CHP VE ÖZGÜR ÖZEL’LER!

  • 10.01.2022 09:30

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel,

"Diyanet, okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet'in işi mi, Milli Eğitim'in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B'si, fiziğin F'si, matematiğin M'si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet'e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa'ya uygunluğu var." dedi.

Ak Parti devleti, iğneden ipliğe tüm kurum ve kuruluşlarıyla ayağa kalktı.

İlkin Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan:

"4-6 yaş Kur’an Kursları Orta çağ düşüncesiymiş, umarım dil sürçmesidir. Yoksa 28 Şubat’taki fabrika ayarlarınıza geri döndüğünüzü düşüneceğim!” dedi.

Demeç tedbirli ama 28 şubat dilliydi, çünkü hüküm akıldan geçenler üzerineydi.

Okul öncesi eğitim kararını veren, kanunen mi, fiilen mi, anayasal olarak mı değişti? 

Teşkilat da susmadı, İl Başkanı Kabaktepe, "Orta çağ zihniyeti, kendi milletinin değerlerini hor görmek, ötekileştirmektir.” dedi.

Belli ki Özel'in ne dediği önemli değildi, atış serbestti, kural dışı dövülecekti.

Özel, kendini savunurken kişisel olarak türban serbestliği için mücadele etmiş bir ateist veya hacı olmuş özgürlükçü bir Müslüman alim olsa da sonuç değişmezdi, çünkü karardı, uygulanacaktı.

Baskın basanındır, Özel boynunu oynatamadan abandone duruma sokuldu.

Sağolsun, CHP ve genel başkanı da yardımcı oldu.

Esasında asıl abondone eden de genel başkanı Kılıçdaroğlu ve bir özeleştirisiz dindar insanlardan oy almak için sahte şirinlikle ilkesiz hamleler yapan CHP pratiğiydi.

Ama “chp zihniyeti”ne bunu anlatmak zordu.

Gerçi Özel'in açıklamasında devletçi çapaklardan başka yanlış yoktu; tespiti reel doğruydu.

Kılıçdaroğlu ya Özel'in bu tespitine baskın saldırı karşısında yine dindarları, "anlamazlar, oy kaybedilir" diye küçümseyen elitist popülizmin etkisiyle sahip çıkmadı ya da Dinayet'in/devletin kurucusu olduklarını hatırladı/hatırlatıldı.

Çünkü Kılıçdaroğlu’nun konuyu geçiştirdiğinin herkes farkındaydı: "Siyaset din, inanç alanına asla girmemeli. Kimlik alanına asla girmemeli. Yaşam tarzı alanına asla girmemeli." dedi.

Bu yanlış, korkak ve suç hali bir geçiştirmeydi.

Çünkü siyaset, din alanına da kimlik alanına da girerdi.

CHP merkezi geçiştirince, hakaretamiz söz, azar, saldırı, puan alma zirve yaptı.

Erdoğan hazır propaganda menüsünü kaçırmadı, Özel'in ödediği faturayı virgül atlamadan Kılıçdaroğlu'na kesti:

"O birilerini havlatıyor kendisi de arkadan izliyor. Bay Kemal, biz bunları yutmayız, kimin ne olduğunu da iyi biliriz. Sıkıysa kalk, bu havlayanları sustur. Bu ülkede bizim dinimize, Diyanetimize saldıracak olanların haddini de hesabını da biz bildiririz ve sorarız. Sizin sokak teröristlerinden ne farkınız var?" dedi.

CHP, bir devlet partisiydi, , "bir devletin dini ve dini örgütü olamaz, Diyanet kapatılmalıdır" diyemezdi, ama demokrat değildi yurttaşa havlama dedirtmeyen laik demokrat müttefiklerle demokrasi ittifakı da kuramazdı, zira CHP merkezi aynı kategoridendi ve iktidarken de avami dilliydi.

Ne olacak şimdi?

Umut, Demokrasi İttifakı, doğrudan demokrasi!

                                                                                                                            

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar