesbit böyle!

Çünkü Taksim'e çıkacak olan Ak Partili halk, kiralık katil olmadıkları sürece isyana destek verir, zarar vermezdi.

Sonra, ya Gezi'ye gelen yüz binler yollarda yağma yapsaydı, ya maruz kaldığı şiddete aritmetik cevap arasaydı?

Olamaz mı! Omadı mı! Ama eski kültürün hakka değil, korku köklü karar yönlendirmeleri bunlar. 

İsyan, eski keşiflere kulak vermedi. Demek ki isyan, henüz şiddet, kapitalist sistemin ürünüdür, sistemi değiştirmeden şiddeti yokedemezsin keşfini de keşfetmedi. 

Tomalara çiçek koyan isyancıların yolu bu gidişle doğru hedefe çıkar.

Şimdi Gezi'den ayağa kalktı, duruşu mücadelede bir ton armoni.

Hakları ve özgürlükleri ayakta beklemekte.

Destek verenler de artık onlara hak verdi,  ayaktakileri ayakta desteklemekte.

Artık yetki karar nüfus yoğunluğu olan her yer, her katılan, her ayakta duran, kayıtsız Gezi üyesi; yetki, karar oradakilerin; hiyerarşisiz bir organ; amacı hak ve özgürlük.

O halde, kendi mücadeleri yerine, hazıra konmak isteyenlere, "Yeni tarzı top top yapalım eskiye  bahşiş atalım".

Yeni mücadele tarzına selam olsun.