• 1.02.2019 00:00

 Konu Venezuela'da icranın uluslararası ve demokratik durumu.

Çok lazım değil ama tartışanlar, dünyadaki tüm siyasal duyarlıktaki kişi ve kuruluşlar ve konuyu servis edenler göz önüne alınınca tartışmamak imkansız.

En azından yetişebilecek kadar doğruları korumak, yaşatmak adına..

Tartışma Türkiye'deyse, tartışanların ruhi durumu devletin eğitim tezgahlarında şekillenmişse de zor ama..

Dolayısıyla bu konuda da atamacı zihniyet iş başında.

Venezuela'daki iktidar mücadelesi sanki Türkiye'den idare ediliyor.

Tartışanlar fikir tartışması yapmıyor, bir konuyu anlatmak, ikna etmek, olmak için değil, ölümüne uğraşıyor.

Tartışanlar, Maduro taraftar veya karşıtlarını evire çevire dövüyor; birbirlerinin firkrine karşı çıkanın ne uşaklığı ne hempalığı kalıyor.

Kavramlar yerlerde eziliyor.

Sanırsın ki bunlar tartışılmaz bilim kurulunun tek sözcüleri!

Anlamak için tartışmalı, değilse önce tartışmayı tartışmalı.

Maduro, 20 Mayıs 2018 tarihinde ikinci kez seçildi, ama buna Latin Amerika ve dünya çapında itiraz geldi.

İtirazlar haklı ya da haksız, gözardı edilemez, irdelenmeliydi.

İtirazlardan en gürü, en duyulanı Lima Grubu diye anılan 13 ülke temsilcisinin (Arjantin, Brezilya, Kanada, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Guatemala, Guyana, Honduras, Meksika, Panama, Paraguay, Peru ve Saint Lucia) itirazlarıydı ve dünyada kabül görendi.

Mesela katılım yüzde 50'nin altındaydı ve bunun ancak tartışmalı oylarla yüzde 50'nin yüzde 51'ini aldı.

Yani katılım yüzde 50 olsa yüzde 26 ile iktadar olmak kanunen belki kabül görür ama meşruiyete yetmezdi.

Peki bu katılımın düşük olmasının nedeni neydi?

Siyasi yasaklar; muhalif liderler içeride.

Venezuela Parlamentosu, 'YSK karar verdi, "Sonuçlara uyulacaaak, uy!"' diyen devlet kararına uyan devlet içi muhalefet gibi sonuçları kabül etmedi.

23 Ocakta Venezuela Parlamentosu Başkanı Juan Guaido, Maduro karşıtı mitingde, serbest ve adil olmayan 20 Mayıs seçim sonuçları geçersiz, dolayısıyla devlet başkanlığı koltuğu boş, seçim yapılana kadar yetki Parlamento Başkanı’nda olması gerekir diyerek kendisini Venezuela’nın geçici başkanı ilan etti.

Kararı Lima Grubu, Trump da bir tweetle ve ardından 10 değişik dünya ülkesi destekledi.

Venezuelalılar "düşmanımın düşmanı dostumdur" sözünü heralde pek bilmiyordu, zira muhalefetin en büyük gafleti Trump'a lütfen bizi destekleme dememesi idi.

Peki iktidar bu tepkilere ne cevap verdi?

Cevap nasıl tanıdıktı nasıl, sanki cevabı Venezuela değil de Türkiye verdi: "Dış güçlerin oyunu bu; ABD'nin tezgahı!"

Venezuela nere, Türkiye nere, hurra, tüm milli duygular şahlandı, kahrolsun ABD emperyalizmi diye tüm sağ sol ayağa kalktı.

Kalkmaz mı, muhafazakar sol bu kervanda baştaydı, anti emperyalizm yarışı yapıldı.

Oysa anti ABD demek anti emperyalizm demek değildi.

Ve çözümün adresi Venezuela ve halkıydı.

Çözüm, ne küçük devlet örgütler/kişiler ne de dev emperyalist sermaye devletlerinin işi.

Kendi keli ortadayken Türkiye solu da karışamaz ama hele antidemokratik müsebbip sağı hiç!

Fikir/tavsiye ne ala, insan hakları ihlali olmadıkça müdahale kimsenin üstüne vazife değil.

Hiçbir emperyalist/kapitalist devlet, çıkarlarına uymadan kimseyi desteklemez, ama destekliyor diye de desteklediği illa yanlış olmaz.

Bilimsel analiz; inanca dayalı şeye analiz denmez.

Emperyalizmin her türüne karşı çıkmadan, emperyalist çelişkiler üstünden çıkar arayarak ancak egemenlik marşı söylenir.

Halkın sosyal kurtuluşa, özgür ve barış içinde yaşamaya ihtiyacı var.

Kapitalizme karşı olmadan anti emperyalist olunmaz!