• 18.07.2021 13:27

Beylikdüzü bir zamanlar şehzadelerin veya o düzeyde varlıklıların avlandığı bir alandı; 50'li yıllardan sonra ekoloji tanımaz inşaat politikası, ormanlık alanları yok ede ede elde çok az orman kaldı.

Yerine ağaç dikmekle orman geri gelmez, "orman yenilenebilir değildir" diye diye dillerde tüy bitti.

Anlatılamadı.

Küçük büyük kasa, devlet ya da özel sektörün olması  fark etmez, rantçı, paragöz sistem insanlığın geleceğini kesti biçti, inşaatı/betonu halkın yaşamına barınmayı sosyal bir matahmış gibi dayattı.

Beylikdüzü geri mi kalacaktı, o da uydu.

Yapı kooperatifleri, müteahhitler ve devlet Beylikdüzü'nde yarışa inşaat yaptı, göğü delen binalar dikti.

En son Fatih Camii'nin karşı cephesine mini bir kafe ile başlayan meymenetsiz betonlaşma başlangıcı da o uyumun mini bir halkası oldu.

Bir kafe ile başladı, büyük bir bahçe oldu, sahibini bahçe kesmedi, İngilizceye çevirdi, GARDEN oldu.

Garden de kesmedi gardenler istendi, 5'e çıktı, hortumlar kasayı doldursun diye tarihi miras, ağaçlar kesildi, yerinden söküldü, börtü böcek öldürüldü.

Beylikdüzü'nün bir ciğerine daha kazma vuruldu, bir nefes alanı daha azaltıldı.

Oysa daha geçen sonbaharda halkın duyarlı kesimleri belediyeyi ikaz etti ve yetkililer "sözleşme, asla betonlaşmaya izin vermeyecek, sözleşme süresi bitiminde inşaatını götürecek şekilde düzenlendi" dedi.

Beyan esas, atlatmak ya da savmak için yalan söylenmedi ya, halk iktidar değil yasayı değiştirip doğa üzerindeki kanun gaspını ortadan kaldırılamazdı, dolayısıyla şerh kondu, denilene eh denildi.

Gelgelelim proje dediğin alkolden beter, kağıtta durduğu gibi durmuyor, iş makinaları geldi, haldır huldur toprağın canını çıkarmaya başladı, halkı bir kuşku sardı.

Doğru Belediye Başkan Yardımcısı sayın Serdal Mumcu'nun bilgilendirme davetine gidildi.

Açıklama yine aynı muhabbetti:

"Bu bir özel projedir, sözleşme imzalanmıştır süresi dolana kadar uymak yasal zorunluluktur."

Proje  yüzde 25 gereği 1300 metrekareye çıkmıştı, doğa ve halk lehine inisiyatif kullanılmamıştı, ama süre kısaydı, ranta izin verilmeyecekti, zorunluluk atlatılacaktı.

Eh, karından konuşulan bilinmez, bilgilenme genel olarak olumlu, birazı mübalağa, ama neredeyse halkçı belediye diye noktalandı.

Ertesi gün kim bilir ne oldu, ne duyuldu, duyarlar ayaklandı, bir araya geldi pankartlarla itirazlar, rantın sınır duvarına bez afişe yazılıp asıldı:

BETON BEYLİKDÜZÜ İSTEMİYORUZ!.

O arada inşaat kenarındaki halkın yürüme yolu da kafelerin inşaat yapım alanı genişlesin diye gaspa uğradı.

Tamam kabül, CHP'de halk, halkçı, demokrat var, ama hadi bu durumda cevap verin lütfen, belediyenin bu uygulaması halkçı mı?