• 18.08.2013 00:00
  • (3841)

 Gezi olayları patlak verdiğinde “sandık her şey değildir” diyerek darbeciliğe meşruiyet üretmeye çalışanlar, Mısır’daki darbeyi de “demokrasinin önünü açtığı” savıyla alkışladılar. Ancak hayat öğreticidir; darbeden “demokrasi” çıkmayacağını, demokrasi dışı müdahalelerle “demokratik bir sistem” kurulamayacağını bir kez daha gösterdi. Mısır’da darbe çuvala sığmadı. Darbeciler kanlı yüzlerini gösterdi; General Sisi, son bir haftada binlerce sivili katletti ve öldürmeye de devam ediyor. 

Peki ya darbecileri alkışlayanlar ne yapıyor dersiniz? O yazarların bir kısmı şimdi tatilde, uzak denizlere yelken açmış ve olup biteni sessizlikle geçiştirmeye çalışıyor. Bazıları hala onursuz bir şekilde kıvırmaya çalışan yazılar döktürmekle meşgul. Biri, çocuk kandırır gibi Disneyland serüvenlerini anlatıyor, aralıksız. Hiçbir şey olmamış gibi boyuttan boyuta, filmden filme geçiyorlar, rahatlıkla. Kimisi de katliam karşısında yazılarına yansıyan duyarsız ve soğuk yüzünü gizlemek için “beni linç ediyorlar” diyerek, yavuz hırsız misali etrafa tehditler yağdırıyor. Katliam sürerken, yüzlerinde aynı pişkin gülüş, aynı umursamaz ifadeyle “demokrasi” dersi vermeyi de ihmal etmiyorlar. 


Mısır darbesini türlü saçmalıklarla savunanların kuşkusuz “demokrasi”, “hukuk” diye bir derdi yok. Bunlar ancak General Sisi kadar “demokrat” olabilirler. Mısır’da olduğu gibi, otoriterleşmekle suçladıkları iktidarı devirebilselerdi, yapacakları katliam Mısır’ı aratmayacak, kuracakları sistem de Kahire’dekinden farklı olmayacaktı. 
Bu ülke için hayal ettikleri, Mısırlı darbecilerden fazla değil. 


Batılı ülkelerin ve ABD’nin, Mısırlı darbecilere yeşil ışık yakmasından güç olarak Türkiye için de benzer bir model üretmeye çalışıyorlar. Gezi’den sonra gelen “Sıcak sonbahar” tehdidinin arkasında bu yatıyor; Mısır’daki darbecilerin Tahrir Meydanı’nda topladığı kitlelerin benzerini İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’daki meydanlarda bir araya getirebilirlerse, hükümeti düşürebileceklerine inanıyorlar. İç ve dış koşulların kendilerinden yana olduğunu düşünüyorlar. Kürtleri de yanlarına çekebilirlerse, Başbakan’ı devirebilecekler! 


Bir Disneyland senaryosu değil bu; Gezi’den sonra ciddi ciddi üzerinde durdukları bir kaos planı. Gezi’deki gençleri, “dinamik” tutmak için “forum” adı altında sokakta tutup, bir dahaki kalkışmaya hazırlıyorlar. CHP’li Hüseyin Aygün, Alevi-Sünni fay hattına “gerilim” yüklemeyi sürdürüyor; illegal sol örgütler, ülkeye soktukları silah ve mühimmatlarla suikast hazırlığı yapıyor. AK Parti Hükümeti’ne karşı toplumdaki bütün hassas sinir uçları ile oynuyorlar. İmralı-MİT uzlaşmasının bozulması için Kandil’i kışkırtıp duruyorlar. 


Sonuç alma ihtimalleri, başarı şansları yok. 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki kurulan tezgahlar nasıl neticesiz kaldıysa, bu kaos planı da boşa çıkacak. 
Mısır’da darbeciler kaybetti. Mısır halkı demokrasiye ölümüne sahip çıktı. General Sisi’nin artık Mısır’ın başında kalması imkansız. Darbeye yeşil ışık yakan Batı ve ABD, bu kadar kan döken bir diktatörü hiçbir şey olmamış gibi artık destekleyemez. Mısır yeniden seçimlere gidecek ve herkes sandıktan çıkacak sonuca saygılı olacaktır. 


Türk halkı da darbeye karşı direnen Mısırlıların yaptığından daha azını yapmaz, yapamaz. Demokrasiyi en az Mısırlılar kadar savunur, sahip çıkar. Halk, seçimle işbaşına getirdiği liderini, Disneyland soytarılarına yedirmeyecek kadar olgunlaşmıştır.