BU KIŞ NE YAPMALI?

  • 9.11.2010 00:00

Bu yıl kış erken geldi… Hava günlerdir kapalı…Bu havalarda sıcacık sobanın üstünde kestane pişirip, kitap okumanın keyfine doyum olmaz. Ama çoğu evlerde sobalar tarihe karışmaya başladığından ateş üstünde kestane keyfi ve yanan sobanın huzurlu çıtırtısı çoktan fantezi olmaya başladığı için daha kalıcı ve gerçekçi alternatifler bulmak gerekiyor. 

Zamanımızın çoğu iç mekanlarda geçtiği için tembellik edip televizyon izlemek neredeyse tek seçenekmiş gibi görünüyor. Tiyatrodan ve sinemadan uzak  nesiller yetiştirirken, ekran bağımlısı aileler olarak onlara pek iyi örnek oluşturduğumuz söylenemez. Çocuklar derslerden ve bilgisayardan başka bir şeyler olduğunun farkına varmadan büyüyorlar, sürekli bir yarış içinde çocuklukları kayboluyor. Onlara dersler bitsin, sonra yaparsın, okul bitsin sonra oynarsın, şurayı kazan, sonra alırsın…. İşe gir sonra istediğini yaparsına kadar giden bir süreç yaşatıyoruz. Peki sonra ne oluyor? İşe girince de ( ki oda girebilirse) Senelik izin hakkını elde edene kadar bekliyor. Tabi bir de zorunlu askerlik var… Bütün bunlardan her anne babanın suçluluk duyduğuna eminim.

Onlar da çaresizler ve çocukları kendi ayakları üzerinde ezilmeden durabilsin istiyorlar. Ama unutulan, unuttuğumuz bir şey var; Sınavlar, çocuklarımızı hayata hazırlamıyor, sosyalleştirmiyor. Bu nedenle sınavlarda ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, sosyal hayatta başarılı olmaları için daha başka şeylerin yapılması gerekiyor. Bunun için çocuklarınızı resim, müzik, tiyatro kurslarına yollamalısınız.

Eskiden okullarda tiyatro çalışmaları yapılır, müzik gurupları oluşturulurdu. En azından Eğitimciler, edebiyat öğrencilerine müfredatı ezberletmek yerine onlara edebiyatı sevdirecek oyunlar hazırlayamaz mı?

İlçemizde, sınırlı olanaklarına rağmen Halk Eğitim Merkezi yıllardır bir şeyler yapmaya çabalıyor. Meslek kurslarının yanı sıra Sosyal ve Kültürel Gelişime yönelik kurslar da düzenliyor. 1750 çeşit kurs açma yetkisi olsa da çarşı içinde küçük bir mekana tıkılmış olması nedeniyle ancak sınırlı sayıda kurs düzenleyebiliyor.( İlçemizde kültür merkezi olmadığı gibi, doğru düzgün halk eğitim merkezi de yok) Bu kış açılan kurslara giderek zamanınızı değerlendirmek mümkün. Kadınlara yönelik( ne demekse ) giyim, nakış kursları, herkese açık gümüş işlemeciliği, yine kadınlara yönelik fındık yetiştiriciliği, ( erkeklerin kahvede oturmayı tercih edip, bu işi de kadınların üzerine yıkmaları nedeniyle)

Ayrıca, gitar, keman, kemençe, bağlama, tulum çalmayı öğrenebilir, bilgisayar

eğitiminizi alabilirsiniz. ( Keşke, Kadınlar bu kurslara da gitse) Eğer bunların dışında bir şey öğrenmek istiyorsanız 12 arkadaş kafa kafaya verip, istediğiniz alanda eğitim talebinde bulunabilirsiniz.

Eh, ille de ben tembellik edeceğim, evde oturacağım diyorsanız;

Sineması, tiyatrosu olmayan yerde televizyon izlemek tek eğlence aracı olunca,

Her akşam 18:30’ da TNT ‘de yayınlanan “YARGIÇ AMY” dizisini öneririm.

Dizide aile ve çocuk mahkemesine bakan kadın yargıcın davalara ustaca yaklaşımını izlemeye değer buluyorum. Ayrıca, sosyal görevli olan annesinin ailelerinden kaçan, şiddete uğrayan veya terk edilmiş çocukların hayatını düzene sokabilmek için nasıl uğraştığını görerek, ülkemizde hala eksik olan “çocuk hakları” konusunda çok şey öğrenebiliriz.

 

 

KÜLTÜR EVİ CANLANIYOR !

 

Akçakoca’nın tek kültür evi, Nimet- Gazi Bekir Özkök Kültür Evi’nin işletmesi’nin

Kent konseyine verilmesine çok sevindim. Kent konseyi, eline geçen bu fırsatı iyi değerlendirirse Akçakoca halkı güzel bir mekana kavuşacak.

Kent Konseyi yönetimi, Kültür evinin alt katını “Kültür Cafe”  olarak hizmete açacakmış… Kahve deyince sadece çay, kahve içilen yer aklınıza gelmesin…  Kültür Evi’nde farklı sergiler de açılacakmış, sergileri dolaştıktan sonra yorgunluğunuzu gidermek için kahvede şöyle bir soluklanabilir, rahatsız etmeyen müzik eşliğinde gazete ve derginizi okuyabilirsiniz. Bir de yandaki odada; İstanbul, Fındıklı’da Yönetmen Sinan Çetin’ nin açmış olduğu “kaçırdığınız filmler kahvesi” örnek alınarak küçük bir sinema salonu düzenlense harika olurdu.

(Onlar toplantı mekanı olarak düşünüyorlarmış, yazık olur.) Mekan küçük olduğu için 2-3 bin liralık bir sinema sistemi yetecektir.

(Yazın ses sistemine bir iki hoparlör daha eklenerek dışarıda gösterim yapılabilir.)  Böyle bir mekanda, kaçırdığınız filmleri bir gurup arkadaş anlaşarak uygun fiyata izleme şansına sahip olabilirsiniz. Çünkü, evinizde ne kadar iyi bir sinema sisteminiz olursa olsun, sinemada birlikte izlemenin keyfini alamıyorsunuz.

www.kafika.comadresine girerek küçük bir mekanı nasıl değerlendirdikleri konusunda fikir edinebilirsiniz. ( Yerinde gördüğüm için mekanın resimlerde göründüğünden daha küçük olduğunu söyleyebilirim.)

Böylece, ne olduğu hala anlaşılamayan Kent Konseyinin somut olarak ne iş yaptığını görebiliriz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.