• 6.02.2021 00:00

 Şubat başında Başkan Yardımcısı Fuat Oktay, “bağımlılıkla mücadele kapsamında yasaklar olacak” mealinde bir açıklama yaptı.

Mesela tabelada meyhane yazıyorsa bu kaldırılacak..

Acaba meyhane yerine aslan sütevi, çakırhane, alkollü meyve suyu evi, vb mi olacak?

O durumda o ünlü "Görüyorum ki her gün meyhanedesin/ Yaşamaya küstürüp içtiren mi var?" şarkısındaki meyhane sözcüğünün akıbeti ne olacak?

Ak Parti arada kendi yaşam tarzına ışmar edip çok taraflı hassasiyetler kaşıyarak böyle nabız yoklamaları yapar.

Sert tepki alırsa erteler.

Devlet muhalefetinin koyu kanadı, “bak bak, sarhoşları koruyor, haramı savunuyor” dedirtmemek için ya susar ya da en fazla konuyu yokuşa sürer.

Solun bir kısmı ve halk henüz kendi olamadığı için ağzı açık devlet muhalefetine bakar.

Ama şu sıralar bu bağımlılıktan kurtarma cilalamasının bir toplumsal karşılığı yok.

Çünkü şarkının bahsettiği küstürüp içtirenler terketti, meyhaneler çoktan kapandı.

Coronanın da organik desteğiyle eski çilingir sofraları ve yaşam tarzı üstüne bardak bardak su içildi. 

Alkol fiyatlarından haberi olanlar vahametin farkında.

Bir litre rakı 236 lira, 50 liradan fazlası vergi.

Adil vergi diyen bir devlet bu oranda vergi alabilir mi?

Maliyet belli, kazançta oran olur, karaborsacılık yapılamaz. 

Oran aşılırsa satın alan vatandaşa amiyane tabirle kazık atılmış veya fahiş fiyatla satış yapılmış olur.

Bu fiilleri işleyen devlet haksız kazanca emsal, öncü olur, benzer fiileri yargılayamaz.

Bunlar yapıldı, çünkü muhalefet eksik, devlet muhalefeti, ilkesiz, dindarların oyunu alamama korkusuyla yaşam tarzına karışılamaz ilkesini kenarda bıraktı.

Sonuç; keyfi güç yönetimine hoş geldiniz!

Bu ahval içinde bir şişe rakı al da görelim?

Hadi aldın, kıyıp da tüketebilir misin?

İki komser dublesine para yetmez;  en ekonomiği evde kaymakam teki, ama o bile  25 lira, iki tek içsen 50, meze, su 70, ayda 2100.

E ev halkı ne yiyecek, içecek?

Yan gelirin yoksa, içemezsin.

Yani durum fiili yasak, resmen yaşam tarzına müdahale!

Evde bile içilemezken meyhaneler ve kültürü nasıl yaşasın?

Agoralar gibi şehrin olmazsa olmazları haneler fiilen silindi, ama geleceği de tehlike içinde.

Batı’da Pub,  Doğu’da kahvehane, meyhane, yani bir hane..

Halk oraya gider, dertleşir, bir nevi terapi görür, şiir okur, ülke sorunları için halk masası kurar, velhasılı vakit tüketme amaçlı halk meclisleridir o haneler..

“Hane”siz toplumsal yaşam olmaz da meyhanesiz hiç.

Meyhane, mey/içki, hane/ev demektir.

Ziya Paşa, “Bed maye olan anlaşılır meclis-i meyde”/”mayası kötü olan içki meclisinde belli olur” der, yani meyhanede iki kadehten sonra sorunlar anlatılır, çözüm için fikirler, içkiler ve mezelerle birlikte hesapsızca ortaya dökülür.

Efkar basar meclisi, zaten kelime anlamı fikirler demektir. 

Ama egemenler meyhaneler kurulduğundan beri efkar, tasa, hüzün, keder anlaşılsın diye algılara işledi, meyhae dağıtma evi sayıldı, ama kadehlerden sonra efkarın kendi doğallığına dönüşmesini engelleyemedi.

“Su akarını bulur”, kültürler, yasak istilasına uğrasa da asla yok olmaz.

Ama ne önemi var, ayrı yaşam kültürleri birbirine düşman sayılıp biri bir süre yaşayan ölü kaldıktan sonra.

Ey bağımlılıkla mücadele başkanı; siz en iyisi  o meyhane yazmayan tabelaları karar aldığınız kurul ve size yardımcı olan devlet muhalefeti binalarına asın!