Yeter ama evet/hayır!

  • 28.08.2013 00:00

O evet/ hayır tartışması zaman zaman sürüyor. 

Hâlâ birbirini yenmeye çalışıyor, epeydir yaşını başını almış solcular

Paylaşamadıkları aynı: “Neden Referandum’da evet/ hayır dedin! Hepsi senin yüzünden, evet/ hayır demeseydin şu kötülükler olmazdı!

Bir taraf, evet denmeseydi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’ya yargı yolu açılmazdı, Ergenekon davası sonuçlanmazdı; diğer taraf, evet dediğiniz için öğrenci gençlik, gazeteciler, Kürt aydınları, içeride, yaşam tarzına kadar müdahale vb. otoriterleşme artarak sürüyor.

Sonuçsuz tartışmaların sonunda iki taraf da solu yarıyor, bölüyor, atıyor, ‘arınıyor’, ooh ‘rahat’lıyor: “Yaşasın benim solum, en iyi sol benim sol, benden iyi sol yok!

Aynı badirelerden geçen kökten akraba bu solcu arkadaşlar avcı atışmalarıyla birbirinden ayrışadursun, AK Parti aldı başını, tutarlı bir muhalefetsiz, tek başına gidiyor.


Uludere
’de gökten bomba yağıyor, gencecik, çoğu daha ilk/ ortaokul çağında 34 can ölüyor, hesap sorulmuyor; barış süreci sürüyor, sürece ilişkin tek adım atılmıyor; Gezi’de gencecik insanlar ölüyor, gözünden oluyor, üreten neden tartışılmıyor; Irak’ta milyonlarca ölenin kim olduğunun unutulması yetmiyor, Mısır eylemcileriyle kıyaslanarak ayrım bile yapılıyor; sol evet/ hayır demeseydinizle uğraşıyor.

Muhalifliğinin bilincine varıp, program ve projeleriyle gündem oluşturacağına, hâlâ tartışıyor, birbirlerine, “Hadi itiraf et! Özeleştiri yap, bunlar evet/ hayır dediğiniz için oldu!” diye hesap soruyor.

Fesuphanallah, işi yok mu bunların! 

Bunlar, ya birbiriyle uğraşıyor ya da hayattan kopuk üstten teori keserek eleştirir gibi yapıyor. 

İkisi de, iki hâlde de, ille egemen eteklerde yedekte bir sığınaksız mı yapamıyor nedir, egemen söylemin varyantında solculuk yarıştırıyor.

Evet de, hayır da, egemen rengin tonu değil mi!

Bu bilince varmayınca, varlığı izaha bir ‘hır’ lazım oluyor: “Neden evet/ hayır dedin?” 

Bu gerekçe eskidendi, ama bitsin artık! 

Ayrı düşün, ayrı davran ama başarı kendine, başarısızlık neden ille de dışarıya fatura ediliyor?

Cevap önemsiz, çünkü herkes kendini esas alıyor. Kendisinin esas oluşu da, kendi iyiliğinden değil, diğerinin kötülüğünden. Özetle, ben iyiyim çünkü o kötü. 

Çok açık, bu eski kültür. 

Bu kültür, başbakanından, en sağcısından en solcusuna, Emin Oktay’ın tarih kitabından, ‘su uyur düşman uyumaz’lı yetişme koşullarına, hücrelere kadar işlemiş eski kültür, belli ki, halka, emekçilere ve yeniye, doğru bir yol açmıyor. 

Yeter! Zira o referandumda havuçlara kanan kandı, kanmayan eskiyle yetinerek iyi bir şey yaptığını sandı, ama sonuçta bitti; yapılan bir makyajdı, makyaj tamamlandı.

Güvendikleri dağa kar yağmış’ olsa da zaman zaman, sol liberaller ve liberaller dahi, AK Parti’nin muktedir olmak için yaptığı ve vaat ettiği birtakım reformların havuç olduğunun farkına varıyor, gür ve duyulur bir sesle, “Uludere canlarının hesabını ver! Düşünen insanlar neden hapiste! Yaşam tarzıma karışma! İşkence vb. isnatları olanlar neden sürekli terfi ediyor? Seçim barajı, TMK, Anadil olmadan olmaz! vb.” sorular soruyor.

E, hadi onlar liberal, sistem içi; ya sistem dışı iddiasındaki sol, neden oyalanıyor? 

Egemen güçlerin kanatları uzlaştı uzlaşacak, solcular hâlâ La Fontaine’in masalındaki keçiler gibi aynı yerde anlamsız anlamsız inatlaşıyor.

İki taraf da aynı eşikte, AK Parti eşiğinde karşıtlaşıyor.

Biri AK Parti karşıtlığıyla sisteme karşı gelmiş, diğeri, AK Parti’nin sistemi ve kendi yolunu temizlemesini (burjuva) devrim sayıyor. 

Esasında ikisi de AK Parti’nin çizdiği gündemde yerinde sayıyor. 

Sol neden ayrı durmaya çabalıyor? 

Bir çevre, grup olmak için taraftar, taraftar bulmak için de zıtlaşma, düşmanlaşma ve ayrılık mı gerekiyor?

Bu, süreklilik için bir yaşam tarzı mı oluyor?

Bu tartışma bu yüzden mi bitmiyor? 

Bu konuyu sola gönül verenlerin düşünmesi gerekiyor.

Çünkü görülüyor, ilkesiz ayrılık savuruyor, ayrı ayrı saflaştırıyor, zaman zaman düşmanlaşmadan ayrı kalınamıyor. 

Aynı veya ayrı çatı altında, farklı düşünmek zenginlik, dostça olabilmeyi, kalabilmeyi yaşam tarzı yapmak gerekiyor. 

Yeter artık egemen minderde oy kavgası; evet/ hayır!

Başka bir dünya mümkün.


il_demir@hotmail.com

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar