• 17.05.2021 21:46

Mayıs ayında ne çok olay, ölüm var bu coğrafyada!

Martta başlayan canlanma taammüden ölüme dönüştürülmüş sanki.

6 Mayıs 1972'de darağacında üç fidan.

18 Mayıs 1973'de ser verip sır vermeyen dik duruş destanı İbrahim Kaypakkaya.

18 mayıs 1982'de de PKK'li Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık, çok sevdikleri yaşama kendilerini yakarak  Diyarbakır zindanındaki işkenceyi protesto..

Araştırılsa vardır, isimsiz taammüden ölümler, bilinenden kat kat daha fazla.

İşte sessiz halkın geleceğine kurulan taammüden yaşam bu, yani bugün.

Memnun ve mutlu olabilir misiniz?

Çünkü 6 Mayıs'ta kahrolsun idam dediniz, ama idamın nedenini sorgulayıp açığa çıkarmadığınız ve egemenleri terketmediğiniz için egemenler rahatsız olduğunda yine idama devam etti.

İdam hala bazen "kaçarken kurşun yedi", "5. kattan düştü", "etkisiz hale getirildi" şeklinde sürüyor.

Egemenin ipini bırakmadığınız sürece, egemenler adalet arayan evlatlarınıza bunu reva görmeye devam edecek.

Ama şu haliniz ve neden, daha gerilerde.

Hadi şu 1916'dan 1919'a öldürülen 300 bin civarında Pontuslu Hristiyanın yas günü 19 mayısı devlet neden bayram ilan etti diye karşı çıkacak bilinciniz yoktu.

Bugün bile o bilinç yok, düşmanlaşmaya kodlu beyinler.

Kim bilir belki o gün devlet propagandasıyla birlikte, daha da gaddel devletçi, oh iyi oldu "gavur"lara bile dediniz, ama üzülmeyin bugün de katmerlisini diyenler var, tepeden bir milim insanlık, dostluk, dayanışma ilerletilmedi, hep kin adavet düşmanlık köpürtüldü bu ülkede.

Ama TKP, sınıf ve halk adına diyebilirdi değil mi?

Maalesef ona da ideoloji susturucusu takılıydı.

İdeoloji emri gereği “genç cumhuriyeti” destekliyorlardı.

Dolayısıyla adaleti de politik susturucudaydı.

Hala orada kalanlar çoğunlukta.

Dersim'e bile ses çıkaramadı, Şeyh Said, İstiklal Mahkemeleri idamları ne kelime!

Teori öyleydi, "Devrimler kanla olurdu."

O zamanın aklı nitel olarak dondu, o günde kaldı.

Adil bir gelenek oluşmadı.

Taammüden ölüm, beka, neoliberal korunma “hakkı”, vaka-i adiye oldu.

80 darbe mühendisliği kişilikli bilincin üstüne buldozer, toplumun aklına da darbe oldu, yavaş yavaş devletleşti, devlet partileriyle devletçilik siyasete salındı.

Devlet ve devletinin halkı.

Çelişki teorisi "iflas" etti, tüm çelişkiler devletçiler arasında kaldı.

Ak Parti yürürlükteki devlet, CHP yürürlükteki devletçi muhalefet.

MHP İYİP mafya renkleri halk "sapma"sına karşı ana rotaya radikal destek verdi.

Artık politik sahnede halkı arama.

HDP halk olmaya görsün devlet ablukası hurra başında.

Ama sevinmeyin o kadar, bu sus infaz duvarı yıkılır, sürmez o kadar.

Çünkü yasakla, atamayla sosyoloji yok olmaz.

Sınıflar, emekçiler buhar olup uçmaz.

Halk küllerinden doğacak bir simurg değil, örgütlü olduğu kadar var.