• 29.09.2020 00:00

 Evet bu bir devlet operasyonu.

 KOBANİ, Demirtaş ve HDP'de somutlanan halk muhalefetini tırpanlamak için bahane bir temcit güncelleme.

 Başladığından beri süren bir operasyon.

 Devletin kırmızı hedeflerinden biri olduğu için devlet içi muhalefetin de onayında olan bir operasyon.

 Sanmamalı ki saf Ak Parti icraası.

 iktidar mücadelesi sonucunda icraat kazanırsa icraatın sermayesi daha çok, devlet içi muhalefet kazanırsa daha az, ama her durumda devlet/egemenler kazanacak diye varılan bir mutabakat bu.

 Bu durumda icraa da ve muhalefet de devlet, yani devlete egemen olan sınıflar.

 Halk nerede?

 Bir kısmı devletle bütünleşmiş, tükenmiş her şeyi devletten beklemekte.

 Kapitalizm çıkarı öğretti, halkın çoğunluğu kendiliğinden bir halde, ama canına tak bir beklemede.

 Bir tek HDP halkı dikkatli, doğal talepleriyle organik muhalif.

 Aa bir de HDP halkı mı çıktı diye sosyolojik literatür kesmenin alemi yok, bal gibi kaç kez kanıtlı bir HDP halkı var.

Her koşulda, hdp yönetiminin aldığı kararı beğenisine göre firesi olsa da, her kararının yanında olan 7 milyon Kürd halkı, bu icraat devam ederse birkaç katı daha geride izleyen bir hdp halkı var.

 Anasından doğduğu gün hakkı olanların teslimini bekliyorlar.

 Yetmez, demokrasinin uçurumun kenarına geldiğinin farkında olan, tutarlı politik merkez arayan

CHP ve Ak Parti'ye destek vermiş halk da bekliyor.

 Bu kesin.

 Ama devlet, kırmızı çizgi saydığı herhangi bir halk seçeneğinin oluşmaması için de çaba

sarfediyor.

 Bunun için alternatifleşen halk muhalefetini iki devlet ittifakı da doğrudan muhatap almıyor, doğrudan ve tevil yollu suçlu göstermeye çalışıyor.

 İcraa zaten Orta Doğu'da Kürdleri yedeğine alamayınca aldığı ölümüne anti Kürd politikasını sürdürüyor.

 O yüzden de HDP'yi ittifakına dahil etmeyi düşünmediği gibi bunu bir devlet politikası disiplini dışına çıkamasın diye, zinhar çıkmazlar da, ama bunu daha çok da hdp'yi halklardan izole etmek için kullanıyor.

 Devlet içi ve icraanın asıl korkusu halkın muhalefet olması ki bu yüzden ne hukuk, kanun ve vicdan tanıyor, HDP'ye ve desteklerine sürekli tırpan çekiyor.

 Devlet politikası böyle ama halk için politik mücadele verenler de panik içinde, bu net uzlaşmaz çelişkiyi ortaya koyamıyor, bir "iyi devlet" seçeneği oluşturmaya çalışıyor.

 "İyi devlet" oluşmaz mı, elbette oluşur ama bu halk ile devletin uzlaşılır bir yerde ittifakıyla sağlanabilir.

 Ama solun yıllardır geleneksel bir ittifaklar politikası bulunmuyor.

 Aksine egemen sol devletin bir kanadına hep yama ve kuyrukçu.

 Devlet partilerinde iki yüzlü çalışmayı kitle çalışması diye sunuyor.

 Eski kitlesel gruplardan TKP, UDC, Dev-Yol DHKPC dedi ve hep kendi bünyelerinde cephe kurdu, ama tabi ki kurulanlar cephe filan olmadı.

 Solun büyük kısmı ittifaklar politikasının bir sınıflar ortaklaşması olduğunu bilmiyor.

 Kısa vadeli soluksuz bahanelerle devletin bir tonuna koşulsuz takılıyor ve fiili ittifak kurduğunu sanıyor.

 Üzülsen ne fayda!

 Kurucu özne olmayınca, bu kişiliksiz varlığın sermayenin bir kanadının cirosunu artırmaktan başka bir işlevi olmuyor.

 Şu anda sol ve demokrasi güçleri bir ittifak sınavında.

 Demokratik halk güçlerinin devlet güçlerinin hiçbirine ortak ilkelerde mutabakata varmadan yani ittifaksız destek vermemesi gerekiyor.

 82 gözaltı kararı, süren istibdatı yerleştirme icraatının devamı, istibdata karşı olan tüm demokrasi güçlerini ilkeli mücadele bekliyor.