AKÇAKOCA’DA SÖRF

  • 27.01.2011 00:00

NEDEN ÖNCE SANATTAN VE KÜLTÜRDEN VAZGEÇİLİR Kİ?

 

Sosyal Güvenlik Kurumunun Akçakoca’da bir ofis açması, İlçe esnafı ve çalışan sigortalılar için önemli bir adımdır. Gerçi hala emeklilik başvuruları Düzce Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılmakta, Sigorta primi zamanında yatırılamadığı zaman  (Akçakoca Ofisi tahsilata bakmadığı için) Düzce’ye gitmek zorunda kalınmaktadır. Bu eksikliklerin, zamanla giderileceğine inanıyoruz.

Bunları niye anlatıyorum? İlçemizde SGK’nın bir şubesinin bulunmasından, eksikliklerine rağmen, hoşnut olduğumuzun altını çizmek için tabii ki.

 Ama; İlçemizi idare edenler; “SGK için ofis ararken bula, bula sanat merkezi olarak kullanılan bu küçücük mekanı mı buldular?” diye sormadan da edemiyorum. O mekanda, insanlar resim ve müzik çalışmaları yapıyor, zaman zaman da sergiler düzenliyorlardı. İlçemizde Kültür ve sanat merkezi olmadığı için sanatseverler için önemli bir mekandı. SGK için çok rahat başka ofis bulunabilecekken, bu mekan hemen gözden çıkarıldı.

Bir zamanlar, Çınar caddesinin Çuhalı tarafından girişinde, sol tarafta “Akşam Kız Sanat Okulu” vardı. Daha sonra orada kadınlara yönelik el işi, dikiş nakış, çiçek yapma kursları verildi. O bina restore edilerek, Halk eğitim merkezine dönüştürülebilirdi. AMA Ne Gam! Şimdi ise; Halk Eğitim Merkezinin sürdürdüğü eğitimler, derme- çatma bir binada yapılmaktadır. Bu nedenle, kültür ve sanat faaliyetleri için ayrılan mekanlar küçük de olsa önem taşımaktadır.

Ekonomik sorunlarımızın, geçim derdimizin, sağlık sorunlarımızın yaşamımızın merkezinde yer alması çok normaldir. Ama İnsan; sadece yiyen, içen, barınan vs. bir varlık değildir. Bu yüzden beynimizi doyurmaya daha çok ihtiyacımız var. Eğer, yüzyıllar boyu sanata ve kültüre hizmet edenler, zaman, zaman aç kalmayı göze alarak sanat yapmakta ısrarlı olmasalardı; İnsanlık tarihinin en büyük müzik dehası Amadeus Mozart’ın eserlerinden, kara kalem çizimleri bile bugün milyonlarla ölçülemeyen Vincent Van Gogh’un resimlerden haberimiz olmazdı. Edebiyatımızın en iyi yazarlarından Orhan Kemal geçinmek için, yazmaya zaman ayırmak yerine limon satsaydı, Orhan Kemal olmazdı.

İnsanı diğer canlılardan farklı kılan tek şey; yarattığı kültürel değerlerdir. Kültür ve sanat “karnı tok, sırtı pek” insanların sahip olduğu bir şey değildir, olmamalıdır.Kültür ve sanatın; halkın ulaşabileceği kadar yakın ve satın alabileceği kadar ucuz olması için, yerel yönetimler ve mülki idareler tarafından desteklenmesi zorunludur.

AMA;

Ne yazık ki, bu böyle olmuyor. Bir mekana ihtiyaç duyulduğunda, önce kültüre ayrılmış mekanlara el konuluyor, orada faaliyet gösteren insanlar kapı dışarı ediliyor. O insanlar da çaresiz resim eğitimlerine devam etmek için Düzce’ye

kadar gitmeyi göze almak zorunda kalıyorlar. Sonra Düzce ‘de de bir mekan gerektiğinde halkın el sanatları eğitimi gördüğü mekana el konuluyor.

Neyse ki Düzce il olmanın avantajıyla, öğrencilere başka bir mekan yaratabiliyor.

 Anadolu’nun eski yerleşim yerlerinde yapılan kazılarda en çok rastlanan mekanlar anfi-tiyatrolardır. Demek ki halka açık gösteri sanatlarının tarihi çok eski.

Günümüzde ise; İlçemizde yeni kültür ve sanat mekanları yaratmak yerine, var olan küçük mekanları da işyerine dönüştürmenin mantığını anlamak mümkün değildir. Kültür ve sanatı fuzuli bulan bu anlayış devam ederse; korkarım birkaç yıl sonra, yeni kazandığımız Özkök Kültür Evi’nin de ofise dönüştürülmesinde hiçbir sakınca görülmez.

İlçemizi idare edenlere buradan seslenmek istiyorum: Sanat, insanın insana yolculuğunun, insanlaşmasının en önemli aracıdır. Bizi sanattan, sanatın sergilendiği mekanlardan mahrum bırakmayın. Lütfen !

 

Kaktüs

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.