• 29.12.2021 06:53

28 Aralık 2011 gecesi, Şırnak Uludere’de Türk Hava Kuvvetleri bombayla 34 Kürdü öldürdü.

Onların 19'u 18 yaşın altında çocuktu. 

50 katırdan kaçı öldü sayılmadı, çünkü candan sayılmadı.

Esasında köylülerin ölümü de bilinemez, "etkisiz hale getirilme"ye giderdi, hak ve özgürlüklerin peşinde örgütlenmeler olmasaydı.

Paradigmalar üstünde sermaye egemenliği böyle bir şeydi.

Peki faili bu kadar açık ve dünyanın gözü önünde işlenmişken adalet neden bir arpa boyu bile yol gidemedi?

Neden devlet takipsizlik kararı verdi?

Demek ki muhalefetin adalet duruşunda bir arıza vardı.

Hüngür hüngür ağlasanız da değişmez, “köy göründüğü” halde devletin kuyruğunu bırakmazsanız sonuç budur.

Her devlet üstüne oturduğu temellerle egemenliğini sürdürür.

O temellere dokunmadan Roboski katilamına ve benzerlerine dokunamaz, dokunduramazsınız.

Çünkü devlet içindeki işleyişte halkın söz ve kararı yok ve halkın sözünü devletin diğer partisine bırakamazsınız.

Muhalefet devletin kuyruğunu bırakmadığı, çatlaklarından çözüm beklediği ve o bekleyişini seten beygiri gibi sürdürdüğü sürece de çözüm olmaz.

Bu kadar net bir konuda bile paradigma sahipleriyle resonansın yolu  destekten başka yere çıkmaz.

Mesela muhaliflediğiniz ve Ak Parti bültenlerine/medyasına tercih ettiğiniz iki gazete 30 Aralık 2011'de ne manşet attı:  

Sözcü: “Silah taşıyorlardı”

Yeniçağ: “Terörist güzergahına bomba: 35 ölü.”

Yani "silah taşıyorsa ve teröristse ölmeleri normal" dediler.

Kıvrak iki yazar, rahmetli Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil de sözcükleriyle  devletin militan zehirli okçusu gibiydi:

Bekir Coşkun 29 mart 2015'de "teröristi görmezden gelen, kaçakçılığı önleyemeyen devlet katırları öldürüyordu." dedi.

Abisinden önce 6 ocak 2012'de sayın Özdil, o ırkçı dilin yolunu zaten açmış, Kürdler ve o sürmeli gözlü katırları aynılaştırmıştı:

"Sayın terörist’le sayın kaçakçı arasında katır tepmişe dönmek istemiyorsa, bi karar vermesi lazım artık devletin...

Kişneyecek misin? Anıracak mısın?"

Acı olan bu ırkçılığın normal edalarında taşınmasıydı.

Aydınlar ve muhalefet hep devlet içi ve tutulacak evrensel yeri yoktu, bu TC kurulduğundan beri böyle, hep devlete destekçiydi.

Bakın CHP Ankara milletvekili Levent Gök meclisteki konuşmasında ne dedi?

"Bu insanlara söz verildi ama bu sözler tutulmadı. Roboski'de yaşayan yurttaşlarımız devlete o kadar bağlıydı ki bu ölen çocukların 27'sinin ailesi korucuydu, 1'inin de kendisi korucuydu ve bu olaydan tam sekiz ay sonra Roboski'de bir askeri araç devrildi, 9 askerimiz şehit oldu, 4 askerimiz yaralandı"

Sayın Gök, ölümle devlete bağlılık ilgisi kurdu, “devlete bağlı olan insanları bari öldürmeyin, öldürünce de hesap verin” dedi; yoksa ne dedi?

İşin özü, Roboski vesilesiyle devlet için ölüm ajitasyonuyla icraatı yıpratmaya çalıştı.

Derdi, muradı yiten canlara adalet aramak, ölümü doğuran nedenleri bulmak, paradigmaya dokunmak yaşamı barış içinde yeniden kurmak değildi.

Zaten paradigmaya dokunmadan Roboski'ler çözülemezdi.