“Ağaç yaş iken eğilir” ya, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip 1933’de öğrenciler tam Türk olsunlar diye derslere başlamadan önce bir ant metni okumalarına karar verdi, uyguladı.

Ebeveynleri kim önemsizdi, çocuklar Türk’üm demeye zorunluydu.

Kökleri Kürd, Laz, Çerkez fark etmez, herkes o Türk’lük andını içti.

Azınlık okullarında Türk’üm dememek mi, demeye direnmek mi ağırdı, sonuçları ezberlendi.

Geride acılı bir tarih ve elde otoriter zihinli bir toplum var.

TC 1933’e gizli bir örgütte 1889’da(Askeri Tıbbiye Mektebi'nde İttihad-ı Osmanî Cemiyeti adlı gizli bir örgüt olarak kuruldu.) ant içerek geldi.

Kapitalizm feodal kültürü kullanır ama ürün çarpık olurdu.

Nitekim o gizli cemiyet daha iktidar olamadan ayrılıklar oldu, “Ant”taki sonuna kadar kısmı yerine getirilemedi. 

Ant zaten manevi bir güven, klan kültüründen kalma feodal bir ritüeldi.

Mafya usulü el el üstüne koyarak edilen dava yemininde hukukun zerresi yoktu.

Üye olma, ayrılma hakkı şiddetin dozuyla şekillenirdi.

Dönmek ihanet, sonu ölümdü.

Ant içerek bir davaya sonuna kadar bağlanmak, hangi dava olursa olsun, sorgulanmalıyken bağlılığa sadakat demokratik bir zihnin işi değildi.

Yapılanın adı apaçık otoriteye itaat üretimi.

Hele bir çocuğa, reşit olmayana, ant içirmek hele, akıllara zarar!

O çocuğa ne etnik, ne dini ne de başka bir kimlik atanabilirdi, suçtu, çünkü onlar çocuktu!

Doğrusu, öğrenecek, iyi insan olacak, inancını/inanmayışını, milletini, siyasi düşüncesini özgürce kendi seçmesiydi.

Dinlenmedi.

Dediği dedik çaldığı düdük, Türk, tercihen Sünni Müslüman olacak ama ille Türkçe konuşacak, aksi halde ceza çekecekti; rota öyle çizildi.

Bu, Ak Parti 2013’de ant içmeyi kedi yol temizliği için kaldırınca minik dimağlar kurtulur gibi oldu. 

Zira durum 2018’de inkıtaya uğradı, 2021’de AYM yine kaldırdı, gündem yine Ant.

Esasında gündeme giren doğru tutumdu.

Ak Parti’yi aldığı doğru kararlarla iktidardan edecekler ki, “eski” korunsun, eski kırmızılar yaşasın, hedefleri demokrasi değildi.

Diğer bir korku da anadilde eğitime açılacak yol ya da kendi olma ihtimalini kapamak.

İşte belge gibi her yol mubah bir açıklama: “Ak Parti, PKK ile görüştükten sonra ant içmeyi kaldırdı.”

Konuyla ilgili sosyoloji, pedagoji ve kültürel dayanak sıfır, tam bir şovenizmi kullanma! 

Sonuçta benzerler, bir mutabakata varırlar, devlet bu tür polemiklere  satmaz büyük vadeli çıkarlarını koruyanları, ama bu polemiklere karşı demokratik bir itiraz oluşmalı.

Ortalık, 19. yüzyıl politik düzeyi, yağlı zihin, paslı militarist muhakemeli parmak sallayanlara bırakılmamalı.

Kimi “ilerici”ler bile bu düzeye mandal olacak.

Hakim sol, taktikçi; “düşmanımın düşmanı dostum”cu, sırf Ak Parti yenilsin diye susacak.

Gerekçenin ve bu “kaskolu” saldırının alanı geniş, kalemi çok.

Sonra, boşuna düzey geri, Ak Parti 19 yıllık yıpranmaya rağmen neden en çok oyu alan parti diye diz dövüp duracaklar.

Halk bu yemin dolu feodal kültür sonuçlarını aşiret, tarikat, kan davaları, hatta “ya benimsin ya da kara toprağın” diyen boşanmaları yüreği yanarak yaşadı.

Halk, Ak Parti’yi benimsemese de şiddet, itaat ve geçimsizlik üreten bir yeminin kalkması, yaşamına bir mum ışığı dahi olacaksa, razı.

  • Abone ol