• 3.12.2021 17:30

Bugün sevgili Can Dündar da rakamların efendisi sevgili Bekir Ağırdır'ın "kimlik politikası dönüşüyor; aslına, ekonomik boyutuna geri geliyor" temalı yazısını gündemine aldı.

Belli ki siyasal duruşuna uygun bu öneriyi destekliyor ve daha geniş kesime duyurmaya çalışıyor.

Önemi yok da Dündar'dan sonra bu bir yapım gibi duruyor; egemenden yana, yasakçı, ama olsun, sonuçta bir fikri yayıyor.

Bu nispi demokrat modernistler, yasak yayıyor diye biraz mahçup da olsa, ana arterdeki sol hatta sesleniyor, "ne formül be; halkı bölmemek, mücadele hattını güçlendirmek için ne fedakarca kafa yoruyor" dedirtmek istiyor.

Peki, öyle mi acaba?

Değil tabi ki, çabaları sadece egemen paradigmanın nasırlı duruşunu tazeliyor.

Kim bilir, belki paradigma merkezi içinden aferin gönderiyor.

Öyle ya asırdır Kürd yok, Alevi yok, Türk ve Müslümansınız diyorlar, onu pekiştiriyor.

Gerçi statüsüz her sözde onlar da canları ciğerleri..

Bu söylemler, birazcık geleneksel sola "sol"dan yelleme oluyor.

Bunu Ak Parti yıpranmışlığına ekleyip "sol" cila atarak paradigmayı güçlendirdiler mi işlem tamamlanıyor, sosyal ve dinozor medya yayınlamaya koşar adım geliyor.

Akıllarınca, ifade hakkını, kangren bir inkarı ilerici, hatta sol ambalajla verecekler.

Rakamları konuşturan araştırmacı, anketlerle galibiyet de sunacak, tutacak, tutturacaklar yine sermayenin kirli kuyruğunu.

İşte asırlık mesele, kendileşememiş solun, demokrasinin kör talihi, egemenler arası kayıkçı dövüşünde sol figüran olup olmama olarak ortada duruyor..

Olur olmaz, bu tür besin asıl oradan hiç ayrılmayan kuyrukçulara  yarıyor, sancılarını hafifletiyor, kanları bitleniyor.

Kutuplaşma da ayrı bir paradigma lokması ya neyse..

Bu onların görevi, hakları geciktirmek, engellemek deyip geçilemiyor, zira halk var yanlarında ve her iki ittifakın tabanına da bıkmadan seslenmek gerekiyor, haklı yolda yürüyüşe devam etmek gerekiyor.

Ey paradigmanın aydınları!

Karşı bir duruş üretimine, örgütler veya insanlar tabi ki iki yüzlülük etmeden kimliğiyle de gelecek, kimlik politikası da yapacak, demokratik platformda kimlik siyaseti diye önkoşul konamaz.

Bunu küstürmemek için kimse demiyor, artı hukuk ve tutum, yasağı fiilen deldi, ama kanun da hukuk dinlemiyor.

Tevil yollu Kürd kimliği görünür olmasın diye ürettiğiniz öneri bayat, ilkesiz ve hukuksuz.

Doğal gerçek sahibini sardı.

Konuşulacak olan kimlik, ekonomi, özgürlükler, başlık her neyse, ama hangi konularda/ilkelerde ortaklaşıldı ise mücadele o doğrultuda olur, bunu ittifak politikası söylüyor. 

Öncelikle ne için  mücadele, ona karar verin; anti ne, müttefikler ona göre ortaya çıkıyor.

Tek adam rejimi, otoriter devlet yapılanmasına mı karşısınız, demokratik  parlamento, temel haklar, burjuva demokrasi mi istiyorsunuz?

Amacınız mücadele mi mücadele içinde egemen olmayan kimliklere kanuni alan açmama mı?

Kimlik de kimlik siyaseti de demokrasi proğramını konuşmaya engel değil, neden üzüm yerine kendinizce tespit ettiğiniz bağcıyı dövmeye çalışıyorsunuz?

Lütfen kırılmayın sayın Can ve Ağırdır, tamam dere görünüyor da siz neden paçayı sıvayıp kendinize paradigma görevi çıkarıyorsunuz?