• 15.03.2014 00:00

 Elinizde yarım bardak su varken, bardağın yarısı dolu derseniz optimist, boş derseniz pesimist olursunuz.


Somutlarsak, Türkiye’de hukuk denince hangisisiniz?


Optimist mi, pesimist mi?


Türkiye’de hukuk var mı, yok mu?


Hadi siz gözü kapalı bir AK Parti hayranısınız, öyle kolay aleyhte söz etmezsiniz. Peki, eylemi de, öznesinin yaşı da benzer bir davanın iki ülkedeki sonucunu kıyaslamaya ne dersiniz? 


Mesela, sporda hep yapılır ya biraz da ırkçılık kışkırtılarak, komşu Yunanistan’la kıyaslansın isterseniz:
Yunanistan’da 7 Aralık 2008’de polisin öldürdüğü 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’a milyonlarca Yunanlı sahip çıktı ve öldüren polis yargılanarak ömür boyu hapse mahkûm edildi. İçişleri bakanı istifa etti. Okullar ve eğitim kurumlarında yas ilan edildi. Yaşayan çocukları korudular.


Türkiye’de 16 Haziran 2013’te 14 yaşındaki Berkin Elvan evinin yakınındaki fırının önünde polisin silahından çıkan kurşunla girdiği komadan çıkamayarak 269 gün sonra öldü. Belli bir açıyla kullanılması gereken silahın hedef gözetilerek ateşlendiği açık, ama silahı kullanan polis buhar oldu, bulunamadı. Ne hazin, kameralar kayda almadı, yanındaki polisler görmedi. Çocuk Berkin’in canını alan ceza almadı. Başbakan polisleri kahraman ilan etti. Yetkililer istifa etmedi. Üstüne üstlük Berkin’e manevi dayanışma için gelenlere ve yattığı hastaneye dahi gaz bombası atıldı. Yaşayan çocukların güveni kalmadı.


Bu bardakta bir damla su var mı? 


Tüm iyi niyetinizi toplasanız, iyi niyet rüyasına yatsanız, optimist olabilir misiniz?


Bu örnek kesmediyse, Ali İsmailCeylanEthem.. çok örnek var, ama size en somutu: 


21 Kasım 2004’te 12 yaşındaki Uğur Kaymaz 13 kurşunla öldürüldü, öldürenler ceza almadı. Çok açık delillere karşın faillerin cezasız kalması, hukukçuları AİHM’e (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) başvurmak zorunda bıraktı. Ve Türkiye devleti, hukuku, yaşam hakkını ihlalden mahkûm oldu.


Nasıl, optimistliğe bir olasılık var mı?


Ama bakın demokratik olmayan, diktatörlükle yönetilen ülkelerle benzerlikler, daha iyi daha kötü birçok örnek var.


Mesela 14 Ağustos 2013’te Mısır’da, 17 yaşındaki Esma adlı genç kıza da Mısır halkı, Arap, Türk, Kürt, Ortadoğu halkları sahip çıktı; Adeviyye Meydanı’nda milyonlarca muhalifin darbe karşıtı gösterisi sırasında hedef gözetilerek, keskin nişancılar tarafından hunharca katledildi. Failleri belli, ama cinayet kanunen faili meçhul; Esma’nın babası İhvan liderlerindenMuhammed el-Bilteci darbeciler tarafından gözaltına alındı, eski diktatör yanlıları birer birer serbest kaldı.


Türkiye’de son günlerin tahliyeleri ve AK Parti’nin sivil elbiseleri dışında, HSYK, internet vb. düzenlemelerle daha da daralan 12 Eylül rejimiyle benzerlik çok açık ortada. 


Hepsini sıralamaya gerek yok, örnek çok bariz, suçüstü, adeta kıtır kıtır keserken yakalanmış üç dört kez müebbet (ömür boyu hapis) almış Zirve Yayınevi katilleri dışarıda.


Adaletin gecikmesini düzeltecek bir kanunla suçu ortadan kaldırmak, tam anlamıyla taammüden hile hukuka!


İnsanlaşanların tüyleri diken diken..


KCK davasından suçsuz yere içerde olanlara tahliye yok! 


Adil muhakeme utanç içinde.


Kim kaşıyor bu şiddeti! 


Kim bu halklar düşmanı tahrikçi!


Kim o hâlâ optimist olunmasını isteyen kılıç bileyiciler!


Bu vandal senaryoya inanılmasını bekleyenler kim!


Katilleri kaçırmak için tünel kazmaya ne hacet, böylesi tahliyeler, işte devlet eliyle kanundan tüneller.


Hükümet yapmadı, yaptırımda kaldı ha! 


Sizi gidi Osmanlı ordularını hep müttefikleri yüzünden yendiren tarihçi Emin Oktay yetiştirmeleri sizi! Sizi gidi 12 Eylül veletleri sizi! 


HDP (Halkların Demokrasi Partisi) ucu Kürtlere dayanan organize saldırı altında; bir demokratik hak tehditte.


Kurşunlanan Berkin’le tüm çocuklar çocukluğundan vuruldu, çocuk masumiyeti, büyüklerine güveni can çekişmekte.


Katillere kanuni tüneller kuruldu, katil parmaklar tetiğe basmaya hazır, can güvenliği tehlikede.


Hukuken sandığa giremezsiniz, seçilecek aklıkta değilseniz.


Faillerin aday olduğu bu koşullarda, seçim ve demokrasi intiharın eşiğinde. 


Keşke azıcık optimist olunabilse.


Bu koşullarda hâlâ optimistseniz, siz bir mazoşist(*) ya da özezersiniz. 


(*) Kendi kendine eziyet etme, özezer.



[email protected]