• 1.01.2019 00:00

 Doğruları eğip bükmeden söyleyen bir parti var da özgürlük nefes alıyor.

Bu, HDP, ama bazı açıklamaları öyle değil.

Asıl özgürlüğe nefes alanı üreten HDP'nin nefes alanı üretimine katkı verenler, "doğruları söylememeyi korkaklık sayan" dostları, taraftarları ve omuzdaşı halk.

Halk gönülden konuşuyor, dostları dışardan.

Mesela HDP'nin son açıklamalarına genelde dışa karşı susuldu.

Neden?

HDP'ye karşı kayyımlar, gözaltılar. tutuklamalar vs varken milletvekilliği bile ateşten gömlekken diye başlayan cümlelerle eleştirilere bir nevi sünger çekildi.

Kol kırılsın yen içende kalsın da var azıcık.

Ama doğrular hapsedildiğinde yanlış yaygınlaşıyor.

Daha geçenlerde Suriye'ye TSK'nın müdahalesini sanki iyiymiş gibi Kürdlere devletin bakış algısını kötüleştiriyor mealinde açıklama yapan HDP şimdi benzer bir yanlışı yeniden üretti.

Bunu ABD'nin yaptırım kararına karşı Başkanlık Tezkeresi'ne evet dememe gerekçesinde yaptı.

HDP açıklamasında özet olarak "küresel güçlerin ve iktidarın çıkarı ve pozisyonlarının sağlamlaşması için Ermeni soykırımının kullanılmasına evet oyu vermeyeceğiz" dedi.

Küresele de vurdu, hükümete de.

Yeterli mi?

HDP imza konusunda tek yumruk olan devlet ittifakı dışında kaldı.

Devlet, aksi görüş bildirmek bir yana imza vermemeyi bile ABD ile hatta küresel emperyalist güç işbirlikçiliğine kadar vardırdı.

Vardırır.

Sanki o işbirliği anlaşmalarını yapan halk ve halk örgütleri!

Bu eski bir egemen huydur; "almıyorsa bu safta, alınmış olur karşı safta".

Ortası olmaz, ya siyah ya beyaz.

Oysa tezkereye imza da yanlış, imzalamama açıklaması da.

HDP'nin açıklamanın niyeti ne olursa olsun, egemenlerin tek yumruğuna muhalif olarak yani dolayımlı katılmak anlamı taşıdı.

Dost acı ama doğru söyler.

Özeleştiri yani yanlışın kaynağı kurumadı ki benzeri gelmesin.

Devam ederse aynı yanlış sürer..

Bu açıklamaya ve yanlışına tepki şart..

Sürüden ayrılınsın, kurt yesin.

Sünger, tekrara davet.

Halk muhalefeti, egemenler arası ilişkiler, sermayenin/devletin/küreselin iç işine, konulara hak ve özgürlükler bağlamında bakar.

Burada söz konusu olan soykırım ise soykırım konusunda görüşü doğrultusunda açıklama yapılır.

Haklar ve ihlaller konusunda ona yarar buna zarar diye bir kriter yoktur.

Haklar ve ihlaller konusunda karışılamayacak ülke, şehir, bölge, mahalle, aşiret, dini grup vb yok; sınır yoktur.

Doğrular için bildiri de yayınlanır,miting de yapılır, yazı da yazılır.

Açıklama, soykırımı çıkarınız için kullanmayın diyor, yani tevil yollu işimize karışmayın, iç işimizi kullanmayın diyor.

Yapılması gereken açıklama, biz halkın politikasını savunuyoruz, sizin sermaye/devletsel ilişkilerinize ortak olmayız, bu tezkereye imza atmayız.

Ama konunun bam teline dokunmadan, soykırım suçtur diye karşı tepki vermeden de olmaz.

İçteki ince misak mücadeleye zarar veriyor evrensel değerlere acı verdiriyor.

Bir kısım devlet içi kesimlere ikna yelpazesi sallamak, şirin görünmek, arayı fazla açmamak için doğruları devletten yana bükmemek gerekiyor.

Devlet mücadelesiz halktan ve haktan yana bükülmez!

Neydi o doğru?

"İlkelerden bir milim kayma hedefte kilometredir."