Türkiye'de sürdürülen demokrasi mücadelesini doğru irdelemek gerekiyor.

Devlet yönetimi stratejisini oturtmak için bazen çıplak, bazen kadife eldivenli el kullanıyor.

Stratejisini gerçekleştiriyor ya da gerçekleştiremiyor, ama yapılanlara bir kesim "demokrat"larının diyecekleri bir şey sanki yok, sadece uygulamaya itiraz ediyor, sanki sebeplerinden biri de kendileri değillermiş gibi işsizlik, pahalılık, özgürlük deyip duruyor.

Demokratik itirazları da, neden sabahın köründe aldın da çağırmadın, pandemi koşullarda gözaltı neden yaptın, böyle devletine bağlı, birkaç dilli elit insanlara bu yapılır mı vb..

Böylelikle kanuni ve anayasal dayanağı yokken demokratik açıklama hakkının gözaltına alınmasına fiilen geçerlilik, "meşruiyet" kazandırıyor.

Gözaltına hakkınız yok, suç işliyorsunuz denemiyor.

Hatta savaş yürüten bir taraf gibi taktiksel olarak yanlış buluyor, "koz veriyorsunuz, demokratik hakları kullanmanın zamanı mı şimdi" diye sorabiliyor.

Bunlar resmen demokratik hakları ve mücadele iradesini çıldırtıyor.

Kamuoyu bunların bu devlet uydusu tutumundan bıktı!

Bu sözde muhalefet ve onun yönetişim dostları, bunu 19 yıldır yapıyor.

Ama neden bu durumdalar az çok biliniyor.

Kendileri de zamanında benzerlerini çok yaptı, mesela akıldan geçenlerle çok insan tutukladı, yıllarca hapis yatırdı, ceza verdi, yine gelseler yine yaparlar, o yüzden yen içinde tutuyor, cepheden demokrasiyi savunmuyor.

Bunların aynı çarkın bir varyantı olduğunun farkına varamayan yılların devlet kuyrukçusu kimi solcusu da kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor, bunlara korkak demokrat, korkusundan iktidar alıcı eylem yapmaktan korkan muhalefet diyor.

Oysa bu muhalefet devlet içinde bir varyant ve biçimsel birkaç değişiklikle "sus" rejimini devam ettirmek istiyor.

Değilse, demokrasiyi ilkelerle savunur, tam demokrasiyi savunan HDP'yle bir fotoğraf bile vermekten kaçınmazdı.

Bugüne ve geleceğe nefes aldıracak demokrasi ittifakının acilen kurulması gerekiyor.                              

 

  • Abone ol