•  

 Nagehan Alçı demiş ki, devlet 94 yıllarında katliam yaptı.

Bu söylemler, kavramları Nagehan kadar bilmeyen liberaller kadar bile Misak'a muhalif olamayan Misak fedailerine, "sözde" solculara gelsin.

Gelsin de, özel hayatları değil yazılanları tartışılsın.

Alçı şurada şunu yapmadı mı, burada bunu demedi mi gibi sorular onun tutarlılığı tartışırken konu olur.

Burada gündeme çıkan " katil devlet" demesi.

Devletin her dediğini dini nitelikte kutsal bir ayet gibi sunan devlet yetkilileri ve onun hınk deyicilerinin zirve yaptığı şu ortamda bu sıradan deme, doğal sıfat, cesur bir duruş, alkışlık.

Buna edecek lafınız, eleştiri, katkı, var mı onu konu edin.

Mesela Ersan hoca demiş ki, "devlet katil olmaz yöneticiler suç işler, yargılanır."

Hukuk bilgisi aidiyetine teslim.

Kapıkule'den ötede hukukçu değil militandır bu nitelemeyi yapan.

Hukukçu değil kanun, adliye sarayı esnafı.

Doğrusu öyle mi?

Taammüden öldürme eylemi, yani öldürmeyi planlayan öldürmeden, öldürmenin sıfatından muaf mıdır?

Ve kutsal kelamı.

Kutsal nedir?

Bu tartışmada yeri var mıdır?

Tamamen dünyevi olanın kutsalla kutsanması bile ne kadar kutsal dışı olduğunun kanıtı, kutsalın dünyevi için kullanımı.

Ama nihayetinde Alçı, ne bir bilge ne teorisyen, gariban bir köşe yazarı.

Türkiye'de hangi gazeteye koysan yazar.

Hatta piyasacı olmadığını iddia eden sol gazetelerde bile yazar, oralarda da ihtiyaç olur, en azından tabuların verdiği zarara karşı duran bir köşe oralarda da olur.

Ama aslı, Alçı'nın bu kadar bilgi fukarası ülkede bu kadarcık bilgisiyle proflara fark atar durumudur.

Yani sorgulanması gereken Alçı neden Türkiye'de bir "Abdurrahman Çelebi"dir.

Ve vitrinde ne kadar çok insan vardır ona Çelebi dedirten.

Kıskanmayın Alçı'yı ne olur, ondan fazla kavramlara değer verin, bilginizle yetinmeyin, okuyun, üretin, sizin de malınız mülkünüz olmasa da halk nezdinde, literatüründe yeriniz, değeriniz olur.