• 18.01.2022 10:00

Türkiye’nin pek çok siyasi tartışmasında olduğu gibi, 2023 seçimine ilişkin muhalefeti tartışmaya başladığınızda da iş dönüyor dolaşıyor, “Bardağın yarısı dolu mu, yoksa boş mu” sorusuna geliyor.

Örneğin, muhalefetteki 6 parti bir araya geldi, bir gün ellerine anayasayı değiştirme fırsatı geçerse bunu hangi ilkeler çerçevesinde yapacaklarına dair bir yazılı metin üzerinde uzlaştı. Yakında 6 lider bir araya gelip ilan edecekler.

Peki bu geçmişte benzer örneği bulunmayan uzlaşmayı övmeli mi, yoksa “Aylarca çalıştınız ortaya ancak bir ilkeler metni çıkarabildiniz, Meclis’e sunulmaya hazır bir taslak bile yok ortada” diye eleştirmeli mi?

Üzerinde uzlaşılan metin hakkında bir fikrim olduğundan beri, bardağın boş tarafına daha fazla bakıyorum, itiraf edeyim. Kişisel olarak ben ortaya bir anayasa değişikliği teklifi, yani anayasa maddesi olarak yazılmış bir teklif bekliyordum. Bir ölçüde hayal kırıklığına uğradım.

Bu hayal kırıklığımı Cuma akşamı Karar yazarlarıyla bir araya gelen Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’na da açık açık söyledim, hatta biraz terbiye sınırlarını da zorlayarak “Ortaya bu mu çıktı” dedim.

Davutoğlu sabırlı insan, benim bir ölçüde “ergence” de sayılabilecek eleştirilerime sükunetle cevap verdi ve hepimizin bildiği veya kolayca tahmin edebildiği temel zorlukları sıraladı.

Çoğu zaman hepimiz yanlış anlayabiliyoruz: Ne Cumhur İttifakı ne de Millet İttifakı, isimlerinin önerdiği şekilde birer “ittifak.”

Cumhur’da Ak Parti, MHP ve BBP var. Bu üç parti, üç ayrı parti. Evet, elbette üç parti seçim işbirliği için kurulan bu ittifaklarını gelecekte de sürdürebilmek için birbirlerine karşı gayet dikkatli ve saygılı davranıyorlar ama unutmamak lazım: Onlar hala üç ayrı partiler.

Aynı durum Millet İttifakı için de geçerli. Orada da CHP, İyi Parti ve Saadet var. 2018 yılında seçimde işbirliği için bir araya geldiler. Sonra yasada yeri olmamasına rağmen 2019 yerel seçiminde de birlikte hareket ettiler. Bugün de birbirlerine karşı son derece dikkatli bir dil kullanıyorlar ama bunlar ayrı ayrı partiler.

Son dönemde Millet İttifakı’nın yamacına üç parti daha geldi. Gelecek, Deva ve Demokrat Parti. Şimdi 6’lı grup bu sözünü ettiğim anayasa uzlaşması ilkeler demeti metnini de kaleme aldı.

Aldı ama bu 6’lı işbirliğinin daha da ilerlemesinin, Millet İttifakı’nın yapılacak seçimde 6 partili olmasının önünde türlü çeşitli engeller var. Bu engellerin başında, özellikle Deva ve Gelecek’in CHP ile yan yana durmaktan çekinmeleri geliyor.

Bu çekinceyi ciddiye almak gerek. İkisi de Ak Parti’den kopan seçmene hitab eden bu partiler, Tayyip Erdoğan’ın “CHP’nin peşine takıldılar” propagandasına başlamasıyla o seçmenlerini ürküteceklerini düşünüyorlar.

Ahmet Davutoğlu, bu sakıncayı aşmak ve hatta Cumhur İttifakı’nın söylemini kesmek için bir girişim arayışında. Bu fikrini önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, ertesi akşam da yine birlikte yemek yediği İyi Parti lideri Meral Akşener’e anlatmış. Anlaşıldığı kadarıyla her iki lider de, bu fikrin üzerine gidilmesine, imkanların araştırılmasına evet demişler.

Hem partilerin ayrı ayrı kimlikleri olsun hem de bu partileri bir arada tutan bir “ideolojik zamk” olsun isteniyor ama “Tayyip Erdoğan’ı oradan indireceğiz, tek adam yönetimine son vereceğiz” cümlesi dışında bir yapıştırıcının bugüne kadar bulunamamış olmasının da sebepleri var kuşkusuz.

Bu arada unutulmaması gereken bir şey, Ali Babacan’ın da aslında benzer bir kaygıdan hareketle arayış içinde olduğu ve artık açık açık bir yöntem önerdiği.

Babacan, “6 partiyi bir arada tutan zamk, anayasayı değiştirme vaadi. O zaman bu vaat üzerinde çalışalım, seçimden sonra da hızla anayasayı değiştirelim” diyor. Yani seçimin bir nevi referandum olarak yapılmasını, seçilecek başkanın da çok kısa bir süre için seçilmesini öneriyor. “Eğer o başkanın geçiş süreci üzerinde uzlaşırsak ittifaka gireriz” diyor.

İster bir nevi gevşek ideolojik çerçeve ister daha pragmatik bir model… Dikkat etmemiz gereken nokta bu yaratıcı önerilerin bu ittifakın sürükleyicisi konumundaki CHP’den veya İyi Parti’den değil Davutoğlu ile Babacan’dan, yani görece daha küçük partilerden geliyor olması.

6 benzemez partiyi birbirine benzetme çabaları bunlar. Bakalım ne çıkacak?

***

Baştaki bardak dolu mu boş mu meselesine geri döneyim.

Bir yandan, evet bu çabalar bizim siyasi tarihimizde daha önce rastlanmamış nitelikte olumlu çabalar. Bu, bardağın dolu tarafı.

Ama bir yandan da unutmayın, zaman hızla geçiyor ve muhalefet daha şimdiden çok değerli 3,5 yılı harcadı bile.

Kalan 17 ayda da bir netice alınacağının garantisi yok.