• 24.03.2021 05:54

Yasin Aktay’ın Habertürk TV’de Olaylar ve Görüşler programında hem “İstanbul Sözleşmesi'nden oluşan toplumsal algı nedeniyle çıkıldı. Sözleşmede eşcinselliği normalleştirici bir madde yok” ifadesini kullanıp hem de çelişkili bir yaklaşımla “Toplumdan gelen talep” vesaire diyerek kararı savunması dün sosyal medyada epeyce tepki çekti.

Aktay, yüzde 100 gerçek bir duruma işaret ediyor. Özendirmek şöyle dursun, sözleşmede LGBT’nin adı dahi geçmiyor.

Aslında bu durumu AK Parti içinde pek çok kişi biliyor fakat tıpkı Yasin Aktay gibi günün sonunda kendilerini kararı savunmak zorunda hissediyorlar.

“İç mevzuat ve yasalarımız yeterli” diyen AK Partili siyasetçilere de bir sorum var. Sözleşme kaldırıldı diye bayram edenler şimdi de gözlerini 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dikmiş vaziyetteler. Gelenek, görenek kılıfı ve oy tehdidi ile karşınıza tekrar çıktıklarında yasadan da taviz verecek misiniz?

Bu arada dün hayatı boyunca hep AK Parti’ye oy vermiş başörtülü bir kadın yakınımdan şu mesajı aldım:

“Mutlu pazarlar Kübracım. Yazını okudum. İstanbul Sözleşmesi’ni ben de sonuna kadar destekliyorum ve iptal edildiği için şu an çok üzgünüm. Ben de mağdur bir kadın olarak dimdik ayaktayım çok şükür. Kızlarıma ve diğer kadınlara desteğimi bilirsin. Kadınlar güçlü olursa bir ülke güçlü olur. Kadını küçük görmek acizlik ve zayıflıktır. Yazın için tebrik ediyorum, sevgiler.”

Bu mesajı gönderen yakınıma sandıkta ne yapacağını sorduğumda kararsız olduğunu söylüyor. 20’li yaşlarındaki iki kızı ise AK Parti’ye oy vermediklerini ve vermeyeceklerini anlatıyor.

Kısacası muhafazakâr kadınlar meseleye nasıl bakıyor diye merak eden varsa önemli bir bölümünün karara tepkili olduğundan emin olabilirsiniz.

Esas mesele şu, AK Partili siyasetçiler gelinen noktanın farkında mı? Ya da ne kadar farkında?