• 25.10.2017 00:00
  • (1436)

 Namı diğer Soros Osman (Kavala)’nın gözaltına alınmasına dışarıdan ve içeriden enteresan tepkiler yükseldi. ABD ve AB ülkeleri yetkilileri, gözaltıyla ilgili “kaygılı” olduklarını açıkladı. İçeride de bir grup Kavala’nın gözaltına alınmasını “siyasi operasyon”olarak değerlendirerek bundan hükümeti sorumlu tuttu. Kemal Kılıçdaroğlu ise gözaltıya tepkisini Erdoğan’a küfür ve hakarete vardırarak gösterdi; Erdoğan’a hain, ülkeyi yönetemez gibi ağır laflar etti.

Evet, nedense casusu olmayan, haini olmayan tek ülke Türkiye; başlatılan her soruşturmayla dalga geçen bir güruh var medyada. Bunlar, FETÖ örgütünün varlığını bile “paranoya”, “safsata”, “hayal ürünü” olarak millete kabul ettirmeye çalıştılar. Ama “paranoya” dedikleri örgüt, 15 Temmuz gecesi savaş uçakları, helikopterler, tank ve toplarla milletin üzerine saldırdığında ölü taklidi yaparak saklanmayı tercih ettiler.

Adına her ne deniyorsa ( liberal, demokrat, Batıcı vs.) medyadaki bu kalemlerin işlevi, millet aleyhine dönen işleri perdelemek ve mümkün olduğunca gizlemek. Türkiye, darbenin eşiğindeyken bile bunlar “Paralel devlet safsatası” diyerek FETÖ’ye zaman kazandırmaya çalışıyorlardı.

Bu medya şebekesi, yürütülen casusluk soruşturmalarıyla ilgili olarak da benzer bir algı faaliyeti yürütmekte. Casusluk soruşturmalarını gözden düşürmek için yapmadıkları hokkabazlık kalmadı. Şimdi Osman Kavala üzerine çalışıyorlar.

Kavala bir işadamı, sivil toplumcu sadece; gerisi devletin paranoyası tabii. Bu ülkede nedense tek bir casus bile yok. Kabul edeni de daha görmedik. Gülen ne kadar hocaysa, Osman Kavala da o kadar sivil toplumcudur.

İşin gerçeği şudur; bu ülkede hâlâ ciddi bir casusluk soruşturması başlatılmış değil. Osman Kavala için verilen tepkilere bakarak bunu anlayabiliyoruz; sahiden Batı’nın adamları alınmaya başlansa işi doğrudan işgale kadar vardırırlar. Şimdiki bağırışların sebebi “ona dokunma, buna dokunma, kimseye dokunma” anlamındadır. Küresel çetenin casuslarına sahiden dokunulduğunda bu ülkede çok şey değişir.

Bunların başında Kemal Kılıçdaroğlu geliyor. Kılıçdaroğlu’nun, FETÖ’nün kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçtiği tescilli değil mi? FETÖ ile bağlantılarında şüphe mi var? Herkesin malumu değil mi? En büyük casus, en büyük hainlik bu değil mi? Kim dokunabiliyor? Dokunulabiliyor mu? “Ama o parti lideri, siyasetçi” derseniz, sadece bir gerçeği ifşa edersiniz; Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmaz bir mevkiye saklandığını açıklamış olursunuz.

Sığındığı, saklandığı bu mevkiden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Hainler devlet yönetemez”diyebiliyor mesela. Cahil cesareti de demeyelim, hain cesareti onunkisi. Bu lafları ederken, arkasındaki Batılı güçlere güveniyor.

Ne var ki Türkiye değişiyor, Kemal Bey de son demlerinde sayılır. Bugünler de geçecek; gerçekten bu ülkeye hainlik edenler siyasi partilerin, cemaatlerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın başında kalamayacaktır. Casusu olmayan, çiçek gibi ülkemizde o günleri de göreceğiz.