• 6.04.2021 07:23
  • (242)

 104 amiralin yayınladığı bildiri, özü itibarıyla bir darbe bildirisi olmasa bile kullandığı dil, gece yarısı yayınlanma biçimi ve “Aksi halde” diye başlayan tehdit gibi anlaşılmaya müsait ifadeler nedeniyle problemli bir metindi.

Montrö’nün tartışma konusu edilmesinde ya da cübbeli sarıklı amiral meselesine karşı çıkılmasında elbette hiçbir mahsur yoktur. Amiraller de diğer herkes gibi düşüncelerini özgür bir biçimde ifade edebilir. Ama yöntem bu olmamalıydı.

Zaten bu nedenle yoğun biçimde eleştirdik, eleştiriyoruz.

Fakat yıllarca bu ülkeye büyük hizmetlerde bulunmuş, vatanperverliğinden kuşku duymadığımız Cem Gürdeniz gibi kıymetli isimlerin sabah 06.00'da polis baskınıyla ifadeye götürülmesi de son derece yakışıksız, son derece yanlış bir tutumdur.

İfadeye çağrıldığı takdirde hepsi zaten gidecekken, hükümet hukuk reformundan söz ediyorken bu artık Türkiye’de görmek istemediğimiz bir muameledir.

Askeri vesayetle mücadele edelim, sivil siyasetin önünü sonuna kadar açalım tamam ama bunu yaparken kıvamı kaçırmanın, rövanşizm duygusuyla yeni mağduriyetler yaratmanın âlemi yok.

Ergenekon ve Balyoz kumpasları da FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi de bu ülkede yeterince acıya neden oldu.

Artık bu travmaları geride bırakıp birbirimizle kucaklaşacağımız, yaraları saracağımız, demokrasinin, özgür tartışmanın önünü açacağımız bir döneme geçmeliyiz.

Ne eski Türkiye refleksleri ile siyasete ayar çekme girişimleri ne de rövanşist ve orantısız cezalar…

İkisinin de bu ülkeye hayrı yok…

 

Aytun Çıray keşke CHP’den hiç ayrılmasaydı…

Amiraller bildiri yayınlıyor; Aytun Çıray “Altına imzamı atarım” diyor, İYİ Parti Genel Başkanı ise bildiriyi en ağır şekilde eleştiriyor.

Şöyle bir bakınca, genel olarak partisinden çok daha sivri ve CHP çizgisine yakın çıkışlar yapıyor Çıray…

Bu haliyle “Keşke İYİ Parti’ye hiç geçmeseydi” diyesi geliyor insanın…

Bu arada İYİ Parti’de kamuoyuna yansıyan görüş ayrılıkları Aytun Çıray’ın çıkışlarından ibaret değil elbette…

HDP’li vekillerin fezlekeleri gündeme geliyor; kimi “Destekleyeceğiz”, kimi “Antidemokratiktir” diyor.

Ekrem İmamoğlu Pervin Buldanlı, Meral Akşener'li tweet atıyor; tepkiler yine bambaşka…

Parti içi çok seslilik ile parti içi dağınıklığı birbiriyle karıştırmamak lazım.

İYİ Parti bu görüş ayrılıklarına bir son vermez ya da parti adına kimin konuşacağını belirlemezse kimliksizleşecek ve seçmenin gözünde zayıflayacak, benden söylemesi…

 

Vallahi Fazıl Say eleştirisinde haklı

Daha bu amiraller bildirisi ortada yokken piyanist Fazıl Say muhalefete bir eleştiride bulundu.

CHP’nin yeterince cesur bir siyaset yapamadığını söyledi ve “Korku yılı olarak Atatürk’ten 100 ışık yılı gerisindesiniz. Bırakın korkuyu. Bize cesur insanlarla gelin. Sıkışıp kalmışlığınızı atın. Dertlerinizi atın. Nefes alın nefes! Güven verin" dedi.

CHP’nin kendi özgün duruşunu güçlendirmek yerine “Aman dostlarımız alınmasın, ittifaklar bozulmasın, sözlerimiz iktidara yaramasın” düşüncesiyle çekimser davranmasına karşı haklı bir isyandı bu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun amiraller bildirisi hakkında iyi ya da kötü hiçbir şey söylemeyip Türkiye’yi çalkalayan bu olay karşısında sadece “Bu sahte gündemler tutmaz. Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır" dediğini duyunca vallahi Say haklı dedim.

Galiba Kılıçdaroğlu “Amiralleri savunursam bana 'Darbeci' derler, savunmazsam Kemalist-Ulusalcı tabanımız kızar. Zaten ortalık karışık. Ben iyisi mi susup buna 'Sahte gündem' diyerek geçiştireyim” diye düşündü…

İşte tam da bu yüzden bu kadar önemli bir konuda siyaset üretememiş oldu…