• 2.02.2018 00:00

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sabırla oya gibi işleyerek Özbekistan ile bir zamanlar epey çalkantılı olan ilişkilerimizi yalnız onarmakla kalmadı aynı zamanda bu ülke ile derinleşen bir stratejik ilişkiyi de geliştirdi…

2016 yılında vefat eden İslam Kerimov zamanında zora giren Türk-Özbek ilişkileri daha sonra iktidara gelen reformist başkan Şevket Mirziyoyev ile yeni ve olumlu bir boyut kazandı. Mirziyoyev ülkesinde “sessiz devrim” veya “yukarıdan gelen devrim” olarak da nitelendirilen reform hareketine öncülük yaptı ve ülkesini Pazar Ekonomisi ile tanıştırdı. Altın madenleri, doğal gaz kaynakları ve Sovyet döneminden kalan sayısız enerji santralleri ve pamuk ülke ekonomisinin gelişmesi için önemli faktörler.

Mirziyoyev önce Cumhurbaşkanımızı Semerkant’ta ağırladı ve Türkiye ve Özbekistan arasında yeni dönemin temelleri atıldı. Mirziyoyev’in geçen eylüldeki Ankara ziyareti ile ilişkiler stratejik boyuta dönüştü ve bu ziyaret sırasında stratejik ilişkilerin derinleştirilmesi için önemli yapı ortaya çıkarıldı.

Her alanda işbirliğine dayalı tam 25 anlaşma imzalandı ve Cumhurbaşkanımız da haklı olarak basın toplantısında “Özbekistan’la uzun bir yolculuğa çıkıyoruz” açıklaması yaptı.

Özbek cumhurbaşkanı ise ülkesinin Türkçe Konuşan Ülkeler İşbirliği Teşkilatına katılacağını açıklayarak Türkiye’ye büyük bir siyasi jest yaptı. Hatta Bişkek’te toplanacak zirveye de katılacağının müjdesini de verdi. Bunlar Orta Asya’da cumhurbaşkanımızın elini güçlendiren gelişmeler.

Türkiye, yalnız Orta Doğu ve Afrika’da değil aynı zamanda Orta Asya’da da kurduğu ortaklıklar ile bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyor.

Böylelikle Çin’den Avrupa’ya uzanan yeni İpek Yolu üzerindeki kardeşlerimizle de stratejik ortaklıklar kurup önemli adımlar atıyoruz.

Orta Asya dengelerinde önemli bir oyuncu olan Özbekistan’ı yanına alarak dünyada oynanan yeni oyunda Türkiye “ben de varım” diyor…