• 18.05.2018 00:00

 Rezillik, çirkinlik, doğal vicdani tepkiye işkence, hapis gibi hukuksuzluklar ve belirsizlik içinde yaşayanlar ülkesi sanki Türkiye. 

Daha dün Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, yazısında hedefe aldığı muhalif sanatçı Barış Atay gözaltına alındı, ama yazının mürekkebi kurumadan serbest kaldı.

Bu olaydan birkaç gün önce kaç kişi alındı, salındı, sonra kaç kişi alınacak, salınacak meçhul.

Merkezde oturan tuzu kurular için bu sanki bir macera.

Neden içeri alındı, neden bırakıldı? 

Kim kiminle, nasıl kapıştı, sorular sonuçlara?

Kaç Kürd ölü ele geçirildi, kaç yürek dağlandı, yiten canlar maç skoru gibi sunulur devlet medyasında.

Kanunun hukuka pamukan olabilir veciz örnek, kanun keyfi, hukuk kilitli.

"Ahmet Hakan ihbar etmiş tutuklanmış!", Cem Küçük de zamanında aynısını yapmamış mıydı en yakın yol arkadaşlarına!

Devletin en sosyal ve en siyasi analizleri böyle.

Kitap okumayan, vitrinde yazılı sözlü olanla, yukardan gelenle beslenen bu çevre için bundan öte derinlik ve keşif yok.

Fikir jimnastiği ya da teatisi ipliği hafifliğinde bağlı oluşu dokunmaz onlara.

Mesela Erdoğan azarlar onları: "OHAL nenize dokundu?" 

Bu, haşmetli bir yetkilinin "hadi tut" deyince tutturduğu, yetkiyi kullanan ibret emirdarlarının sınırı belirsizdir.

Bu tutukluluk ve tahliye de her, en derin, en güçlü, kanal kanal manşetlik yorum: "Cem Küçük yanlış yaptı diye car car eleştiren Ahmet Hakan da aynı yanlışa düştü." 

Tespit yanlış tabi; eleştirirsiniz, ama yapılan hak, ifade hakkı...

Demokraside, yazdı, tutuklatmaya neden oldu diye bir suç yok.

Yapan yaptıran sistem suçlu, dikkatleri buraya odaklamak yanlış duruş. 

Barış Atay demiş ki:

"Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle 'torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz' falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz." 

Atay'ın mutat pratiği; halkların hep canı yanar, kültüründe kıssasa kıssas var, o yüzden Barış Atay'ın dedikleri tutar, sosyal medyayı sarar.

A. Hakan da yaşasın ne parlak bir nokta yakaladım deyip, "Bu 'dangalak' sözler intikam dolu, Ak Parti destekçileri eski oylarına sahip çıkar, ey sünger çekici anti Tayyip çevre, Barış'a haddini bildir" diye yazısını döşenir.

Döşenir de o da kıssasçının koyusu ve mekteptenidir, o da bir zamanlar aynı saiklerle balon demokrasi yelleri estirendir. 

Ama hakkını yememek lazım, o mertebede değil, haddini bildirin yazdı diye, alın tutuklayın, Boynukalın'ın ona yaptığı gibi dövün demez; o dedi diye hükümet de yapmaz.

Eleştiri doğru yerden yakalanmazsa, kamuoyu da yüksek tirajlı medyanın cahil köşecileri de öğrenemez.

"Akıllı ol Ahmet Hakan" diyerek de sadece karşı tepki ürer.

Muhalefet, yaşananı yok sayan, hafızasız, çıkar için taktik, hep bir güçe destek varyantlı olmamalı.

Azıcık demokrasi ışığındayken, 60 darbesine karşı çıkılsaydı, 71; 71'e karşı çıkılsaydı, Denizler asılmazdı; Denizler asılamasaydı, 80 olmazdı diyen cin muhakemeler hatırlanmalı!

Kenan Evren çetesine hesap sorulamadı da ne oldu?

Darbe teşebbüsleri, çeteler eksildi, hukuki bir düzen mi kuruldu? 

Halının altına süpürerek, insan hakkı ihlallerine sünger çekerek demokrasi yol alamaz.

Özürün yeteceği, yetmeyeceği davranışlar var, ama yargısız ve hukuksuz ceza ve af demokrasiye zarar. 

Ey Ahmet Hakan; güçleri yanına alıp var mı bize yan bakan demek için lütfen kimseye had bildirme, ama ondan da öte, kimse kimseye had bildirmesin!

Barış can, acılar belli, hepsi hafızalarda; egemen sınıflar gibi olursa halkın düzeni olmaz, unutma halkın zorlu mücadeleler sonucu kazandığı evrensel hukuku var!