• 14.11.2018 00:00

Ezan namaza çağrıdır.

Müslümanlar kendi ritüelleri doğrultusunda inananlara ezanla namaz vaktini bildirir.

İlk Müslümanlar bu bildirimi nasıl yapalım diye aralarında tartışırlar.

Çan sesi(nakus), boru sesi, bayrak dikilmesi vb Hıristiyanlığın, Yahudiliğin ve Mecusiliğin ibadet zamanı bildirimi diye yüksek bir yerden ahenkli bir insan sesiyle duyurmaya karar kılınır.

İslamın ilk 7 sahabesinden olan köle doğumlu Bilal_i Habeşi, 622-3 yılında Peygamberin müezzini olur, ilk ezanı okur.

1400 yıl içinde İslamiyet yayılır, her milletten Müslüman olan olur.

İslam inancı bir Arap dini değildir, tüm dinler gibi insanlık alemi içindir, Arap kavminden birine geldiği için ilk yazılı hali Arapçadır.

Çan, boru ve ateşin milliyeti, dili yoktur.

Aslolan namaz vakti bildirimidir, sadece bir bildirim, çağrıdır, bir ayet, sure vb kutsal değildir, her milletin kendi dilinden olması daha anlaşılır olur.

Ne var bunda, bunda tartışılır ne var?

Ama gel gör ki ey iktidar, eyy ulu iktidar, iktidar olma uğruna çapsız kuruluşlar bataktan çıkamaz.

Bu 68 yıl önce de yaşandı.

Tekerrür değil, kriterler yerli yerine oturmazsa daha da yaşanır.

Devletin milleti olur mu?

Peki dini?

Kandırmayın, devletin milleti de dini de olmaz.

Kişilerin aidiyeti olur, devlet tüm aidiyetlere eşit uzaklıkta durur.

Ama burası Türkiye, Türkiye'de Türk tipi devlet ve kurumları olur ve emir verdi mi, akan sular bile durdurur.

E, devletin Diyaneti olursa, dini milletinin dini yapmaz mı?

1931 yılında Atatürk ve İnönü iktidarında devlet dini Türkleştirmek/millileştirmek için çalışmaya Dolmabahçe sarayında 9 hafızla başlar.

Çalışmalar sonuç verir, 22 ocak 1932'de Kur'an ilk kez türkçe okunur, 8 gün sonra da ilk ezan.

Kime batar, Arap kültürünü yaymak isteyenler mi teşvik eder, zerre önemi yok, 18 yıl sonra seçimle başa geçmiş olan Demokrat Parti iktidarı yumuşak bir kararla isteyen ezanı Arapça okur der.

O da ne, Türkçe okuyan müezzinler vebalı konumda kalır.

Çünkü kimi müezzin, serbestlik sevinciyle 7 kez Arapça ezan okur.

Demek ki Türkçeye geçiş yeterince anlatılmadan emir kumanda işidir.

20 yıl da az değil, bir kuşak yetişecek zaman geçer ama devlet dinin bir inanç, dilin bir kültür olduğunu anlatamaz, emri gönüllülüğe dönüştüremez.

Çünkü devlet sürekli dini/dindarları nasıl zapturap altına alacağını, muhalifler de rövançıdır.

Biri itaat ister, diğeri biat; ikisi de birbirine hizmet eder.

Kavramlar, terimler, kriterler sözlük ve ansiklopedik anlamlarına göre değil, iktidar olma, kalma ya da alma hesaplarına göre eyleme dönüşür.

E, buyrun Türkçe ezancı CHP'nin Genel Başkanı ezan dünyanın her yerinde Arapçadır der, noktayı koyar.

CHP muhakemesine mi, bilimsel kriterlere mi inme geldi?

Genel başkan adayı zamansız açıklama yaptı diye bu söylenir mi?

Ak patiye yarar mı diye bir kriter var mı?

Batsın sizin taktiğiniz, doğruları böyle polemik içinde ezmeye ne hakkınız var!

CHP içinde ifade hakkı yok mu?

Ya iktidar?

"Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.

Köylü anlar manasını namazdaki duanın

Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın

Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın."

Şiirin eleştirisi ayrı, hani Ziya Gökalp şiirleri okuru, takipçisiydiniz, hapisler sizi yıldıramazdı?

O zaman öyle, bu zaman böyle diyebilir her iki cenahta, bu en fazla tutarsızlık, yanlışlık burada değil.

Ezan Türkçe de , Kürtçe de, İngilizce de yazılır, okunur; Kur'an da.

Aslolan devletin din ve halklara eşit duruşu, ezanın insan sesi oluşudur.