• 20.12.2021 23:13

Ayhan Bilgen nihayet istifa etti.

Keşke ayrılmasa, keyfi vb denebilir belki, ama basit bir hakkı kullanmaya sanki bir kampanya ve seviyesiz tepki bir kez daha illallah dedirtti.

Ayhan Bilgen ta baştan farklıydı.

Ve o farklılığı davet edildi, liyakat gözetilmeden bazı makamlara getirildi, Bilgen de, uzaktan görünen, çelebi edasıyla elinden geleni yapmaya çalıştı.

Eleştirilecekse ilkin bu eleştirilmeliydi.

İyi şeylerin kotarılması engel olamaz, bu ikameci pratiklere, kullanışlı ilişkilere görünür bir tepki koyulmalıydı.

Ama kampanyacılar, aksine egemen ilişkilerde olamamak ama olma isteği ve kolaycılığı da ekledi, nalına da mıhına da, vur babam vurdu.

E artık, teori de pratik de bu nakarattan bıktı. 

Kimsenin ayrılanlar için yapılan hiçbir şeyi başlarına kakma hakkı yok.

Çünkü ortada kimsenin olan bir mülk yok!

Bundan sonra ne yapacakları da kendilerini ilgilendirir.

Ama aidiyet içinde, kullanmadan, bir ittifakla veya koalisyonla ortak işler yapmayı başarmak gibi istifayı da doğru bir anlayışa oturtup üslubu düzgün tutmak gelecek için şart.

Peki de bu, koalisyon bile olmayan bu bileşen hukukunda nasıl olacak? 

Daha dün gibi, hatırlayın Ahmet Şık’ı:

‘"Eş başkanlarımızı tenzih ederek, parti yönetiminde bulunan hâkim bir anlayışın HDP'nin gücü, anlamı ve değerleri hilafına demokratik teamüllerden uzak tutumlarında ısrarları nedeniyle "istifa ettim.’

Cevabı, adeta bir manşet cümleydi.

O gün de derinlemesine tartışılmadı, bir hakkın kullanımına itiraz yüzeyde kaldı.

Bu eski “arındık”, “safralar gitti” gibi tekerlemeler “küçük olsun hep benim olsun” demekti.

O yüzden istifalara karşı söylenen her olumsuz sözle adeta hakimiyetin engeli pürüzler silinir, arınılır, öçler alınır ve bağlılık manevi bir zırhla bir kez daha örülürken eleştiriler de duyulmaz kılınır.

Ayrıca tutumun kültürel kökleri var. 

El el üstüne koyup “davadan dönen haindir” demenin kahramanlığı üstüne tarihteki komitacıların övgüsünü okuyarak büyüdü bu coğrafyada birkaç kuşak.

Ve ölümüne bağlılığı fetişleştiren ajitasyonda “dava” değil aidiyete bağlılık erdemdi.

Tabi ki bu tür ajitasyonlar da kimi erdemleri taşır ancak mezara kadar, yanlışa, görüş ayrılığına, her pahaya rağmen olmaz ve fikir ayrılığına hoş görüyle veya lütufla bakılmaz; aksi halde araçsallaşır, yıpranır, mücadele ve kültürü uzun vadede zarar görür.

Her özne vasi.

Güncellemeli.

Mücadelenin, örgütlülüğün çağdaşlaştırılması, demokratikleştirilmesi, amacın yolunu gösterecek ilkeler ve bilimsel pusula şart.

Her ne pahasına değil, doğru araçlar ve kültürle yürünmeli.

Ama müjde, umut yine HDP'de var!

Çünkü HDP’de özgürlükçü bir damar, bileşenlere rağmen kulakların ve zihinlerin pasını siliyor, ara sıra doğrudan demokrasi diyor.